Uğur Dündar’ın Ergenekon İlişkisi!

Uğur Dündar’ın Ergenekon İlişkisi!
Uğur Dündar denince aklınıza ne geliyor?  

ANALİZ

Ergenekon davası sanığı Nedim Şener’in kaleme aldığı ‘İşte Hayatım’ adlı Uğur Dündar biyografisindeki bazı tanımlara bakalım. 

Yılmaz Özdil: Uğur Dündar Robin Hood’un elinde kamera olanıdır.

Bekir Coşkun: Sevgili Uğur, Sen Türkiye’de hırsızların ve üçkâğıtçıların korkulu rüyası olmuş adamsın. Seni ve kameranı uzaktan gören namussuzlar, kaçacak delik arıyor. Ne mutlu sana.

Emin Çölaşan: 45 yıllık dost… 40 yıldır Türkiye’nin tek gerçek televizyon starı. Üstelik gözü pek bir haberci.

Robin Hood, hırsızların ve üçkâğıtçıların korkulu rüyası, Türkiye’nin tek gerçek televizyon starı ve gözü pek bir haberci…

Dürüstlüğün heykeli dikilse, herhalde o Uğur Dündar’ın heykeli olurdu öyle değil mi?

Şıracının şahidinin bozacı olduğu yerde kargayı bülbül diye yutturmak da kolay oluyor.

Durum aynen bu!

Peki, Uğur Dündar tüm bu övgüleri hak ediyor mu?

Biz yazalım, analizin sonunda kararı siz verin.

“Ergenekon Medyası! Dünü Bugünü” yazı dizimizin ilk bölümünde Susurluk kazası sürecinde yaşananları analiz etmiştik.

O analizimizde, Doğu Perinçek’in Susurluk sürecindeki rolüne değinip, Susurluk’un derin devletle hesaplaşma değil, Ergenekon’un ana gövdesinden kopmuş ve kontrol altında olmak istemeyen isimlerin tasfiyesine yönelik bir operasyon olduğunu değerlendirmiştik.

Susurluk sürecinde Tuğgeneral Veli Küçük’ün ismi ısrarla gizlenmeye çalışıldı.

Doğan Grubu’nun amiral gemisi Hürriyet, tıpkı Perinçek grubu gibi, Küçük’ün ismini görmezden geldi.

Fatura dönemin Başbakan Yardımcısı ve DYP lideri Tansu Çiller’e kesildi.

Çiller hakkında, Perinçek ve Doğan Grubu gazetelerinde her gün çok ağır yazılar yazılıyor ve hakaretler ediliyordu.

Ayhan Çarkın’ın ifadelerinde de geçtiği gibi Abdullah Çatlı, Ergenekon’un ana bünyesinden kopmasının cezasını canıyla ödemişti.

Çiller ise Refah Partisi ile koalisyon hükümeti kurmanın, yani o da siyaseten kontrolden çıkmanın bedelini ödüyordu.

Doğu Perinçek, Susurluk sürecinde çok önemli rol oynadı.

MİT’in hazırladığı belgeler Aydınlık’ta çarşaf çarşaf yayınlandı ve bunlar daha sonra MİT’in Susurluk Raporu haline geldi.

Perinçek, kazadan kısa bir süre önce MİT raporuna dayanarak Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay kimliği ile dolaştığını açıklamıştı.

Susurluk’ta kazanın meydana gelmesinin ardından Doğu Perinçek, 14 – 15 Haziran 1997 tarihinde “Uluslararası Susurluk Konferansı” adıyla bir toplantı düzenledi.

Toplantıda yurt içinden ve yurt dışından birbirinden ilginç 28 katılımcı tebliğ sundu.

Ergenekon sanıkları İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İP Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever, Aydınlık Dergisi Haber Müdürü Adnan Akfırat, Erol Mütercimler, Emcet Olcaytu tebliğ sundu.

Bunların yanı sıra, Tuncay Özkan, Enis Berberoğlu ve Uğur Dündar da konferansta konuşma yapıp tebliğ sunan isimlerdi.

Peki, Uğur Dündar o konferansta ne anlattı?

‘Siyasetin Mafyalaşması ve Hanedanlar’ başlıklı sunumunda, Turgut Özal ve Tansu Çiller’e çok ağır ifadelerle saldırdı.

Garip olan bu değil elbette!

