Kılıç'tan demokrasi vurgusu
Olağanüstü dönemlerde yapılan anayasaların, tepki sonucu oluştuğunu hatırlatan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim kılıç, toplumun bir çok kesiminin katı ve ideolojik dogmalardan arınmış bir anayasa arzu ettiğini vurguladığı konuşmasında “Böyle bir özlem var. Dönüşüm hızla siyasal yapıya da etkilemekte ve zorlamaktadır. Bu anayasanın müzakereci bir ortamda hazırlanması gerekir. Son bir yıldır hukuk-siyaset ilişkisi hassas bir boyut kazandı. Mahkemeye gelen bazı davalar nedeniyle yoğun tartışmalar çıktı ve son bir yılda siyaset ve hukuk ilişkisi hassaslaştı” değerlendirmesinde bulundu.
YARGIYA GÜVEN SORUNU
Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumlar ve kişiler şu ve bu sebeple mahkeme kararlarını beğenmeyebilirler. Ancak bu eleştiriler kararların bağlayıcılıklarını ortadan kaldırmaz. Tüm kurumlar güçler ayrıcalığına bağlı kalırsa sorunlar çözülebilir. Yargı yalnızca kendi içerisinde işlevsel bir denetime sahiptir.”
YARGIÇ’IN MİSYONU
Hukukun üstünlüğünün yargıcın üstünlüğü anlamına gelmediğinin de altını çizen Kılıç, “Belirli bir noktadan sonra tarafsızlığını yitirmiş olan yargıç hukukun üstünlüğü temsil edemez. Yargıç anayasanın verdiği görev dışında misyon üstlenemez. Uluslararası kurumların yargıyı etkileme girişimleri dikkatle izlenmektedir. Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik baskı girişimleri üzüntü vericidir. Hukuk keyfi yönetimlere karşı bireylerin son sığınağıdır. Hukuka güvenin azalması sonun başlangıcı olur. Demokrasilerde karar alma sürecinde çoğunluk belirleyici olur. Demokrasilerde çoğunluğun mutlak iktidarı da sınırlandırılabilir. Anayasa Mahkemesi üye oluşumuna parlamentonun katılmaması eksikliktir” diye konuştu.
“KONUŞAMADIĞIMIZ YERDE ÇATIŞMA ÇIKAR”
Kılıç, “Bireyin ne düşüneceğine, nasıl yaşaması gerektiğine karar vermek ancak dayatma il açıklanabilir” dedi ve ekledi: Irkı ve rengi ne olursa olsun, inansın ya da inanmasın her insanın düşündüğünü ifade etmesi önemlidir. Bireylerin kendilerine ifade etmeleri, konuşabilmeleri barış getirir. Konuşamadığımız yerde çatışmalar kaçınılmaz olacaktır. herkesin kendi kimliği ile ortaya çıkmasını sağlayan onurlu bir hayat önemli. Herkesin aynı şekilde yaşamaya zorlandığı bir ülkede çoğulcu demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Vesayetçilik bireyin ve toplumun iyi ve kötü ayırımı yapamayan varlıklar olarak görülmesinden kaynaklanır.”
GÜVEN BUNALIMINA DİKKAT ÇEKTİ…
Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türk Milleti demokratik laik ve siyasal gelişimini büyük bir özveri ile sürdürmeye devam etmektedir. Dinin devlet yönetimi ve siyasetten arındırılarak özgür yapısı içinde kılınması ve bir arada yapılması toplumun güvencesi altındadır. Bir azınlığın ya da çoğunluğun siyasal katılımdan uzak tutulduğu bir yerde demokrasiden söz edemeyiz. İşte tam bu noktada laik devlet ile yaşamsal değerlere ihtiyaç duyulmaktadır. Gücünü özgürlüklerden alan demokrasinin özgürlük alanını genişlettikçe bağışıklık sistemini geliştireceği açıktır. İnsanlık onurunu işkenceye tabi tutan bir yönetim anlayışı çağdaş dünyada yer alamaz. Çağın kenar mahallesinde yaşamamak için, kimliğimizi kaybetmeden bütünleşmek gerek. Evrensel kavramlara farklı anlamlar yükleyerek yaşamak çağdaş dünya ile bağlarımızı koparacaktır. Sorunlar ötelenmekte gerginlik tırmandırılmaktadır. Toplumda ciddi bir güven bunalımının olduğu saklanamaz hale gelmiştir. Gücü elinde bulunduranların karşılarındakilerin korkularını ortadan kaldırmadığı sürece çatlak büyüyecektir.”
“KORKULAR DEĞERLENDİRİLMEYE ALINMALI”
“Hayat tarzının ideoloji haline geldiği bir ortamda korkular acilen değerlendirmeye alınmalıdır. Birlikte yaşama koşulları daha da ağırlaşacaktır. Şu günlerde kişisel toplumsal ve kurumsal uzlaşıya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Siyasi kutuplaşmaların ağır bedeller ödettiği hepimizin malumudur. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde çözülemeyecek bir sorun yoktur. Demokratik hukuk devleti bu sayede güçlenerek çıkacaktır.”
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”
“Tek bir Türkiye var. Kaptanından güvertedeki yolcuya kadar hepimiz aynı gemideyiz. Bunun huzurlu bir şekilde yol alması hepimizin en büyük amacı olmalıdır. Gün körükleme günü değildir. Farklılıklarımızı zenginlik kabul edip elimizden geleni yapma günüdür. Demokratik laik ve sosyal hukuk devleti olarak bir adım daha atma günüdür.”
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.