Adım adım gelen dev tehlike
Sakarya’da geçtiğimiz gün DTP’nin dayanışma gecesi adıyla düzenlediği kapalı salon toplantısına tepki gösteren kalabalık bir grubun salon önünde saatlerce gösteri yapması, taşkınlığın artması ile birlikte salonun taşlanması ve olayların büyümesi ile birlikte salonda bulunanlardan birinin havasızlıktan kalp krizi geçirerek ölmesi büyük tedirginliğe neden olurken, uzmanlar polisiye tedbirlerin yetersizliğine dikkat çekerek uyardı.
MANTIK TANIMAZ BİR DUYGUSALLIK…
üzücü gelişmeleri değerlendiren MAZLUMDER Genel Başkanı ömer Faruk Gergerlioğlu, “Türk milliyetçiliği ve Kürt milliyetçiliği gittikçe artan bir dozda akıl, mantık tanımaz bir duygusallık içine giriyor” diyerek konunun geniş bir tahlilini yaptı. İşte sorunun kaynakları, ortaya çıkan sonuçlar ve çözüm önerileri:
ERGENEKON KOKUSU HER YERDE
“Güneydoğudan gelen asker cenazeleri yurdun dört bir tarafında bir acıyı ve öfkeyi körüklüyor. ölümün çaresizliği, geride kalan annelerin, eşlerin, çocukların yürek burkan görüntüleri fırsat kollayan uzun vadeli kinleri yeşertiyor. Duygusal ortamlar sonuçta yüzyıllardır kardeş olmuş insanların birlikteliğine tırpan vuruyor. Yükseltilen milliyetçi dalga ulusalcı yönlendirmelerle yeni cinayetlere imza atmaya başlıyor. örneğin Yasin Hayal, Hrant Dink cinayeti sonrası halen “Dink ve Pamuktan iğreniyorum” diyor. ülkenin bölünme eşiğine geldiğini düşünen kişiler kullanılmaya müsait bir ruh haline kolaylıkla girebiliyorlar. Yasin Hayal Trabzon’da Mc Donalds’ı bombaladıktan sonra girdiği cezaevinde Veli Küçük tarafından ziyaret ediliyor. Bir müddet sonra Yasin Hayal’in Hrant Dink cinayetinde önemli rol aldığını öğreniyoruz. Gerginlik ortamı, heyecanlı ve kullanılmaya müsait kişiler ve her esrarengiz olayın altından çıkan Ergenekon tutuklusu emekli tuğgeneral Veli Küçük...”
“HER İKİ TARAFIN ŞAHİNLERİ GüçLENDİ”
“Güneydoğuda da tansiyon her geçen gün artıyor. PKK’ya sempati duymayan Kürt kitleleri şiddet içeren olaylardan sonra yoğun bir duygusal ortam içinde kalıyorlar. Nevruz kutlamaları sonrası güneydoğu’da 4 ölü ve yüzlerce yaralı olması ve herhangi bir taraf olmadığı belli olan kişilerin de güvenlik güçlerinin şiddetine maruz kalması ortamı daha da geriyor. Sorunun sivil siyasi hakların tanınması ile çözümü kolayken şimdiye kadar aslında zor olan şiddetin belinin kırılması yolu tercih edildi. Şiddetin beli kırılmak şöyle dursun silahların konuştuğu ortamlarda hep silahlı çözüm yanlısı olan her iki tarafın şahinleri güçlendi.”
“ETNİK çATIŞMA TEHLİKESİ VAR”
“ülkede adım adım büyüyen bir gerginlik var. Adım adım büyüyen dev bir tehlike var. Etnik çatışma tehlikesi. Sivil siyaset alanının rahatlatılmamasından kaynaklanan büyük bir gerginlik var. ölümler, acılar ile beslenen ve kullananların ellerini oğuşturdukları bir büyük tehlike var. Belki yıllar öncesi meydana gelebilecek etnik şiddet olayları yüzyıllardır kopmaz bir bağ ile iç içe geçmiş Türk, Kürt kardeşliğinden dolayı oluşmuyordu. Bu Türkiye’nin büyük bir şansı idi. Fakat karşımızda bu potansiyeli hoyratça harcayan kamu yönetimi ve idarecileri var. Yapılan ciddi ve objektif anketlerle Güneydoğu insanının aslında bölünmeyi istemediği ve fakat insanlık haysiyeti ile bağdaşır bir yönetim ve güvenlik anlayışı bekledikleri anlaşılmaktadır.”
“TOPLUMUN HARCI OLAN DEĞERLER BERTARAF EDİLİYOR”
“Dindar ama dilinden de vazgeçmeyi düşünmeyen Kürt topluluğunu, kökü derinlere uzanan manevi boyutlu bir kardeşlik seçeneği ile karşı tarafın dışlayıcı olduğu ve çözümsüzlükten dolayı meşruiyet dışı yollar seçeneğinden başka bir yol kalmadığı düşüncesi ile karşı karşıya bırakırsanız çok tehlikeli bir gerilim oluşturmuş olursunuz. Yüzyıllarca bu toplumun harcı olan değerlerin yıllardır elitist ve dayatmacı bir zihniyet eliyle bertaraf edildiği ve toplumun temeline dinamit konulduğu hala fark edilmiyor mu?”
“BU SORUN OY KAYGILARI İLE GEçİŞTİRİLEMEZ”
“Kürt sorunu konusunda katı bir devletçi tavır yanlısı CHP’nin bile son kongresinde din’e ilişkin mesaj vermeye çalışması ve Kürtçe şarkılara izin vermesi dikkat çekicidir. ülke’de dini alandaki kısıtlayıcı uygulamalar ve Kürt sorunu oluşan büyük gerilimin önünü açmak sadece oy kaygıları ile geçici tavır değişiklikleri ile olmaz. Kalıcı ve toplumun her kesimini rehabilite edecek çalışmalara ihtiyacımız vardır. Yoksa öfke ve gerginlik büyüyor. Patlama noktasına dayanıyor. Bunu görmemek mümkün değildir. Sorunu sadece güvenlik tedbirleri ile çözmek ve legal toplantılara bile gözdağı vermek son derece mahzurludur. Hiç kimse salon toplantısı yapmaktan menedilemez. 850 kişinin bulunduğu bir salonun 1000 kişilik bir topluluk tarafından taşlanması çok tehlikeli bir sinyaldir.”
PEKİ, NE YAPILMALI?
“Yapılması gereken gecikmeden Kürtçe öğretim konusunda engellerin kaldırılması, Kürt kalkının geçici olarak değil kalıcı olarak halis niyetlerle ayrımcılığın biteceği yönünde ikna edilmesidir. Asker cenazeleri ile öfkeleri artan ve kitle psikolojisi ile dehşet verici olaylara girişen batıdaki halkın da Kürt sorunu konusunda yanlış genel siyasal politikaların bitmesi ile ancak sorunun çözümlenebileceğini bilmeleri gerekir.”
Engin Kaşdaş-habervaktim
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.