Ergenekon zihniyetinin Turgut Özal’dan neden nefret ettiği ve o dönemde Tansu Çiller’in neden hedef tahtasına oturtulduğu herkesin malumu.

Uğur Dündar sunumunda, Ergenekon davası sanığı mafya babası Sami Hoştan’ı anlattı.

Bakın Uğur Dündar neler söyledi: “Susurluk kazasından sonra kamuoyuna fotoğrafını yansıttığımız Sami Hoştan adlı kişiden bahsetmek istiyorum. Sami Hoştan, 1974 yılında Almanya'da uyuşturucu madde kaçakçılığı yaparken yakalanmış, yaklaşık dört yıl

hapse hüküm giydikten ve cezasını bir müddet Alman hapishanelerinde çektikten sonra Türkiye'ye gönderilmiş ve Türkiye'de de kısa bir süre cezaevinde kalmış bir uyuşturucu sabıkalısı... Sami Hoştan, daha devletten milyarlarca lira vergi iadesi alan bir ihracatçı görünümündedir. Geçenlerde Medsan adlı firmasıyla yaptığı ihracatın karşılığı olarak

Türkiye'ye, özellikle karayollarını tutan hudut kapılarından, deklare yoluyla 7 milyon dolar soktuğunu belgeleriyle ortaya çıkardık.

Oysa bu, kâğıt üzerinde gözüken, ama gerçekte olmayan bir paraydı. Bunun niçin yapıldığını anlamak için Sami Hoştan'ın kim olduğuna, ilişkilerine dikkatle bakmamız gerekiyor.

Evet, kimdir bu Sami Hoştan?

Sami Hoştan, Susurluk kazası olduktan hemen sonra oraya gidip Abdullah Çatlı ve sevgilisi Gonca Us'un cesetlerini alarak morga götüren ve kimseye göstermeden Çatlı'nın cenaze törenini organize eden kişidir. Onunla birlikte Haluk Kırcı'nın da orada olduğu söyleniyor; ancak biz bunu henüz belgelemiş değiliz. Sami Hoştan aynı zamanda, kumarhaneler kralı olarak bilinen ve Susurluk kazasından önce öldürülen Ömer Lütfü Topal'ın da ortağıdır. Peki, Ömer Lütfü Topal kimdir? Ömer Lütfü Topal, tıpkı Sami Hoştan gibi, uyuşturucu madde kaçakçılığından hüküm giymiş, rüşveti ve kokaini Türkiye'de en rahat veren kişidir…

Ömer Lütfü Topal-Sami Hoştan ilişkisi fevkalade önemlidir. Sami Hoştan, bir süre önce uyuşturucuparasını Türkiye'ye getirirken yakalanan kurye Dilek Örnek olayıyla da bağlantılıdır. Sami Hoştan'ın devletten milyarlarca liralık vergi iadesi aldığını belirleyen ekibimiz, onun ihracatını araştırdı.

Makedonya'ya kadar giden ARENA muhabirleri, ihracat yapılmış gibi gösterilen firmaları bu ülkede bulamadılar. İsimler ve adresler hayaliydi. Gelen paralara baktık... Onlar da Makedonya yerine Polonya ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinden gelmiş gibi gösterilmişti. Para taşıyıcıları -ki bunların çoğu şofördü-böyle bir meblağ getirmediklerini söylüyorlardı. O halde 7 milyon dolar, ihracattan değil, uyuşturucudan gelmişti ve bu rakam, resmi belgelerde gözükmediği için, bir ihracat tezgâhı düzenlenmişti…

Biz bu kişilerin birbiriyle çok yakın ilişkide olduğunu, Susurluk kazasından hemen sonra, Abdullah Çatlı'nın Mehmet Özbay adıyla birlikte şirket kurduğu Baysa firmasının sahibi olan Ahmet Baydar isimli şahısla yaptığımız röportajdan sonra belgelemeye başladık. Ben tesadüfen Ahmet Baydar'la konuştuktan sonra, ki o özellikle Abdullah Çatlı'yı Abdullah Çatlı olarak değil, Mehmet Özbay olarak tanıdığını söylüyordu. İşte bu Ahmet Baydar'dan kendisinde bulunan telefon numaralarını istedim. Bana bir cep telefonu numarası verdi. O cep telefonundan kimlerin arandığını araştırmaya başladık. Ve.adım adım ilerleyerek hem Özel Harekât'ta Başkanvekilliği yapan İbrahim Şahin'e, halen tutuklu bulunan Özel Harekât polislerine, Ali Fevzi Bir adlı kişiye, Sami Hoştan adına ve onların çevresindeki ilişkiler yumağına ulaştık.”

