'Babam için resim yapmışlardı'

'Babam için resim yapmışlardı'
Kurtuluş Savaşı döneminde doğu cephesi komutanlığını yapan Kazım Karabekir Paşa'nın kızı Timsal Karabekir Yıldıran, Ermenilerin sözde soykırım iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, o yıllarda Trabzon'da bulunan Ermeni çocuklarının babasına yolla

Ermeni çocuklarının babasına yetim babası Kazım Karabekir Paşamız diye başlayan yazısının şimdiki iddiaları yalanladığını kaydeden Yıldıran, Ermenilerin o zamanda maşa olduğunu, şimdi de maşa olarak kullanıldığını söyledi.

Ermeni çeteleri'nin Katliamına Uğramış Mağdurlar Derneği (Eçkum-Der) tarafından düzenlenen 'Silahla değil, kalemle savaşmalıyız' konulu konferansta katılmak üzere Van'a gelen Timsal Karabekir Yıldıran, beraberinde bulunan kızı Uğur Ayasbeyoğlu ve manevi oğlu önder Gülbahar ile Van Ticaret ve Sanayi Odası (VATSO) konferans salonuna geldi.

Burada davetliler tarafından sevgiyle karşılanan Yıldıran, babası, sözde soykırım iddiaları ve savaş yıllarına değindi.

Babasının çocukken dahi bir Rus general tarafından suikasta maruz kaldığını anlatan Yıldıran, "Babam çocukken bir Rus generalin bulunduğu bir toplulukta subay elbisesiyle ortalıklarda geziniyor. Rus general kendisini çağırıyor. Babama sen büyünce ne olacaksın diyor. Babamda kumandan olacağım diyor. Rus general nedenini sorduğunda babam 'yurduma göz dikenin gözlerini oyacağım' diyor. Rus general 'çok etkilendim çocuğunuzdan. İzniniz olursa oğlunuza bir hediye göndermek isterim' diyor. Büyük babamda bunda bir sakınca görmüyor. Akşam eve bir paket geliyor. Paketin içinde bir tabanca çıkıyor. Tabancanın oyuncak olduğunu zanneden dedem tabancayı kurcalarken tabanca ateş alıyor ve ninemin gözünün yanından mermi geçiyor. Yani Rus general ileride kendisine tehlike zannettiği küçücük kumandana bir suikast hazırlamış" dedi.

YAŞADIĞIMIZ SAĞ-SOL OLAYI BöL, PARçALA, YUT OYUNUNUN PARçASIYDI
Savaş yıllarında Ruslara karşı savaşa giderken Allah'u Ekber Dağlarında 90 bin askerin donarak şehit olduğuna değinen Yıldıran, "Eğer donarak ölmeselerdi, çanakkale'de Osmanlı'nın bir ordusu olacaktı. Bu vatan üzerinde devamlı oyunlar oynandı, oynanıyor ve oynanacak. Ama bizim şehitlere vereceğimiz hesabımız var. Şu 20'li yaşlarını görmemiş gencecik fidanlar bu vatan için öldüler. Gençliğimde benim yaşadığım ızdıraplı bir dönem vardı. Sağ-sol çatışmaları vardı. Kardeş kardeşi vurdu. Bu oyunun bir parçasıydı. Bu böyle devam eder gider. Alevi, Sünni, Türk, Kürt gibi. Olay böl parçala yut. İşte biz bu oyunlara gelirde vatanımıza ziyan verirsek bu şehitlerin 2 eli bizim yakamızda olacak. Hintli asker ezan okuduğu zaman namaza duruyor. Türk askeride namazdadır. Hintli, bu benim din kardeşim onu öldürmem dediği zaman İngilizler hepsini kurşuna diziyor. Sen Türkü öldürmezsen biz seni öldürürüz diyorlar" ifadelerinde bulundu.

Babasının savaş yıllarında yazdığı bir telgrafı okuyan Yıldıran, o dönemde hac vazifesine ve kurban bayramına babasının değindiği cümleleri okudu.

Yıldıran, "Telgrafta, 'Yüzlerce İslam, Rus, İngiliz, Fransız zulmü nedeniyle hac görevini yapamadılar. Bu Gayretullah'a dokunacaktır. Gelecek yıl muzaffer olarak elbette Allah'ın huzurunda olacağız. Her evde tekbirlerle kurbanlar kesilirken, bu kurban bayramı gönünde bizde Kerevizdere'de çanakkale'de verdiğimiz kurbanlara Fatiha okuyalım. 14 Fırka Kumandanı Kaymakam Kazım Karabekir Kerevizdere' yazıyor. Destan üzerine destan yazmış Türk milleti çanakkale'de. Gelin görün ki uğursuz bir Mondros Ateşkesi imzalanmış, yenik sayılmışız. Mondros imzalandı geri dön diyorlar. Tebriz'e kadar düşmanı kovalayarak gitmişti babam. Doğuyu 40 yıl esaretten Kars'ı kurtarmıştı. Fakat geri dönecektir." şeklinde konuştu.

Babasının Trabzon'a gemisiyle gittiği görev sonrası döndüğünde İstanbul'u şöyle anlattığını belirten Yıldıran, "İstanbul Boğazı'ndan girdiğim zaman sağlı sollu tabyalarda İngiliz, Fransız bayrakları dalgalanır gördüm. Sarıyer önlerinden geçerken bir Türk zabitin ızdırapla kıvranışına şahit oldum. Türk gemisinde İngiliz ona şu emri vermişti, 'Türk bayrağını indir yerine İngiliz bayrağını çek'. Hayatımda hiç bu kadar acı çekmemiştim. Fakat o an karşımda Süleymaniye Cami, vakurla yükselen minareleri bana şu kararı aldırttı. Tek dağ başında mezar oluncaya kadar çarpışacağım. Küstah bir Fransız general Fatih Sultan Mehmet'i taklit ediyor. Beyaz bir ata binmiş İstanbul'a giriyor." dedi.

Yıldıran'a konuşması sonrası VATBO Başkanı Zahir Kandaşoğlu, Eçkum-Der Başkanı İkram Kali birer plaket verdi.

Yıldıran, Eçkum-Der tarafından organize edilen 'Silahla değil, kalemle savaşmalıyız' konulu konferans sonrası konferansa katılan tüm davetlileri İstanbul'da bulunan müzeyi ziyaret etmeye çağırdı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.