İşte 'Doğu Raporu!

İşte 'Doğu Raporu!
Devlet, Doğu ve Güneydoğu’daki aksaklıkları gidermek ve hayat kalitesini artırmak için düğmeye bastı. Hazırlanan ‘Doğu Raporu’nda önemli noktaların altı çiziliyor.  

Doğu ve Güneydoğu ile ilgili geçmişte çok sayıda rapor hazırlandı. Ancak bu raporlar çoğu zaman bölge halkının lehine olacak şekilde uygulamaya konmadı. Dolayısıyla terör ile birlikte sorunlar yumağı da giderek büyüdü. Ancak AK Parti Hükümeti sorunları en aza indirip, bölgeyi terörden arındırarak sosyal ve ekonomik anlamda kalkındırmak için çalışmalar yürütüyor. Devlet, bölgedeki terör olaylarına çözüm bulmak ve buradaki ilgili mercileri daha fonksiyonel hâle getirebilmek için çabalıyor. Alınan bilgilere göre, valilikler, il ve ilçe güvenlik birimleri yeni hükümete sunulmak üzere bir ön rapor hazırladı. Raporda ‘acil önlemler’ başlığı altında önemli maddeler bulunuyor. Şehir merkezlerinde güvenlik güçlerine yönelik ardı ardına saldırılar bu raporun ehemmiyetini bir kez daha ortaya koydu. ‘Doğu Raporu’nun en çarpıcı başlıkları koruculuk sistemi ve bazı ilçelerin il yapılması. Çünkü devletin güvenlik birimleri jeopolitik konumlarından dolayı bazı ilçe ve illere girmekte ve oraları sürekli kontrol altında tutmakta zorlanıyor. Diğer önemli nokta güvenlik birimlerinin barınma problemi ile Diyanet ve eğitim kadrosunun niteliği.

Hakkâri psikolojisi...

Raporun aciliyetinin, özellikle Hakkâri’de örgütün etkinliğini günden güne artırıp aynı durumu diğer illere yayma çabasından kaynaklandığı belirtiliyor. PKK/KCK burayı bir üs ve uygulama alanı olarak kullanıyor. Hakkâri ve ilçelerinde KCK’nın girmediği nokta yok gibi. İşte bu gerçekler, söz konusu raporun bir an önce hayata geçirilmesini gerekli kılıyor.

Peki, örgütün oluşturduğu Hakkâri ne durumda? PKK son 3-4 ay içinde (hesapta olmayan) 600 kadar genci dağa çıkardı. Bu gençler, kısa eğitimlerden geçirilip eylemlerde kullanılacak hâle getirilmiş durumda. Diyarbakır, Tunceli, Hakkâri, Şırnak, Van kırsalında ‘telsiz kestirme’ uygulamasına geçildi. Bu şu anlama geliyor: Bu dağlarda daha önce olmadık şekilde terör hareketliliği var. Ergenekon yanlısı bazı askerlerin yürüyen davaları ve tutuklamaları protesto etmek için gönülsüz görev yaptıkları ileri sürülüyor. Aynı şekilde korucular arasında örgüte yardım ve destek sağlayanların varlığına dikkat çekiliyor. JİTEM’e çalışan kişilerin de yaz sıcağı ile birlikte kırsal ve şehir arasında mekik dokuduklarına dikkat çekiliyor.

Örgütün ana hedefinde Hakkâri ve Yüksekova var. Çünkü burada oluşturduğu psikolojik algıyı çok iyi yönetiyor. Burayı örnek gösterip halkı ve hükümeti alttan alta tehdit ediyor. Yani sandıktan çıkan sonuçtan çok aslında örgütün ve derin kanadın ne yapmak istediği önemli. Hakkâri, ‘örgütün beyni’, Diyarbakır ise ‘kalbi’ olarak nitelendiriliyor. ‘Beyin harekete geçerse bütün Türkiye kalple birlikte çarpacak’ tezi, derin işbirliğinin en önemli korku paranoyasını oluşturuyor. Hakkâri psikolojisini örgütün en önemli kozu ve seçimin galibi AK Parti’ye yanlış işler yaptırmaya yönelik hamlesi olarak değerlendirmek mümkün. Bu vesile ile hazırlanan ön raporun ana maksadı başta örgütün oluşturduğu Hakkâri psikolojisini kırmak, sonra bölgedeki hayat kalitesini normal seviyeye çekmek.

İşte raporda kırmızı ile yazılan bazı ayrıntılar:

Koruculuk sistemi yeniden dizayn edilmeli. Örneğin örgütün hâkim olmaya çalıştığı Hakkâri ve ilçelerinde 7 bin kadar korucu görev yapıyor. Ancak bu ekip aktif olmadığı gibi, örgüt ve uyuşturucu trafiğine takılmış durumda. Dolayısıyla bütün bölgedeki korucuların sayısını en aza indirip yeni ve profesyonel koruculuk sistemi geliştirilmeli. Aylık gelirleri yükseltilmeli, suça bulaşmamış, askerî ve polisiye eğitimden geçirilmiş olanlar tercih edilmeli.

