"Her Türkün elini öperiz..."
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon yaptığı açıklamada 'Hamas'a anlaşmayı kabul ettirin, her bir Türk'ün elini öperiz' dedi. İşte ayrıntılar...
Türkiye Filistinli grupları bir araya getirmek isterse bu bizim için sorun değil. Saygı duyuyoruz. Türkiye bölgesel bir güç ve tarihsel olarak bölgede rolü var. Dolayısıyla etkisi de olabilir. Mesela Ankara’dan Ebu Mazen (Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas) ile Hamas görüşmesiyel ilgili bir açıklama yapılırsa ve ‘biz birlik olacağız’ denizse, ki Filistinliler’in birlik olması bizim de çıkarımızadır, böylece kiminle görüşeceğimizi biliriz. Ve Hamas eğer ‘Oslo anlaşmasını kabul ediyoruz ; terörü kınıyoruz, İsrail’i tanıyoruz ve İsrail bizim barış ortağımız ‘derse, her bir Türk’ün elini öperiz..”
Bu kez ben onu alçak koltuğa oturttum
Danny Ayalon adı size ne ifade ediyor? Hatırlamamış olabilirsiniz. Ama şimdi söyleyeceğimle, hemen hatırlayacaksınız; Danny Ayalon, Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi'ni “alçak koltuğa” oturtan İsrailli Bakan Yardımcısı..
Kendisi, tüm Türkiye’nin çalkalandığı, alındığı, o koltuk skandalının mimarıydı.
Ve skandaldan yaklaşık bir yıl sonra, bu kez, Danny Ayalon “alçak koltukta”..
İsrail’e gitmeden önce, görüşme programına baktığımda, heyecanmıştım;
Çünkü programda, Kudüs’te İsrail koalisyon hükümetinin Türkiye’ye karşı “daha sert duran” milliyetçi kanadının temsilcilerinden Danny Ayalon’la da görüşme vardı.
Daha programı görür görmez karar verdim;
Gerçi olaydan sonra bir mektupla özür dilemişti ama, yine de Ayalon’a bu konuyu soracaktım. Hatta, uygun ortam bulursam, bir de şakayla karışık, kendisinden, Türkiye’ye bir mesaj vermek adına, “benimkinden daha alçak bir koltukta oturmasını”, böyle bir poz vermesini isteyecektim.
İsrail sisteminde, Bakan Yardımcıları da milletvekilleri arasından seçiliyor. Ayalon da, Türkiye karşıtlığı ile öne çıkan İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman’ın partisinden milletvekili. Görüşme de, İsrail Meclisi’nde gerçekleşti.
Görüşmeye, 7 kişilik bir Türk gazeteci grubu olarak gittik. Masaya oturduğumuzda, sandalyelerin alçalıp, yükselebilen büro tipi sandalyelerden olduğunu gördüm.
Ayalon, görüşmeye geldiğinde yüzü gülüyordu. Biraz da bundan cesaret alarak, “bir şaka yapabilir miyim?” diye söze girdim. Ve devam ettim; “Biliyorsunuz, tüm Türkiye sizi alçak koltuk olayından tanıyor. Şimdi biz buradayız. Ve Türk kamuoyuna bir mesaj için, sizden koltuğunuzu biraz alçaltmanızı rica etsem, benimkini de biraz yükseltsem...”
Hiç kırmadı Ayalon. Gülümseyerek, “olur” dedi. O koltuğunu indirirken, biz Türk gazeteciler de kendi koltuklarımızı biraz kaldırdık. Ortaya bu fotoğraf çıktı.
Ayalon da zaten söze bu olayla girdi;
“BEN DE TÜRK BÜYÜKELÇİ’YE ŞAKA YAPMIŞTIM...”
“Şakayla başladınız ama benim büyükelçiye yaptığım da şakaydı” dedi. Ve Devam etti;
“Ne yazık ki televizyonların önünde yapılmış bir şakaydı. Önceden planlanmış değildi, televizyonla konuştuğumuzun aksine gerçekleşti. Çünkü biz sadece görüntü almayı kararlaştırmıştık. Kendi aramızda şakalaşıyorduk...”
Danny Ayalon, olayın İsrail medyasından yayınlanmasının ardından kopan fırtına üzerine, bir özür mektubu yazdığını da hatırlattı;
“Yayınlandığı zaman büyükelçiye bir mektup yazdım ve kendisine onu küçük düşürme niyetinde olmadığımı söyledim. Artık bu geride kaldı...”