Uğur Dündar, Perinçek’in Susurluk konferansında böyle anlattı Sami Hoştan’ı.

Uyuşturucu kaçakçısı, hayali ihracatçı, Susurluk kazası olduktan sonra olay yerine ilk ulaşan isim, kumarhaneler kralı ve Susurluk çetesi üyesi…

Uğur Dündar Sami Hoştan’ı 14 Haziran 1997’de böyle anlattı.

Yıl 2007.
Telefonun bir ucunca Uğur Dündar, diğer ucunda Sami Hoştan var.
Ergenekon iddianamesine de giren bu görüşmede bakalım Uğur Dündar, 10 yıl önce demediğini bırakmadığı Sami Hoştan’la neler konuşuyor:

Uğur Dündar: Efendim
Sami Hoştan: Alo, merhaba Uğur bey. Nasılsınız, iyi misin, ben Sami Hoştan
U: A buyurun Sami Bey
S: Nasılsınız iyi misiniz?
U: Sağ olun iyiyim iyiyim iyiyim
S: Spora devam mı
U: Tabii tabii
(…)
S: Benim kızım ekonomi okuyor. Koç üniversitesinde son sınıfta.
U: Ben valla yapılan bütün haksızlıklara karşı çıkıyorum kızım olduktan sonra.
S: Evet.
U: Çok merhametli çok şefkatli ondan oldum samimi söylüyorum.
S: Evet evet herkes onu öyle söylüyor ama neden?
U: Bütün dünya görüşüm değişti benim Sami Bey?
S: Aynen aynen doğru çünkü evlatlarınızdan sorumlusunuz?
U: Yarın da Samatya’daki arkadaşlarla buluşucam.
S: Ya benim canım çok kebap istedi. Atilla Atilla da falan var mı içinde?
U: Gelecekler valla işte bilmiyorum 10-12 olacağız.
S: Evet iyi iyi Samatya’lı olmak.
U: Orda balık yicez.
S: Samatya’lı olmak bambaşka
U: Gayet tabii canım gayet tabii ya ben hâlâ oralara.
S: Öz öz insanlar.
U: Kökle bağlı olan bir insanım.
S: Öz insanlardır öz. Oranın insanları öz insanlardır.
U: Gayet tabii gayet tabii.
S: Bir şey daha sorucam geçenlerde Ertuğrul Özkök Bey bi yazı yazdı Susurlukla ilgili çok ama çok önemli dedi ki bu insanlara biz haksızlık ettik. U: Öyle mi?
S: Bu insanları kırdık tabi yazılarında bu insanları biz kırdık bu insanları biz köşeye attık bize kırgın olarak karşıdan izliyorlar şimdiki bu durum dedi bu insanlar işte şimdiki bu insanlar lazım olan insanlardı. Buna ne diyeceksiniz yani şimdi düşünebiliyor musun yani.
U: Neyse bi gün otururuz uzun uzun konuşuruz.
S: Tamam olur saygılar sunuyorum.
U: Telefonda ayaküstü olacak meseleler değil.
S: Oldu tamam.

İşte, dürüstlük abidesi Uğur Dündar’ın mafya babası Sami Hoştan’la görüşmesindeki samimiyeti!

Sami Hoştan’ın Ertuğrul Özkök’le ilgili değerlendirmeleri bir yana, oldukça ilginç ifadelerin geçtiği bir görüşme değil mi?

Şimdi Postmedya olarak soruyoruz:

Uğur Dündar!

Perinçek’in Susurluk konferansında ağzına geleni söylediğin Sami Hoştan’la bu denli samimi dost olmanın nedeni nedir?

Sami Hoştan’ın Susurluk ve diğer kirli bağlantılarını bilmene rağmen onunla nasıl dost olabildin?

Sami Hoştan’la seni kim barıştırdı?

Samatya buluşmalarının dışında Sami Hoştan’la hangi ortak paydanız var?

Uğur Dündar, dürüstlük maskesini düşüren bu sorulara cevap veremez.

postmedya.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.