Doğu ve Güneydoğu’daki il ve ilçelerde memurların, polis ve askerlerin kalabileceği konut ve lojmanlar derhal hayata geçirilmeli.

Milli Eğitim’deki yöneticiler bölge dışından ve eğitim donanımı iyi olanlardan seçilmeli. Bölgede öğretmen olacaklardan istenecek puan 75 ve üzeri olmalı.

Bölgeye dinî eğitimi iyi olan, halkla bütenleşebilen yeni bir imam kadrosunun atanması gerekir. İmam ve Diyanet yöneticilerinin bölge dışından olmasına dikkat edilmeli. Kürtçe bilenlerin olması göz önünde bulundurulmalı.

İl ve ilçelerde güvenliği sağlayıcı polis kadrosu normalin üstünde tutulmalı. İllerde bin, ilçelerde 500 kadar fazla polis kadrosu oluşturulmalı.

Yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı ve fuhuş için özel bir ekip kurup bölgedeki akış kesilmeli ve bu işi yapanlara yönelik ciddi bir müeyyide uygulanmalı. PKK bu sektörden hem psikolojik bakımdan hem de rant bakımından iyi besleniyor.

Bölgede görev yapan bütün devlet memurlarına ekstra maaş verilmeli.

Hakkâri, Şırnak, Diyarbakır, Van, Ağrı, Muş, Bitlis, Mardin, Batman gibi illere terör kapsamında özel bir statü uygulanmalı. İmkânları genişletilmeli ve kadro atamaları özellikle seçilmeli.

Yüksekova, Şemdinli, Çukurca, Doğubayazıt, Başkale, Viranşehir, Suruç, Nusaybin, Kızıltepe, Midyat, Silopi, Cizre, İdil, Derik, Lice, Kulp, Hani, Silvan, Kozluk, Genç ve Varto gibi ilçelere il statüsü kazandırılması gerekir. Bu mümkün değilse bile illere uygulanan ayrılacakları bu ilçelere acilen uygulanmalı.

Bölgedeki üniversitelerin mekân ve imkânlarının bir an önce yerine getirilmesi gerekmektedir. Hakkâri Üniversitesi’nde yerel kaynaklara dayalı fakültelerin yanı sıra (hayvan yetiştiriciliği gibi) eğitim ve ilahiyat fakültelerinin açılması lazım.

Devlet birimleri en ücra köylere kadar gidebilmeli. Bunun için fiziki ve güvenlik imkânlarının sağlanması şart. Çünkü örgüt her köyde aktif rol oynamaktadır.

Şırnak, Hakkâri ve Van bölgesini kapsayan 25’ten fazla PKK kampındaki geçişlerin önlenmesi için yeni bir sınır güvenliği oluşturulmalı.

Bölge gençlerine yönelik sosyal ve psikolojik açıdan bir çalışma yapılıp ona göre gerekli tedbir ve önemler alınmalı. Bölgede travma yaşamış halkın tamamının rehabilitasyondan geçmesi için projeler geliştirilmeli. Bunun için Doğu ve Güneydoğu’nun sosyo-psikolojik raporunun ivedilikle çıkarılması gerekir.

Bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı sorunların çözümüne katkı verilmeli. Halka kolay ulaşabilmeleri için yardımcı olunmalı, imkânları genişletilmeli. Bunun için devlet ile sivil toplum kuruluşları birlikte proje üretmeli.

Bölgedeki resmî kuruluşların Ankara ile irtibatlarının daha kolay sağlanabilmesi için bir bilgi havuzu oluşturulmalı. Başta terör olmak üzere her türlü sorun ve gelişme anında bu havuza aktarılmalı. Kriz merkezi hüviyetinde bir birim oluşturulmalı.

Özel Hareket Polisi ile Jandarma Özel Hareket’in operasyonlarda ortak hareket etmesi sağlanmalı.

Operasyonlar öncesinde ve sonrasında yerel savcılar mutlaka görev almalı. İnsan hakları ihlalleri önlenmeli ve yapılacak operasyonlarda yerinde ve uygun raporlar tanzim edilmeli.

Jandarmanın sicil amirliği (sicil notunu veren kurum) askeriyeden alınıp polisteki gibi valiliklere devredilmeli.

Boşaltılmış köy ve mezralara dair son güncel bilgiler bir havuzda toplanmalı, gerekli görülen yerlere yatırımlar yapılmalı, köye dönüş hızlandırılmalı.

aksiyon

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.