Gerçek fail ABD
Suriye ve İran’ı terörist olarak suçlayan ve bu konuda Türkiye’den destek isteyen ABD, söz konusu PKK olunca operasyonları engelliyor.
Libya Temas Grubu’nun 4. toplantısı dün İstanbul’da başladı. Toplantıya, aralarında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in de bulunduğu 34 ülke ve bazı uluslararası kuruluşların temsilcileri katılıyor. Amerikalı üst düzey bir yetkili, Hillary Clinton’ı Türkiye’ye götüren uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Clinton’ın, Türkiye’yi ziyareti sırasında Libya Temas Grubu toplantısının yanı sıra bazı ikili temaslarda da bulunacağına dikkati çekerek, Türkiye’nin, ABD’nin küresel konularda diyalog kurduğu gerçek bir ortak, NATO’nun bir üyesi ve Orta Doğu, Kafkaslar, Afganistan, enerji konusu, terörle mücadele gibi alanlarda kilit bir oyuncu olduğunu ifade etti. Görüşmelerde Irak, Kafkaslar, Ermenistan, Yunanistan, Kıbrıs, Balkanlar ve Türkiye’deki iç gelişmeler gibi konuların da gündeme geleceğini anlatan yetkili, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik baskısını artırdığını görmeyi istediklerini kaydetti. Yetkili, Clinton’ın Türkiye’deki temasları sırasında, ABD’nin NATO şemsiyesi altında Avrupa’ya kurmak istediği Füze Savunma Sistemi’nin bir parçası olan radarın hangi ülkeye yerleştirileceği konusunda da görüş alışverişinde bulunacağını aktardı.
Sözde destek mesajı
Bu arada, Clinton, yaptığı yazılı açıklamada, “Diyarbakır’da 13 Türk askerinin hayatını kaybetmesinden derin üzüntü duydum. ABD adına, saldırıda yaşamını yitirenlerin aileleri ve dostlarına içten başsağlığı dileklerimi gönderiyorum” ifadesini kullandı. Clinton, açıklamasında şöyle devam etti: “Teröre karşı mücadelesinde Türkiye’yi destekliyoruz ve terörizmin her şekline karşı koymada Türk hükümetiyle birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki iki gün boyunca İstanbul’da Türk liderlerle görüşmeler yapacağım ve yakın işbirliğine olan bağlılığımızı onlara şahsen ileteceğim.” Ancak Clinton bu açıklamaya yaparken, bugüne kadar Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine yapmak istediği sınır ötesi operasyonlara izin vermedikleri gerçeğini görmezden geldi. Clinton, terörist iddiasıyla İran ve Suriye konusunda Türkiye’den destek isterken, ABD’nin binlerce insanımızı katleden terör örgütü PKK’ya karşı yapılacak operasyonlara sıcak bakmadığı biliniyor. Körfez Savaşı zamanında AKP iktidarının onayıyla Irak’taki Müslümanları İncirlik üssünü kullanarak bombalayan ABD, şu anda da aynı üsten Libya’yı vuruyor. Ancak söz konusu PKK olunca ABD, Türkiye’nin sınır ötesi harekatının önüne engel çıkartıyor.
Bush, harekatı durdurmuştu
AKP iktidarı, Meclis’ten aldığı yetkiyi, tırmanan teröre ve binlerce şehide rağmen sınır ötesi harekat yetkisini sadece 1 kez kullanmıştı. TSK, 2007 yılının ekim ayında TBMM’den geçen tezkereden aldığı yetkiye dayanarak, 21 Şubat 2008’de Güneş Harekatı adı altında Irak’ın kuzeyine sınır harekatı gerçekleştirmişti. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un harekatın bir an önce durdurulması yönündeki uyarısının ardından TSK, bir gün sonra Kuzey Irak’tan çekilmişti. ABD Savunma Bakanlığı görevlilerinin 28 Şubat’ta Ankara’da yaptığı temasların ertesi günü harekatın sona erdirilmesi büyük tartışmalara yolaçmıştı. Dünya basını operasyonu eski Başkan Bush’un durdurduğunu yazmış, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da “ABD, PKK’nın tam olarak bitirilmesini istemediği için operasyonu durdurdu” demişti. TSK ise iddiaları yalanlayıp “Harekatın süresi önceden belliydi” açıklaması yapmıştı.
Mehmetçik’in başına çuval
4 Temmuz 2003’te de Süleymaniye’de karargah kuran 11 Türk askeri, peşmerge destekli ABD askerleri tarafından gözaltına alınmıştı. Başlarına çuval geçirilen 11 asker, Bağdat’a götürülmüştü. Askerlerimiz, 60 saat sonra serbest bırakılmıştı. Tarihe ’çuval olayı’ olarak geçen bu olay emekli Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı döneminde yaşanmıştı. Wikileaks belgelerine göre, “çuval krizi”ni değerlendiren ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi CIA ajanı Ross Wilson, Türk askerinin başına çuval geçirilmesinin acısının bir kuşak boyunca geçmeyeceğini söylemişti.
Uluslararası Libya’yı paylaşma konferansı...
Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılması için çaba harcayan Libya Temas Grubu’nun 4. toplantısına Türkiye ev sahipliği yaptı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında mağlup ülkeleri paylaşmak için toplanan Yalta ve Postdam konferanslarını andıran toplantı İstanbul Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Türkiye ile bir önceki toplantının ev sahibi olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) eş başkanlığında Çırağan Sarayı’nda düzenlenen 4. toplantı, dün saat 11.30’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zeyd El Nahyan’ın yaptıkları açılış konuşması ile başladı.
Trablus’a baskı istedi
Davutoğlu, Libya’da daha güvenilir ve halkın meşru taleplerine cevap veren bir geçişin oturtulmasının çok önemli olduğuna işaret ederek, BM Güvenlik Konseyi kararları uyarınca, Trablus rejimi üzerindeki baskıların sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zeyd El Nahyan da Kaddafi rejiminin biran önce yıkılması gerektiğini ifade etti. Konferansta Kaddafi sonrası Libya’nın ve Kuzey Afrika’nın durumu ele alındı.
Yalta Konferansı
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında savaş sonrası dünyasının ana çizgileriyle düzenlenmesi amacıyla SSCB’nın Yalta Kenti’nde liderler düzeyinde bir konferans toplanmasına karar verildi. Şubat 1945’te toplanan Yalta Konferans’ında karara bağlanan konular arasında Almanya’nın savaş sonrasında silahsızlandırılması, Avrupa’nın etki alanlarının taraflarca belirlenmesi gibi hususların yanı sıra, BM’nin kurulması da kabul edildi ve BM Sözleşmesi’nin temel ilkeleri belirlendi. BM Hazırlı Konferansı’nın ABD’de yapılması kararlaştırıldı ve 1 Mart 1945’ten önce Almanya’ya savaş açan ülkelerin kurucu üye olabilecekleri ilkesi getirildi. Türkiye de 23 Şubat 1945’te Almanya’ya savaş açtı. Yalta Konferansı’nda İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına ilişkin Montreux Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesi de gündeme geldi ancak sonuca varılamadı. Temmuzda toplanan Postdam Konferansı’nda da savaş suçlularının cezalandırılması, Almanya’nın federal yapıya sahip kılınması karara bağlandı. Postdam’da SSCB’nin Türkiye’den üs isteği kabul edilmedi.
yeniçağ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.