Endişeler boş değil
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun yurtdışından 40 bin İngilizce öğretmeni getirilmesini öngören projesi “misyonerlik endişesini” gündeme taşıdı. 1960’lı yıllarda “Barış Gönüllüleri” adı altında ABD’den Türkiye’ye gelen öğretmenlerin misyonerlik faaliyetlerinde bulunduklarının ortaya çıkmış olması “endişenin örneği var” yorumlarına yol açıyor.
ONLAR DA KANUNLA GETİRİLDİ
1962’de İnönü Hükümeti tarafından çıkartılan “ABD Barış Gönüllüleri Adlı Amerikan Teşekkülünden Faydalanma Hususunda Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Yapılan Anlaşmaya Ait Teati Olunan Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” çerçevesinde ABD’den Türkiye’ye 1201 İngilizce öğretmeni getirildi. Bunların dörtte birinden fazlası Ankara’da görev yaptı. Merkezleri Ankara Cinnah Caddesindeki Amerikan Kültür Derneği binası içindeydi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine gönderilmeyeceği taahhüt edilmesine rağmen yaklaşık onda biri bu bölgelere gönderildi, geri kalanların çoğu da her hafta sonu ve tatil günlerini özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da geçirdiler. Barış Gönüllülerinin Türkiye’ye geliş amacı ülkemizi yakından tanımak, Amerikalıları Türklere tanıtmak ve ülkemize kalkınma hususunda becerikli iş gücü ile yardımcı olmaktı.
TAAHHÜDÜN DIŞINA ÇIKARAK, DOĞU’YA YÖNELDİLER VE…
Ancak bu öğretmenler 1970 yılına kadar özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki okullarda “İngilizce eğitimi” adı altında çeşitli faaliyetlerde bulundular. Sonradan bu öğretmenlerin Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar oldukları ortaya çıktı. Bunlar Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardı. Birçok vatandaşımıza inanılmaz vaatlerle din değiştirme telkinleri yapmışlar; etnik ve dinsel ayrımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını ‘’bilgi’’ haline dönüştürerek, ABD’deki çeşitli istihbarat birimlerine aktarmışlardı. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmının da doğrudan doğruya kiliselere gittiği anlaşılmıştı. Kimi tarihçilere göre, 1962-1970 yılları arasında Türkiye’de Barış Gönüllüleri adı altında faaliyet gösteren bu öğretmenler terör örgütünün güçlenmesinde etkili oldular.
AMAÇLARI
Tarihçilere göre Barış Gönüllüleri’nin amacı şöyleydi: “Az gelişmiş ülkelerde Amerikan dünya görüşünün ve siyasal, askeri nüfuzunun yayılmasını ve benimsenmesini sağlamak. Amerika yararına çalışacak etkili kurumlar ve aydınlar grubu yetiştirmek. Amerika’nın şiddet eylemlerini ve genişleme politikasını şirin gösterecek eylemlerde bulunarak siyasal havayı Amerika’dan yana oluşturmak.”
SOYKIRIM YALANININ MİMARLARI
Araştırmacı Bülent Pakmak, Barış Gönüllüleri’nin Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgili şunları söylüyor: “Türkiye’de bunlar CIA ajanı olarak istihbarat toplamışlar, geleneksel konukseverliğimizden yararlanarak Anadolu insanının evlerinin içine kadar rahatça girmişler, Türkiye’nin hassas taraflarını araştırmışlar, feodal, etnik ve mezhepsel yapısını, sosyal durumunu, bölgesel etnik ve inanç farklılıklarını, politik yapıyı incelemişler, geçmiş etnik olayların izlerini araştırmışlar, Doğu Anadolu’da eski Ermeni mezarlarının fotoğraflarını çekerek yıllar sonra “işte bunlar Türklerin soykırım yaptığının kanıtı” diye Dünya’ya afişe etmişler ve günümüzün ayrılıkçı Kürt hareketinin temellerini atmışlar, bir bölümü de misyoner faaliyetler yürütmüşler, Amerika’nın ideolojisi için altyapı oluşturmaya çalışmışlardır. Söz konusu fotoğraf çekmeleri sadece mezarlıklarda kalmamış, mecazi anlamda da Türkiye’nin etnik fotoğrafını çekmiş yani etnik envanterini ve haritasını çıkarmışlardır.”
KONCUK: MİSYONERLİK MEŞRU HALE GELİR!
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkan Vekili ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk da, MEB’in 40 bin yabancı öğretmen istihdamı ile ilgili projesine tepki gösterirken, 1960’lı yıllarda ABD’li öğretmenlerin ülkemizde yürüttüğü bu faaliyetleri hatırlattı. Koncuk “Sayın Bakan’ın bilmediği bir husus var: 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nden birçok öğretmen gönüllü olarak Türkiye’ye geldi. Ancak bunun eğitimimize hiçbir faydası olmadı. Aksine bu öğretmenler Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinde bulundu. Böyle bir projenin uygulanması halinde de Türkiye’de misyonerliğin meşru hale gelmesi hükümet eliyle sağlanmış olacak ve bunun şerefi de hükümete ve Sayın Bakan’a ait olacaktır” dedi.
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.