“İSTERSENİZ GİDİP, OLAYIN GERÇEKLEŞTİĞİ ODAYI GÖRÜN...”
Ayalon, bizi koltuk olayının yaşandığı odada değil, kalabalık olduğumuzdan Meclis’teki komisyon toplantı salonlarından birinde kabul etti. Ancak bize, olayın yaşandığı Meclis’teki odasını ziyaret etmemizi de önerdi.
“Knesset’teki odamı görürseniz gerçekte sorunun ne demek olduğunu anlarsınız. Odada çok alçak koltuklar ve yüksek sandelyeler var. Bu Knessetteki bütün odalar böyle. Inanın bana bunu önceden planlamamışttım. Konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Amaçlanarak yapılmış bir şel değildi. Amaç ne bir ülkeyi ne de bir kişiyi küçük düşürmekti” dedi.
Biz öneriyi hemen kabul ettik ama, programımız sıkışıktı. Ayalon’un yardımcıları da biraz mırın kırın edince, oda ziyareti gerçekleşmedi.
Yine elimizde, “alçak koltuğun rövanşı” olan bu fotolar kaldı...
AYALON’DAN SICAK MESAJLAR
İsrail Dışişleri Bakanı ile görüşmeye giderken, onun “şahin” kanattan geldiğini bildiğimden, biraz endişeliydim.
Ancak Ayalon o kadar sıcak mesajlar verdi ki şaşırdım.
Üzerinde sürekli durduğu konu, Türkiye ile İsrail’in, Ortadoğu’daki iki istikrarlı, demokratik ülke olarak, işbirliği yapmasının gereği idi;
Dünyada, ekonomik alanda küreselleşme trendi yaşandığını vurgulayan Ayalon, şöyle konuştu;
“Küreselleşme Türkiye ve İsralil’e yarıyor. Bu nedenlhe Türkler ve İsraillilerin birlikte çalışmasının önemli olduğuna inanıyorum. Ekonomilerimiz uyumlu. Çıkarlarımız aynı. Siyasi alandaki ilişkiler soğumasına rağmen, ekonomik ilişkinin sürmesi zaten bunu gösteriyor.”
“AKILLARIMIZI BİRLEŞTİRELİM...”
Yaşanan onca sıkıntıya, skandala, Mavi Marmara krizine rağmen, Türkiye ile İsrail’in ticaretinin arttığını vurgulayan Ayalon, şöyle devam etti;
“Eğer akıllarımızı birleştirebilirsek, birçok şey yapabiliriz. Sadece Türkiye ile İsrail ilişkileri için değil, tüm bölge için. Türkiye ile İsrail işbirliği için eşsiz fırsatlar ve koşullara sahip.”
“TÜRKİYE, DOĞAL MÜTTEFİKİMİZ”
Ayalon, Türkiye ile İsrail’in “doğal müttefikler” olduğunu da vurguladı;
“Dünyada siyasi alanda ayrışmalar yaşanıyor, ülkeler bölünüyor. Siyasi ayrışma konusunda, sadece Ortadoğu’da değil, Türkiye ve İsrail istikrarları, iyi yönetişimleri, istikrarlı ekonomileriyle öne çıkıyor. Geleceğe baktığımda Türkiye ve İsrail doğal müttefikler olması gerektiğin düşünüyorum ben; hem de her konuda...”
“ARTIK KARŞILIKLI SUÇLAMA OYUNUNU BIRAKALIM...”
Ayalon, türkiye ile İsrail’in son birkaç yolda, “karşılıklı güveni kaybettiklerini” de saklamıyor. Ancak yeni bir sayfa açılmasını öneriyor;
“Son bir kaç yıl içinde kaybettiğimiz şeyin güven olduğunu düşünüyorum. Artık neden bu güveni kaybettiğimize ilişkin karşılıklı suçlama oyunundan vazgeçmemiz gerekiyor. Bizi birleştiren şeylere rağmen karşılıklı güveni kaybettik. Bunu aşmamız ve geleceğe bakmamız gerekiyor.”
Bu sözleri duymak güzel de;
Ancak arada hala Mavi Marmara krizi duruyor.
Ayalon, Mavi Marmara’da öldürülen 9 kişinin Türkiye’de oluşturduğu travmanın farkında;
“Türk halkı için bu durumun son derece duygusal olduğunu anlıyorum. İsrailliler de bu duruma şok oldular. Bu işte çıkışın yolu, buluşmak, görüşmek ve yapıcı çözümler bulmak. Eğer irade olursa, bir yol da bulunur. “
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.