Binbaşı Mesten savunmasını yaptı
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Mesten, davanın sanıklarından İbrahim Sezer'den ele geçirilen DVD'deki ''ZM'' isimli belge nedeniyle ''örgüt üyesi olma'' suçlamasıyla 6 aydır haksız yere hapiste yattığını ve suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
Kendisine isnat edilen ''casusluk'' gibi suçların ağır suçlar olduğunu, buna karşın iddianamede bu suçlara dayanak teşkil eden delillerin yeterince ağır olmadığını savunan Mesten, dijital verilerin toplanma ve değerlendirilme aşamalarının sağlıklı olmadığını kaydetti.
Mesten, sanıkların birbirleriyle bağlantısının ispatlanamadığını, hakkındaki tüm iddiaların sanık İbrahim Sezer'in evinde ele geçirilen 11 nolu DVD içeriğine dayandığını ve aramalarda ele geçirilen belgelerde kendisiyle ilgili başka suç unsuruna rastlanmadığını ifade etti.
Zeki Mesten, 3 Ağustos 2010'da arama yapıldığını, 27 Ekim 2010'da da tutuklandığını hatırlatarak, bu süre zarfında istese delilleri karartabileceğini, kişileri uyarabileceğini ve kaçabileceğini belirtti.
Herhangi bir kişi tarafından rahatlıkla oluşturulabilecek delillerin kendisinden değil davada sanık olan bazı kişilerden elde edildiğini kaydeden Mesten, polis fezlekesiyle iddianamenin birebir örtüştüğünü, 11 nolu DVD'nin kendisi tarafından oluşturulduğuna dair raporun kendilerine sunulmadığını, dijital verilerin kesinliği olmadığını ve bu verilerle ilgili içerikleri kabul etmediklerini kaydetti.
-ÇIPLAK KADIN GÖRÜNTÜLÜ VİDEO İDDİASI-
Dava kapsamındaki kişileri tanımadığını ve adının yazılı olduğu notlardan da haberi olmadığını iddia eden Mesten, notların başkaları tarafından hazırlandığını, bu notların toplanmasına meydan verecek herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, iddianamede yer alan iki telefon görüşmesiyle ilgili Karamürsel Cumhuriyet Savcılığınca hakkında açılan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını söyledi.
Suç isnadının bu iddianamedeki isnatla aynı olduğunu, aynı delil Karamürsel Savcılığınca yeterli görülmezken burada hakkında dava açıldığını ifade eden Mesten, telefon görüşmelerinin de kadın doğum uzmanı olması nedeniyle hastalarıyla yaptığı konuşmalar olduğunu kaydetti.
Kendisini en çok üzen iddianın bir kadının çıplak görüntülerini çektiği iddiası olduğunu belirten Mesten, doktor olduğu için, görüntüde cinsel organında tıbbi cihaz bulunduğu belirtilen kadın ile kendisinin ilişkilendirildiğini söyledi.
Mesten, söz konusu videonun kim tarafından çekildiği ve videodaki kadının kim olduğu belli değilken görüntünün kendi çektiği bir görüntü olduğunun iddia edilmesini anlayamadığını ifade etti.
Söz konusu görüntülerin şantaj amaçlı kullanıma müsait olmadığını, karanlık ortamda çekildiğini ifade eden Mesten, basına ve internete sızdırılan video nedeniyle toplumda itibarsızlaştırılmasının amaçlandığını, ''dava sonucunda aklanması halinde bile bu rezaletin düzeltilemeyeceğini'' kaydetti.
Babasının 19 Şubat'ta vefat ettiğini, özel izin alarak cenaze törenine katıldığını belirten Mesten, ''Babamın cezaevinde ziyaret ederken bana son sözleri 'Bunca emeğim boşuna gidecek' olmuştur. Bu dava, ölmeden önce babamın üzüntüsünü ve sıkıntısını artırmıştır. Eşim ve oğlum da psikolojik olarak çok etkilendi. Buradan çıktığımda tüm ömrümü verdiğim mesleğimi nasıl icra edeceğimi bilmiyorum. Herkes mesleki başarılarımı bilir. Ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalarım vardır ve bunlara ulaşılabilir'' dedi.
Zeki Mesten, tutuklu olmasının davaya hiçbir katkısı olmadığını, tutukluluğunun devamının sebebi kalmadığını savunarak, tahliyesini istedi.
Tutuklu sanıklardan Merdan Metin de İTÜ Matematik Mühendisliği Bölümünü bitirdiğini, 1993'te savunma sanayisinde yazılım uzmanı olarak görev yaptığını, 2002'de TÜBİTAK'ta proje yöneticisi olarak çalışmaya başladığını belirterek, bugüne kadar çeşitli kurumlar için yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Türk Silahlı Kuvvetleri için geliştirdikleri elektronik istihbarat sisteminin beğenildiğini ve Genelkurmay Başkanlığının izniyle başka ülkelere de satıldığını söyleyen Metin, isminin geçtiği 78 nolu CD'de yer alan hakkındaki fişleme bilgilerinin yanlış olduğunu, CD'deki belgelerde 9 projenin karşısına isminin yazıldığını, bu projelerden dördünün TÜBİTAK'ta hiç yapılmadığını, dördünde de güvenlik açısından tasarrufu olamayacağını savundu.
''Devletin gizli belgesini verdiğim iddia edilen kişiye bu dosyaları verirken kendi adımı silip silemeyeceğimi akıl edip edemeyeceğimi size soruyorum'' diyen Metin, dosyaların bulunduğu kurum dışına çıkarılmasının suç olduğunu söyledi.
Metin, tahliyesini ve beraatini talep etti.
Metin'in avukatı Yaşar Ağsu da evinde suçlamalara konu 78 nolu CD bulunduğu iddia edilen tutuklu sanıklardan Emrah Küçükakça'nın, CD'nin evinde ne aradığının hesabını vermesi gerektiğini söyledi.
Bu davada müvekkilinin aynı zamanda müşteki konumunda olduğunu savunan Ağsu, duruşmaya müdahil olarak katılmak istediğini ifade etti.
Tutuklu sanıklardan Yücel Çipli ise suç örgütünün TÜBİTAK'taki hücre yapılanmasının sözde lideri olma suçlamasıyla yargılandığını ve bu suçlamaya kadar görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirterek, söz konusu suçların ülkesine hizmet etmeye odaklanmış, ülkesine bağlı bir askere yöneltilebilecek en ağır ithamlar olduğunu, 9'un dayatılıp 8'e razı edildiklerini ve kim tarafından hazırlandığı belli olmayan belgeler yüzünden 6 aydır tutuklu olduğunu kaydetti.
Sanıklardan birkaçı dışında hiç kimseyi tanımadığını, hiçbiriyle görüşmediğini, onlarla telefon veya elektronik posta yoluyla iletişim kurduğuna dair hiçbir emare olmadığını ifade eden Çipli, suça konu CD'lerin kurgudan ibaret olduğunu, iddialarla ilgili bulunmadığını, başka bilgisayarlarda üretilen şeylerin sanki kendi bilgisayarında üretilmiş gibi gösterildiğini, son kullanıcı olarak kendi isminin yer aldığı belgelerdeki tarihlerin hiçbirinde görevde olmadığını belirtti.
Yücel Çipli, ''Hiç kimse beni vatanıma ihanete zorlayamaz. İlişkilerimi kesmek zorunda bırakıldım. Suçsuzum, tahliye ve beraatimi talep ediyorum'' dedi.
Duruşma yarına ertelendi.
AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.