Avrupalı Müslümanların 'en güçlü' kalesi düştü
‘MÜSLÜMAN KEN’ MUHAFAZAKARLIK MODASININ KURBANI OLDU
Avrupalı Müslümanların en güçlü ‘kalesi’ olarak bilinen Londra’da, artık Muhafazakar Partili bir belediye başkanı var. 2000 yılından 1 Mayıs 2008’e kadar Londra’ya tam 8 yıl belediye başkanlığı yapan ‘Komünist Ken’, ‘Kızıl Ken’ ya da ‘Radikal İslamcı Ken’ olarak tanınan Ken Livingstone Avrupa’da Merkel ve Sarkozy ile başlayan muhafazakarlık modasının kurbanı oldu. Yerel seçimlerde büyük bir yenilgi alan İngiliz İşçi Partisi’nin, en güçlü olduğu başkent Londra’da bile kaybettiği düşünülürse, bu bir yıl sonra yapılacak olan genel seçimleri de büyük ihtimalle kaybedeceği anlamına geliyor.
İNGİLTERE İLE BİRLİKTE AVRUPA MUHAFAZAKARLAŞMASINI TAMAMLAMIŞ OLACAK
Başbakan Gordon Brown, bir yıl sonra görevi Muhafazakar Parti Genel Başkanı David Cameron’a devrettiğinde (kamuoyu yoklamalarında Cameron açık ara Brown’ın önünde gözüküyor), Avrupa yeni dönem muhafazakarlaşmasını da tamamlamış olacak. Zira Avrupa’nın temel yapısını oluşturan üç ülkeden ikisinde muhafazakarlar (Almanya’da Merkel, Fransa’da Sarkozy) başa gelmişti.
GÖÇMENLERE YÖNELİK ‘ZORLAŞTIRICI’ POLİTİKALAR
Avrupa’da muhafazakar iktidarların başa gelmesiyle birlikte daha önce dış politikada yapıcı diplomasiden yana olan sol iktidarların politikalarının yerine, İran örneğinde görüldüğü gibi sertlik yanlısı politikalar aldı. Dış politikada caydırmaya yönelik sertlik politikası izleyen muhafazakar iktidarlar, iç politikada da göçmenlere, ki göçmenlerin büyük çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor, yönelik daha ‘zorlaştırıcı’ politikalar izliyor.
‘LONDONİSTAN’ ABD’YE ENGEL
Peki, Avrupa’nın en büyük göçmen kentlerinden biri olan Londra’nın Ken Livingstone’dan büyük büyük babası Türk (Osmanlı bakanlarından Ali Kemal) olan Boris Johnson’a geçmesi hangi sembolik anlamlar taşıyor? Göçmenlere yönelik izlediği sosyal politikalar yüzünden İngiliz muhafazakar politikacı ve medyası tarafından sık sık eleştirilen Ken Livingstone, Amerika’nın ‘terör üzerine savaşı’nı başlattıktan sonra, bu savaşına karşı Livingstone’ı bir engel olarak gördü. Hatta, Amerikan medyasında Livingstone’ın politikalarına atıfta bulunularak Londra’nın Müslümanların bir kalesi olduğu iddia edilmiş ve bu yüzden bu kente ‘Londonistan’ denilmişti.
TABLOİD BASINI: LONDRA’YA ŞERİAT GETİRECEK
Livingstone’ın seçimi kaybetmesinde İngiliz muhafazakar basını, Livingstone’ın Irak işgaline olan muhalefetini ve Müslümanlarla olan iyi ilişkilerini propaganda malzemesi haline getirerek, Londra’nın giderek ‘Müslümanlaşmaya’ başladığı korkusunu işleyip, önemli rol oynadı. Livingstone’ın seçim kampanyasında ‘Livingstone İçin Müslümanlar’ adlı bir kampanya başlatan Müslüman örgütlerin çalışmaları da İngiliz tabloid basını tarafından, ‘Livingstone Londra’ya şeriat getirecek’ şeklinde lanse edildi ve İngilizlerin Boris Johnson’ı seçmesinin bu yüzden çok önemli olduğu mesajı verildi.
MÜSLÜMANLARIN ‘ALTIN DÖNEMİ’ SONA ERDİ
Göçmenler ve özelde Müslümanlar, Ken Livingstone döneminde bir anlamda ‘altın dönem’ yaşarken, Boris Johnson’ın belediye başkanı seçilmesiyle artık ‘altın dönem’ sona ermiş oldu. Zira Johnson, kendisine oy verenlerin beklentilerini karşılamak amacıyla, göçmenler konusunda daha sert bir politika izleyecek. Şimdi hem İşçi Partililer hem de göçmenler, tüm beklentilerini, hizmet konusunda pek şans tanımadıkları Johnson’ın başarısızlığına bırakmış durumda. Johnson’ın başarısızlığı, belki de David Cameron’ı bir ‘kurtarıcı’ olarak gören İngilizleri, gözden çıkarılmış Gordon Brown hakkında yeniden düşünmeye sevk edecektir. Ancak, İşçi Partisi’nin yenilgisi her şekilde, Müslümanların yeni dönemde eskisi kadar rahat olamayacakları anlamına geliyor.
İLGİLİ HABERLER:
İngiliz şarkıcı İslam'a döndü
'Müslüman' Ken, 'Türk' Boris'e karşı
Boris Johnson: Benim dedem de Müslümandı
İngiltere'de ilk cami kaçıncı yüzyılda inşa edildi?
(Mehmet Nedim Aslan – habervaktim.com)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.