Yine sınıfta kaldık

Yine sınıfta kaldık
MAZLUMDER, son üç ayda başörtüsü, katsayı adaletsizliği, düşünce özgürlüğü gibi konularda olumlu gelişmelerin yaşanmadığını ve devletin sınıf1ta kaldığını ortaya koydu.

Eylül-Ekim-Kasım insan hakları raporunu yayınlayan MAZLUMDER, son üç ayda başörtüsü, katsayı adaletsizliği, düşünce özgürlüğü gibi konularda olumlu gelişmelerin yaşanmadığını ve devletin sınıf1ta kaldığını ortaya koydu.

İşte rapordan ilginç bazı ayrıntılar:

GÜNEYDOĞU'YA DİKKAT

Güneydoğu’da  çatışmalar  devam  ederken  bölgede  fail’i  meçhul  can  kayıplarının  devam  ettiğini  görüyoruz. Silahlı  çatışmaların yaşandığı  bölgede  insan hayatının  değersizleştiğini artan  bir şekilde  devam eden  sivillerin  mağdur olduğu  mayın   patlamaları  olayları  ile de  görüyoruz.

BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ SÜRÜYOR
Başörtüsü  yasağı  hayatın her  alanında acımasız örneklerini sergilemeye  devam  etmektedir. Eğitim  ve öğrenim alanı olmadığı  halde  ödül  törenlerinde  sahneden  kovulan   küçük kızlar, askeri   hastane ziyareti engellenen  başörtülüler,  resmi    karşılama törenlerinde  başörtülü  bayan  karşılamamak  için töreni   terk eden  komutanlar  gerilimi  arttıran  medyatik  unsurlardı. Konser  salonlarında  veya protokol sıralarında bile  başörtülü bayan  görmeye  tahammül  edemeyen askeri  yetkililerin  bu  tavırları bir  kurumun  resmi ve  her ferdinde  açığa  çıkarılmaya  çalışılan   refleksleri  olarak ortaya  çıktı. Bu ise  din ve  vicdan özgürlüğü  alanında  çözüme  yanaşmamaktan kaynaklanan  tansiyonu  arttırmayı getirdi.

REKOR SAYIDA STK GÖSTERİLERİ
Bu  tavırların    Adana  Kozan’da  başörtülü  bir  öğrencinin törenden uzaklaştırılması  ile  sonuçlanması kamu  vicdanında  derin izler  meydana  getiren   bir  infial  oluşturmuştur. Geçtiğimiz  aylara  göre  artan  ve belirginleşen  bu  tavırlar  yoğun  hak  ihlalleri  oluşturdu. Başörtüsü’ne  özgürlük  talep  eden   Kocaeli, Sakarya, Ankara, Van, Akyazı, Konya, Kayseri,  İzmir’de  rekor sayıya ulaşan haftalık periyodik   sivil toplum gösterileri dikkat çekmektedir.

YARGININ ADİLLİĞİ ÜZERİNDE ŞÜPHE BULUTLARI ARTTI
Düşünce  özgürlüğü  alanında  farklı  kesimlerden   gazetecilere verilen  cezalar  ve  301.  maddenin  halen  yürürlükte olması  bu konuda da   olumsuz gelişmelerin devam ettiğini göstermektedir. Yargının  yapılan  anketlerde  siyasallaştığının  görülmesi  hakimlerin  hukuki  ilkelerden  ziyade  devlet uygulamalarını  tasdik eden  yaklaşımları  insan  hakları  alanındaki  çok  önemli  bir  yeri  olan yargının adilliği  üzerindeki  şüphe bulutlarını  arttırmıştır. Düşüncelerini ifade ettikleri için Mehmet Pamak, Yusuf Tanrıverdi, Hamza Türkmen, Abdurrahman Çeliker, Emrullah Ayan ve Ahmet Kalkan’ın ifade vermiş olması, Mehmet Pamak ve Yusuf Tanrıverdi hakkında 301 ve 216. maddeden açılan davalar, dikkat  çeken örneklerdir.

KATSAYI ADALETSİZLİĞİ SÜRÜYOR
Hukukla   bağdaşmayan  katsayı adaletsizliği halen   haksızlığı  meşrulaştırmaya  çalışmaktadır. Siyasi yaklaşımlar ile  tektipleştirici  bir  eğitim sistemi sürdürülmektedir.

ÇOCUKLAR DAHİ GÖZ ALTINA ALINDI
Farklı  kesimlerden  sivil  toplum  örgütlerine yönelik baskılarda  artışlar  görülmüştür. Antalya’da  Özgür-Der’in  düzenlediği  Başörtüsü’ne özgürlük  gösterisi   sonrasında    medyatik  manipülasyonla  çocukların  dahi  gözaltına  alınması  iddia  edilen   demokratikleşme  adımlarının   güce  mağlubiyetini  göstermektedir.

CİNSEL TACİZ VE DAYAK VAKALARI ARTTI
Çöplüklerden  çıkarılan  bebek  cesetleri, sokağa  bırakılan  yeni  doğmuş  bebeklerin  her geçen  gün  artması,  çocuk  denecek  yaşta  tecavüze  uğrayan  kadınlar çocuk  hakları  alanında  sorunun  kökenine  yönelik  tematik  çalışmaların  önemini  arttırmaktadır. Sosyal Hizmet Kurumlarında ve okullarda yaşanmaya devam eden cinsel taciz ve dayak vakıaları her  geçen  gün soruna somut  ve  şefkatli  çözümler  bulunmasını zorunlu  hale  getirmektedir.

ÖZGÜR BİR ANAYASA TALEBİ
Gündemde  olan Anayasa çalışmalarının  toplumun  özlediği  insan  hakları  alanındaki  korku salan,  kendini  milletin  üstünde gören  Devlet    anlayışını  değiştirmesini  ve  insan  haklarını  ayrımsız  herkes  için  sağlamasını  diliyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının  özgürlükçü  bir  Anayasa  talebi için  güçlerini  kullanması  gerektiği  ise  açık  bir  gerçektir.

(habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.