'Bu tamamen Diyanet mensuplarına atılan bir iftiradır'
Görmez, CNN Türk Televizyonunda çıktığı canlı yayında soruları yanıtladı.
"Güneydoğu'da imam krizi" başlığıyla yer alan haberlere ilişkin Diyanet'in tepkisinin sert olduğunun belirtilmesi üzerine Görmez, tepkilerinin sert değil, hikmetli olduğunu düşündüğünü söyledi. Görmez, tepkilerinde "kadirşinas olun, daha dikkatli olun" şeklinde çağrıda bulunduklarını ifade etti.
Cami kelimesinin toplayan anlamına geldiğine dikkati çeken Görmez, "Toplarken biz, kapıda durarak sizin renginiz ne, siz hangi dili konuşuyorsunuz, hangi ırktansınız, zaten cami ve ibadet her türlü ırk ayrımını, ayrımcılığı ortadan kaldırmak için Yaratıcımızın sürekli fiili olarak bize yaşattığı bir iştir" dedi.
Prof. Görmez, şöyle konuştu:
"Caminin birinci safı zenginlerden, ikinci safı fakirlerden oluşmaz. Bir safı Türklerden, bir safı Kürtlerden, Zazalardan oluşmaz. Yaratıcımız camide de ibadette de insanların kendi huzurunda ne kadar eşit olduğunu gösterir. Hacca gideriz, herkes bütün dünyalık elbiselerinden sıyrılır ve herkes beyaz bir kefen giyer, böylece Yaratıcımız bu ibadetleri bize yaptırırken her türlü ayrımcılığa nasıl karşı olduğumuzu ortaya koymamızı fiili olarak bizden ister. Dolayısıyla bizi zaten her türlü ayrımcılıktan korumak ve kurtarmak için var olan camiye de ayrımcılığı sokmak kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Ona alternatifler oluşturmak sokakta, şurada, burada. Bu gerçekten halkımızın kabul edebileceği bir şey değildir. Bunu doğru bulmuyorum. Özellikle ayrımcılığı cami üzerinden yürütmeye kalkışmak hiçbir dinin, ahlak sisteminin kabul edebileceği bir şey değildir."
-"DİN GÖREVLİLERİNE ATILAN İFTİRA"-
Güneydoğu'daki imamların JİTEM mensubu gibi çalıştığı iddialarına da yanıt veren Görmez, bu sözün 100 bini bulan din görevlilerini üzen ve rencide eden bir söz olduğunu söyledi.
Görevlerinin emniyet değil "iman görevi" olduğuna işaret eden Görmez, insanlara inançlarını anlattıklarını belirtti. İnsanlara imanlarının çok iyi anlatılmasıyla emniyetin de gelişeceğine dikkati çeken Görmez, "Bu toplumda Diyanet mensupları sadece kendi görevlerini yaparlar. Biz sadece din eğitimi aldık. İnsanlara hizmet eğitimi aldık. Bu tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı mensuplarına atılan bir iftiradır. Bunu kabul etmek asla doğru değildir" diye konuştu.
Bölgede görev yapan imamların endişe taşıyıp taşımadıkları sorusuna da Görmez, şu yanıtı verdi:
"Ben hiçbir endişe taşımıyorum. Arkadaşlarımın da hiçbir endişe taşıdığını zannetmiyorum. Çok yüksek bir öz güvenle kendi görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Bu yazılıp çizilenler de çok marjinal şeyler.
Herkes Bilge Köyü'nde kaybettiğimiz Kazım Ozan hocayı hatırlasın. Buradan gitti. Ankara'nın Beypazarı ilçesinde dünyaya gelmiş bir kardeşimizdi. İmam Hatip Lisesini bitirdi, eğitimini aldı ve Bilge Köyü'ne gitti. Köyde köylüyle ve köylü çocuklarıyla iletişim kurmak için önce Kürtçe öğrendi. Sonra biz vefatından sonra öğrendik ki kendi maaşının yarısıyla çocuklara hediyeler alarak, bisikletler alarak, nitekim öldürüldüğünde düğün yapılan evde herkese namaz kıldırırken öldürüldü o genç. Herkes zihnini şöyle bir yoklasın. Katliam yaşandıktan sonra köyün küçücük çocukları ellerinde Kur'an'la mezarların başında Kur'an okuyorlardı. O çocukların hepsi Kazım Hoca'dan ders alan çocuklardı. Nitekim öldüren katiller dahi daha sonra mahkemede itirafta bulundular; 'bizi en çok üzen Kazım'ın orada olması ve ölmesiydi' diye itirafta bulundular. Kazım hoca bir tane değil, çok Kazım hoca var. Orada görev yapan bütün arkadaşlarımız Kazım hocanın o yüksek öz güveniyle hizmet etmeye devam ediyor. Hiç kimsenin bir endişesi olmasın."
AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.