'Bunlar Türkiye'yi Kızılay ve Kadıköy zannediyor'

'Bunlar Türkiye'yi Kızılay ve Kadıköy zannediyor'
Başbakan Erdoğan, AK Parti Meclis Grubu'nda yaptığı konuşmada, AK Parti hükümetinin 81 ilde büyük hizmetlere imza attığını belirterek, CHP'nin başını çektiği muhalefeti sert bir dille eleştirdi. Erdoğan: "Türkiye'yi Ankara'nın Kızılay'ı, İstanbul'un Ka

Gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Başbakan Recap Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının önemli ayrıntıları şöyle:

ŞEHİTLERİ ANDI
"Şehitlerimiz anneler günü gibi manidar bir günde memleketlerinde ebediyete uğurlandılar. Yürekleri yanan ailelerine Allah’tan sabır ve metanet diliyorum. Gazilerimize acil şifalar diliyorum. Türkçü ve Kürtçe ağıtlar, teröre yapılan lanetler her şeyi anlatıyor. Terör yalnızlaşmıştır. Terör bir hak arama yolu değildir. Terörün maüzereti de yoktur. Olmaz, olamaz."

CHP'YE: "TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİNİ DOĞRU OKUMAKTAN ACİZLER"
"Muhalefetin partimize yönelik tutumlarını aktarmak istiyorum. Yanlış fotoğraflar yansıtıyorlar. Olup bitenleri uluslar arası toplum fark etmeyecek sanıyorlar. Hiçbir şey sınırlar içinde kalmıyor. CHP’lilerin son günlerdeki beyanları Türkiye ve dünyanın şartlarını okumaktan ne kaar aciz olduklarını gözler önüne serdi. Demokratik işleyişin zaafa uğramasından medet umanlar kendilerini anlatamazlar. Biz bugüne kadar demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin Türkiye’de ve dünyada demokrasiyi savunmuşuz ve bugünlere gelmişiz. Demokratik istikrarın önemini vurgulayarak bugüne geldik. AB’yi bunun için stratejik bir hedef olarak seçtik. İstikrar sadece bir ekonomik kavram değil, daha çok siyasi bir kavram. 2002’den beri siyasette ve ekonomide istikrar ortamını yakaladık. Demokratik istikrarın sürdürülmesinde şartları doğru okumamızın önemli bir payı vardır. Siyasetin toplumu kavrayabildiği ölçüde mümkün olabilir."

"BİNDİKLERİ DALI KESİYORLAR"
"Şunu belmemiz gerekiyor. Siyasi ve toplumsal iskitrarın bozulduğu dönemler, demokrasinin zaafa uğratıldığı dönemlerdir. Menfaatini istikrarsızlıkta gören normal demokratik süreçlerle varlıklarını sürdüremeyen aktörler her zaman vardır. Siyasi aktörlerin esas sorumluluğu olağan demokratik süreçleri muhafaza etmektir. Bunlar kendi bindikleri dalı kesmiş oluyorlar. Bunların tümünden hukuk sistemimizi daha da güçlendirerek çıkacağız. Türkiye dünyanın dışında değil ve dışında da kalmamalıdır. Avrupa ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere bis siyasetçiler olarak kayıtsız kalamıyorsak dünya ülkelerinin de bize kayıtsız kalmalarını bekleyemeyiz."

