İhsanoğlu: Arap dünyası değişti
İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili olarak, "Bu ihtilaller artık Arap dünyasında hiçbir şeyin dün gibi olmayacağını, bugünün çok farklı olduğunu ve yarının tamamen farklı olacağını gösterdi" dedi.
İhsanoğlu, AA'ya yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki gelişmelerin gerçekten tarihi günler olduğunu dile getirerek, bu hareketleri "halk ihtilalleri, gençlik ihtilalleri, sokaktaki insanın ihtilalleri, lidersiz ihtilaller, teşkilatsız ihtilaller" olarak tanımladı.
Türkiye'nin 1839 Tanzimat Fermanı ile geçirdiği önemli dönüşümü Arap dünyasının çok geç gördüğünü anlatan İhsanoğlu, bölgede Türkiye'nin bir model ülke olarak görülmesi konusunda da şöyle konuştu:
"Türkiye'nin İslam ülkeleri için bir model olup olmadığı meselesini tartışmak çok yönlü bir meseledir. Basit bir mesele değildir. Türkiye bu noktaya ulaştıysa Tanzimat'tan bu yana tarihi bir gelişme var, ihtilaller, isyanlar, savaşlar var, başbakanlar asılıyor, hükümetler değişiyor, cuntalar oluşuyor. Ve sonunda demokrasi adım adım bugünkü hale geliyor. Bunların arkasında Türk ekonomisinin dönüşümü var, sanayileşmenin oluşumu, burjuvazinin oluşumu var. Aydınlanma hareketi var. Okuma yazma oranının yükselmesi, üniversite sayılarının artışı, iletişim modern iletişim ve sosyal iletişim teknolojisinin çok yaygın olması var. Tabi ki bütün bunların bir başka ülkede olması mümkün değil."
Özellikle Arap dünyasının Türkiye'nin bir Müslüman ülke olarak geldiği noktayı sorguladığına dikkat çeken İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Tabii ki herkes şunu söylüyor: 'Türkler Müslüman bir millet. Bir Müslüman millet gerek ekonomik, gerek anayasal düzen, gerek siyasi olarak bunları yapabiliyorsa bizde Müslüman ülke olarak bunu yapabiliriz' diyorlar. Türkiye'nin bir çok durumundan istifade edebilirler.
Gelelim model meselesine. Mısır'daki, Tunus'taki hadiseyi ele aldığınız zaman bu devrimin oluşumundan önceki durum ile bugünkü durum Türkiye'ye paralel değil. Daha çok Endonezya'daki 1990'lı yıllara benziyor. Suharto'nun düşüşü, diktatöryel bir rejimin düşüşü. Uzun yıllar bu ülkeyi tek başına idare ediyor ve demokratik bir baskı altında rejim çöküyor. Ordunun hakimiyeti sona eriyor ve partiler siyasi hayatın birer unsurları olarak devreye giriyorlar. Ama herkesin örneği farklıdır. Mısır'daki ile Tunus'taki seyir de bir değildir. Mısır'da anayasa modeline göre devlet başkanı devleti idare ediyor ve kabine kurduruyor, kurucu meclis kuruluyor, parlamento kuruluyor. Ancak bir kişi tüm ülkeyi yönetiyor."
-"İKTİDARLAR HALK İÇİN DEĞİL"-
Orta Doğu'daki rejimlerin yapısını ele alırken yönetimlerin, iktidarların halk için olmadığına işaret eden İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Düne kadar hala bazı yerlerde halk iktidar için vardı, rejimi korumak için vardı. Rejimler halka hizmet etmek için yoktu. Bugün bu yıkılıyor. Ve bugün Tunus'ta, Mısır'da, Libya'da, Suriye'de, Yemen'de halkın ayaklanması arkasında çok önemli faktörler vardır. Nüfusun yarısına yakını genç. Bu genç nesiller doğdukları günden ayaklandıkları güne kadar bir tek kişinin fotoğrafını görüyorlar. Her şey o kişi için oluyor. İstedikleri işi bulamıyor, hürriyetin tadını bilmiyorlar, onurlu bir hayat yaşamaktan mahrumlar. Devletlerin bütün imkanlarını kendileri için değil, rejim için kullanıyorlar. Bütün bunlar bu isyanın oluşması için baskı yapan faktörlerdir."
Daha geniş açıdan bakıldığında, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya devletlerinin dalga dalga hürriyetine kavuştuğuna dikkati çeken İhsanoğlu, bunların bir kısmını demokrasiye kavuştuğunu, bir kısmının demokrasiden uzak totaliter rejimlerde yaşadığını anlattı.
Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla bu bölgelerde demokrasi hareketi başladığına işaret eden İhsanoğlu, "Dalga dalga eski Sovyet rejiminde, Afrika'da, Latin Amerika'da, Asya'da bunlar oldu. Bir tarih akışı dışında kalan bazı Orta Doğu ülkeleri, onlar da 17 Aralık 2010'da başlayan hareketler ile tarihi akışın içine ve tarihi bağlamın içine girdiler" dedi.
-"SURİYE'DE REFORMLAR BİR AN ÖNCE YAPILMALI"-
Suriye'deki olayları da değerlendiren İhsanoğlu, bu ülkede reformların bir an önce gerçekleştirilmesi ve halkın taleplerine cevap verilmesi çağrısında bulunarak, Suriye'nin Orta Doğu barış süreci ve bölge ülkelerinin istikrarı için çok önemli bir ülke olduğunu kaydetti.
'İKT'nin bu dönemdeki rolü' hakkındaki soru üzerine İhsanoğlu, çok yoğun bir diplomatik trafik yaşadıklarını söyledi.
İhsanoğlu, "Bizim açımızdan İKT olarak yeni vizyonumuz, yeni şartımız var. Ve bizim 2005'den beri oluşturduğumuz İslam dünyası için yeni vizyonumuzun gereği olarak bu ülkelerin bir an evvel hür ve onurlu bir siyasi gelişme zemini içerisine girmesi gerektiğini bildirdik. Yani hükümetler halkın hizmetinde olmalı, ama maalesef değiller. Halk hükümetlerin hizmetinde değil, anayasaların totaliter bir sistemden daha demokratik bir sisteme getirilmesi gerekir. Basın hürriyetinin düzenlenmesi lazım. Bunlar olmazsa halklar eskisi gibi boyun eğmeyecektir ve bu görülmüştür. O bakımdan bizler bunları teşvik ediyoruz" diye konuştu.
-"TÜM ÜLKELERLE TEMAS HALİNDEYİZ"-
Devrim hareketlerinin başladığı tüm ülkeler ile 24 saat boyunca temas halinde olduklarını dile getiren İhsanoğlu, Mısır, Libya, Tunus ve Suriye ile diğer ülkelerle diplomatik temaslarını devam ettirdiklerini kaydetti.
İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Gerek ülke yöneticileri ve gerekse bu konu ile ilgilenen uluslararası aktörlerle de temas halindeyiz. Temennimiz bunların diyalog ile çözülmesi ve vatanperver gruplar ile hükümetler arasında diyaloğun olması. Bazı hükümetler bazı grupların dışarıdan beslendiklerini söylüyorlar. Biz, 'vatanperver gruplar ile temasta olun ve ilişkilerinizi güçlendiriniz' diyoruz. Tunus ve Mısır tecrübesi gösterdi; iktidar ve iktidar başındaki yöneticiler halkın taleplerini ilk olaylar olduğunda cevaplandırsalardı bu kanlı olaylar olmazdı ve daha kansız bir geçiş sağlanırdı. Bu olmadı. Bu iki örnekten ders alınmalıdır kanaatimce."
AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.