'TBMM hala neyi bekliyor?'

'TBMM hala neyi bekliyor?'
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından gerçekleştirilen 118. başörtüsüne özgürlük eyleminde bu hafta, 12 Eylül despotizminin devam ettiğine dikkat çekilerek, polisçe tescillenen darbe günlükleri için “TBMM hala neyi bekliyor?” diy

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu İnanca saygı ve başörtüsüne özgürlük için 118. hafta eylemini Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında gerçekleştirdi. Eylemde yapılan açıklamada ülkedeki temel sorunun 12 eylül despotizmi olduğuna vurgu yapılarak, sivil ve özgürlükçü bir anaya ile sorunun üstesinden gelinebileceğinin altı çizildi.

“ÜLKEMİZİN TEMEL SORUNU 12 EYLÜL VE ANAYASASI”
Platform adına basın açıklaması Öğretmensen Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nuri Bayrak tarafından okundu. Açıklamada, “Ülkemizin temel sorunu 12 Eylül despotizmin hala her yerde yaşıyor olmasındandır. 12 Eylül despotizmi hazırladığı Anayasasıyla ülkeyi karanlığa gömmüştür. Ülkemiz hala 12 Eylül despotizminin karanlığından çıkamamıştır” denildi.

Açıklama’nın diğer önemli ayrıntıları şöyle:

ÜNİTER YAPININ KORUNMASI ALDATMACASI
“Halkına karşı böl parçala, sustur ve yönet taktiğini uygulayan despotizm, ‘ötekileştirme’ üzerinden uyguladığı baskıcı politikalarını ‘devletin üniter’ yapısını koruma gereği olarak temellendirmektedir. ‘Üniter yapının korunması’ temellendirmesi tam bir aldatmacadır. Üniter yapıyı tehdit eden, 12 Eylül despotizminin resmi ideolojisi ve anayasasıdır. Farklılıklarla birlikte yaşamayı ve temel insan haklarını esas alan bir anayasa üniter yapıyı koruyabilecekken; ötekileştiren, tek tipleştiren ya da var olanı yok sayan despotik anlayış ülke içi barışı ve kardeşliği tehdit etmektedir.”

12 EYLÜL NELERE MAL OLDU?
“Açıklamada ayrıca, 12 Eylül’ün neden olduğu olumsuzluklar şöyle sıralandı:
Eğer bu ülke etnik bir çatışmaya doğru sürükleniyorsa sebebi: 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.

Eğer bu ülkede bir Kürt kendini yurttaş olarak hissedemiyor ve farklı arayışlar içine giriyorsa bunun sebebi: 12 Eylül despotizmi ve onun etnik kimlikleri yok sayan özgürlük karşıtı anayasasıdır.

Eğer bu ülkede bir başörtülü; eğitim ve çalışma hayatında yurttaşlık haklarını kullanamıyorsa bunun sebebi: : 12 Eylül despotizmi ve onun özgürlük karşıtı anayasasıdır.

Eğer bu ülkede çeteler, darbeciler, halk ve Hak düşmanı karanlık güçler; halkı ve tercihlerini yok sayarak, halkın geleceğiyle oynama cesareti gösterebiliyorlarsa bunun sebebi; 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.

Eğer bu ülkede 1 Mayıs’ta Taksime işçiler değil de, asker ve polis çıkartılıyorsa, bayramlarını kutlamak ve sorunlarını, iktidardan taleplerini dile getirmek için sendika binalarından çıkmak isteyen işçiler; polisin hukuk dışı müdahalesiyle karşı karşıya bırakılıyorsa, darbecilere, çetelere uzanamayan yargı eli, iktidar eli emekçiye uzanıyorsa bunun sebebi, 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.

“TBMM HALA NEYİ BEKLİYOR?”
Darbe günlüklerine de dikkat çekilen açıklamada; “‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ darbe planlarının not düşüldüğü günlükler Emniyet tarafından belgelendi. O zaman meclis hala neyi bekliyor? Neden hala araştırma komisyonu kurulmadı? 12 Eylül despotizminin prangalarını kırmak, temsil ettiğiniz millet iradesini kullanmak için daha neyi bekliyorsunuz?” diye soruldu.

VAHÖP DANIŞTAY KARARINA DİKKAT ÇEKTİ
Başörtüsüne Özgürlük eyleminin 87. haftasında Van Hak Ve Özgürlükler Platformu da yine Sanat sokağındaydı. Gökkuşağı Derneği Başkanı Faruk Demir'in okuduğu basın açıklaması sık sık "Tevhid adalet özgürlük", "Uyan diren özgürleş", "Yaşasın özgürlük mücadelemiz", "Yaşasın Başörtüsü mücadelemiz" sloganlarıyla kesildi. Açıklamada ise, Danıştay davası dolayısıyla alınan karara şöyle dikkat çekildi: “Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Danıştay davası ile ilgili önceki gün açıkladığı gerekçeli kararında, Ergenekon çetesine yer verilmemesi ve Ergenekon çetesi ile İlişkiler yok sayılması hukukun ne kadar siyasallaştığının en çarpıcı delili olmuştur. Cumhuriyet Savcısının, Ergenekon'un, Danıştay saldırısıyla bağlantısını açık delillerle ortaya koyduğu ve Mahkemeye gönderdiği 500 sayfalık özel soruşturma dosyasının da gerekçeli kararda, Alparslan Arslan ve diğer sanıkların Ergenekon çetesi ile olan ilişkisi ve Veli Küçük ve Muzaffer Tekin ile direk kurulan bağlantılar da delil olarak değer görmedi. Dosyada, Ergenekon çetesi ile olan ilişki ve yazışmaların ise bilgi içermediği öne sürüldü. Veli Küçük ile Alparslan Arslan'ın fotoğrafı yargılama sırasında delil olarak kabul edilmedi. Oysa Kriminal inceleme bu fotoğrafın montaj değil, gerçek olduğunu saptamıştı. Gerekçeli kararı yazan mahkeme heyeti yangından mal kaçırır gibi davayı bitirmiştir.”

KOCAELİ, 1 MAYIS ELEŞTİRİSİ YAPTI
Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu’nun 159. hafta eyleminde ise, basın açıklaması MAZLUMDER Kocaeli Şube Gönüllüsü Zozan Günay tarafından okundu. Açıklamada, 1 Mayıs eylemine değinilerek; “Bir kısım köşe yazarlarımız geçtiğimiz yıl polisin bizlere coplu ve biber gazlı müdahalesinin ardından ‘Niye izinsiz gösteri yapıyorsunuz?’ gibi mantıksız yorumlarda bulunarak bizlere müdahale edenlere alkış tutmuşlardı. Beylerin 1 Mayıs müdahalesine tepki göstermeleri güzel. Ancak kendinden olmayan düşüncelere de müdahaleyi kınamaları için daha çok hak ve özgürlük dersleri almaları gerektiği gözüküyor. Aksi halde sizin hak ve özgürlük anlayışınız inandırıcılığını yitirir” denildi.


Engin Kaşdaş-habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.