"TÜRKİYE'Yİ ANKARA'NIN KIZILAY'I ZANREDİYORLAR"
"Neden NATO'da birlikteyiz? Neden BM'nin içindeyiz? Nasıl olacak da siz bunların dışında tutacaksınız kendinizi? Bunu reddetmek modernleş ve çağdaşlaşma tarihimizi inkar etmek demektir. Bu rahatsızlığın asıl sebebi geçmişte rahatça yürüttükleri kriz siyasetinin deşifre olmasıdır. Mesele budur. Demokratik olmayan yaklaşımlarının su yüzüne çıkmasıdır. Siz hem AB ile uyum çalışmaları yapacaksınız hem de gelen değerlendirmeleri 'kendi işinize bakın' diyerek eleştireceksiniz. BÖyle olur mu? Bu durumun nedenleri üzerinde düşünmek herkesten önce biz siyasilerin sorumluluğu olmalıdır. Kendi içine kapalı ekonomi, artık mümkün değil. AK Parti Türkiye'yi dünya ligine taşıma mücadelesini verirken birileri hala bizi alt kümeye taşımaya çalışıyor. Sizin siyaset şekliniz AB'de kendine yer bulamayacağı gibi çağdaş dünyada da karşılık bulamaz. Siz bu anlayışla AB'ye üye olamazsınız. Çağdışı olarak yola devam edersiniz. Durumunuz budur. Önce bu demode muhalefet anlayışını gözden geçirin. Attığımız adımlarda çağdaş yaşamın mücadelesini verdik. Sivas'ın ötesine gidemeyen bu zihniyetlerin çağdaşlığı konuşmaları mümkün mü? Bunlara Türkiye nedir diye sorulduğunda Ankara'nın Kızılayı Çankaya'sıdır derler. İstanbul'un Kadıköy'ü, İzmir'in Alsancak'ıdır derler. Gözleri var görmüyor. kulağı var duymuyorlar. Bunlar hakikati konuşamazlar."

BAYKAL'A: "SEN 30 YIL ÖNCESİNDE KALMAYA DEVAM ET"
"Türkiye AB standartlarına yaklaştı ama muhalefet değişmedi. Bugünün Türkiye'si eski siyasi anlayışlardan uzaklaştı. Biz 30 yıl önce neysek bugün de oyuz diyorlar. O zaman sen aynı yerde kalmaya devam et. Benim milletim sana hiç bir zaman iktidar yolunu açmayacak. Nasıl olursun, yüzde 20 baraj koyarsın öyle olur ancak. Mesele şu: Gönüllerde iktidar olabilmek. Eğer insanınızın gönlüne girebiliyorsanız, orada iktidarı oluşturabiliyorsanız, benim milletim vefakardır seni de iktidara taşır. Çalış, dürüst ol bu millet seni de iktidar yapar. O zaman senin de olur."

"BU İTİRAZLAR LAİKLİĞİ KORUMAK İÇİN DEĞİL"
"Son günlerde özellikle AB'ye yapılan itiraz laikliği korumaya dönük bir itiraz da değil. AB'nin laiklik karşıtı olduğunu söylemek akla ziyan bir hezeyandır. AB zaten demokratik-laik değerlerin kurumsallaşması demek. Biz bunu savunduğumuz için kararlılıkla ilerliyoruz. Buradaki itiraz kendini yenileyememiş bir parti siyasetinin çelişkisini örtbas etmek demektir. Demokrasi olmadan saygın olamayacağımızı bilmeliyiz. Gelin bu kafa karışıklığından kurtulun, zihinleri bulandırmaktan vazgeçin. Daha ileri gideceğimiz bir siyasi rekabet içinde ülkemizin geleceğine katkı yapalım. Yokza zaman yitirmekten başka bir şey elde edemeyiz."

"ÖZÜRLÜLERE DAHA YAŞANIR BİR DÜNYA İÇİN..."
"Özürlüler haftasını kutluyoruz bu hafta. Bu haftada sadece umutlar dile getirilir sorunlar sayılırdı. Özürlü insanlarımızın talepleri hep geleceğe ertelenirdi. Grup salonundan özellikle özürlü kardeşlerime ve ailelerine sesleniyorum. Bu haftayı bambaşka duygularla kutluyorsak bu durum AK Parti hükümetlerinin eseridir. Zira bizim siyasetimizin esası insana hizmettir. Özürlü kardeşlerimize daha güzel bir imkan sunmanın gayreti içindeyiz. Bu konularda gerek mevzuat ve gerek uygulama bakımından büyük adımlar attık. Somut ifadeler kullanıyorum. Bizim için her insan özeldir. Her insan hakettiği imkanlara sahip olmalı. 5378 sayılı kanunla yaşanan sorunlara kapsamlı çözümler içeren bir yasal düzenleme yaptık. Bütün özürlü kardeşlerimizin mensubu olduğu kurumlarla beraber bu adımları attık. Dün bu konuda uzun görüşmeler yaptık. Özürlü kardeşlerimizin devrim niteliğinde gördükleri bu kanunla özel eğitim ve destek eğitimini tüm özürlülerimiz için vermeye başladık. Özürlü çocuklarımıza kişi başına 403 milyon tutarında özel eğitim desteği veriyoruz. Üniversite okuyan özürlülerimiz için öncelikler sağladık. Bakım hizmeti vermeye başladık. 56 bin kişiye bir asgari ücret tutarında bakım desteği veriyoruz. Yıllık istihdam 10 bin 883 iken, bu rakam şimdi 20 bin 200 oldu. 2022 sayılı yasa kapsamında aldıklarını yüzde 200-300 oranında arttırdık. 328 bin özürlü kardeşimize 710 milyon yeni türk lirası ödeme yaptık. Bu kapsamda borçları sebebi ile sıkıntı yaşayan 81 bin özürlü kardeşimisin borçlarını geçen hafta sildik. Sosyal güvenlik yasası ile özürlü çocuğu olan annelerimize 5 yıl önce emekli olma imkanını getirdik. Eminim ki bu sağlam temeller üzerinde daha ileri hedeflere ulaşacağız. Elimizden geldiğince engelleri ortadan kaldıracağız. Bu anlayışla bu haftanın milletimizin daha çok bilinçlenmesine vesile olmasını diliyorum."

"BİZİM İÇİN HER GÜN ANNELER GÜNÜ"
"Bu hafta aynı zamanda aile haftası. Pazar günü Anneler günüydü. Bizim için her gün anneler günü. Sadece bir gün değil. Biz kalkıp da bu farklı yaklaşımlarla bir günü anne günü ilan etmeyi anneye saygısızlık olarak göryoruz. Bizim inancımızda cennet annelerin ayakları altındadır. Biz bu anlayışla analarımıza yaklaşırız, bu saygı içindeyiz. İşte bizim siyasi anlayışımızda muhafazakar ve demokrat kimliğimizle yola çaktığımızda aile hedefimiz vardı."

"KEŞKE 5-6 ÇOCUĞUM OLSAYDI"
"Tayyip Erdoğan en az 3 çocuk olmalıdır diyorsa işte bu düşünce içindir. Bunu söylerken 2040 yıllarının Türkiye'sini düşünerek söylüyorum. Bazı kuru sıkı bahaneler var ya, bunların hepsi farklı yerlerden taşınan ve ülkemin geleceğini karartmaya yönelik düşüncelerdir. Bunlara katılmıyorum, düşüncelerimin de arkasındayım. Gelişmiş ülkelerde bile bunun nedenli önemli olduğunu görüşorlar. Üste para veriyorlar. Biz güçlü bir ülkeyiz, neden bunu söylüyorsun çünkü bizim nüfusumuz genç. Eğer şuanki hesaplarla gidersek, 2037 yılında yaşlanan bir nüfus dönemine gireriz. Ondan sonra bunun bedeli çok ağır olur. Bunun hassasiyetini milletimden istiyorum. Kabul edenler olur, etmeyenler olur, zorlama bir durum değilki, ben sadece söylüyorum. Ben halimden memnunum. Ben öyle çok çocuklarımla hemhal oldukça, 4 tane değil de keşke 5-6 olsaydı. Ama 4'te kaldı. Tüm bunları da samimi olarak, inançlı olarak, bilimsel olarak söylüyorum. Diğerleri bilimsel konuşmuyorlar."

"AİLE DEĞERLERİMİZİ KORUMALIYIZ"
"Mesela Yunanistan, ciddi bir yaşlanma var nasıl kurtuluruz diye çabalıyorlar. Yetiştirme olayı bizim sorunumuz. Devleti yönetenlerin sorunu, sen kalkar da okul yapmazsan, hastaneleri, doktorları geliştirmezsen... Almanya'da 1 öğretim üyesine 24 öğrenci düşerken bizde 3.9 öğrenci düşüyor. Biz laf üretmişiz, iş değil. İlk defa bu dönemde bilişim teknolojisi sınıflarımıza girmiş. Bu ülke her şeyiyle kalkınacak. Her yerde adımlarımızı atıyoruz. Hiç endişeniz olmasın. Gelecek bu noktada aydınlıktır. Güçlü ve geniş aile yapımızı korumamız, aile değerlerini canlı tutmamız büyük önem taşıyor. İletişim organlarımızı güçlü tutmalıyız. Bu milletin kendi değerlerinden taviz vermemesi gerekir. Türk milletinin gelenek-görenekleri var. Bunları sağlam tutmalıyız. Taklit değil, kendi öz benliğini koruyan bir millet olmamız lazım. Hükümet olarak sosyal hizmet politikalarımızın da temelinde aile bütünlüğünü korumak yatıyor. Aile kültürü geleneksel yapımızın da temelidir. Tüm Türkiye olarak biz bir aileyiz dediğimiz zaman birlik bütünlüğümüzü koruyabiliriz. Tüm vatandaşlarımız bir ailenin fertleri olarak kendisini görebilmeli."

"BAYKAL'A DUYURULUR"
"Başbakanlığım döneminde Antalya'ya 25. gidişim. Bunların hepsi de açılışlar ve yatırımların hayata geçmesi içindi. Hamdolsun turistik seyahat yapmadım Antalya'ya. Ama muhalefetin gözü kulağı olmadığı için bunları göremiyor. Hastanelerde merdivan altlarına sedye konuluyordu. Hastalar buralarda muayene ediliyordu. Bugün ise en modern hastanelere kavuşmuş oldu. Merkezde 5 buçuk yılda 3 yeni hastaneyi kazandırdık. Ek binaları saymıyorum. Onlar ayrı. Kepez'de şimdi ayağınızın çamura değeceği yer kalmadı. Baykal'a duyurulur. Allah hasta etmesin de bir hasta ziyaretine yolunuz düşerse gider görürsünüz. Burası Türkiye, en önemli illerinden bir tanesi diyoruz ve ona göra adım atıyoru. 4 katrilyonu aşan bir yatırım yaptık. Belediyemiz de 1 katrilyonluk yatırım yaptı. Koskoca Antalya'da katlı köprülü kavşak yoktu. Şuanda 9 tane var. İktidara geldiniz yapsaydınız bir şeyler, neden yapmadınız?"

"BİZ YOL YAPTIK BUNLAR KUYU KAZIYOR"
"Bunlar laf üretir biz ise iş üretiriz. Farkımız bu. Milletimiz de bu tarz siyasi aktörleri çok iyi tanıyor. 81 ilde ortaya koyduğumuz eserler ne olduğumuzu gösteriyor. O illerden milletvekili oldunuz, iktidar oldunuz, bakan oldunuz ama hiç bir yatırım yok. Ne olduysa şu 5 yılda oldu. Şimdi her gidişimizde farklı. Yatırımlar daha da artıyor. Bunlar vaatten başka bir şey götürmemişler. Türkiye'ye de gerilimden başka bir şey getirmiyorlar. Dikkat edin biz yol yapıyoruz, onlar kuyu kazıyor. Biz aydınlık bir ufuk çizdik onlar karartmaya çalışıyor. Biz eser ürettik onlar gerilim üretti. Ama bunlara aldırmadık. Sorunlar ortadan kalkıncaya kadar mücadelemiz hız kesmeden devam ediyor."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.