Erdoğan Kıbrıs'ta
Yayınlanma:
Başbakan Erdoğan Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümü kutlamalarında halka sesleniyor
Başbakan Erdoğan; Sizlere anavatan Türkiye'den kardeşlerinizin sevgi ve selamlarını getirdim. Bu topraklarda şehit düşen ve gazi olan kardeşlerimizin aziz hatıralarını da bu vesiyleyle saygı ve minnetle yad ediyoruz. Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Bize kanları, canlarıyla emanet bıraktıkları bu vatan toprağını sonuna kadar korumak, burada sadece Kıbrıs Türkleri'nin değil insanlığını onurunu sonuna kadar savunmak boynumuza borç olsun. Bir kez daha bütün dünya bilsin ki Kıbrıs Türkleri'yle ebedi kardeşliğimiz ilk günkü kadar taze ve diridir sonsuza kadarda böyle olacaktır.
Bugünde yaşanan acıları ve ödenen bedelleri unutmadan Ada'nın eşit ortağı olarak Kıbrıs Türk halkının hakkını koruyacağımızı ilan ederken barışa olan inancımızı da bir kez daha ilan ediyoruz. Kıbrıs Türk Kesimi evrensel değerler üzerinde yükselerek dünya sahnesinde ki onurlu yerini almıştır. KKTC hükümeti, Meclisi ile kurum ve kuruluşlarıyla çağdaş bir devlet olarak bölgesinde barış ve istikrara katkı sağlayacak bir konuma yükselmiştir. KKTC, siyasi ve ekonomik alanlarda bugüne kadar kat ettiği mesafeyi misliyle aşabilecek derecede birikim ve donanımıyla bizim içinde bir ihya kaynağıdır. KKTC bugünlere birlik ve beraberlik içinde milli değerlerine sahip çıkarak gelmiştir. Herkes bilsin ki bu milli davaya inancımızı kaybetmediğimiz sürece aşamayacağımız hiç bir engel yoktur. Türkiye nasıl gücünü birleştirerek yüzyılın en büyük refah ve kalkınma hamlesini gerçekleştirdiyse KKTC vatandaşlarıda tarih sahnesinde ki yerini alacaktır. Yeterki dönemsel sorunları aşabilmek için büyük fotoğraftan, milli davamızdan gözümüzü biran ayırmayalım.
Biz herzaman Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri istikametinde güvenlik ve refahı istedik. Bu hedefe ancak hukuk, adalet, eşitlik çerçevesinde ulaşacağımıza inandık. Anavatan ve garantör bir ülke olarak Kıbrıs sorununun sona ermesinin sadece Ada'da değil Doğu Akdeniz'de de yeni bir dönemi başlatacağı için şekillendirdik. Ortak, milli dava etrafında gönül birliği içerisinde çözüm için çaba sarf ettik, bu dayanışmadan ilham alarak tüm ezberleri bozduk. Artık tüm dünyada kamuoyunun gördüğü gerçek vardır, Kıbrıs meselesi tam yarım asırdır BM'nin kayıtlarındadır. Kıbrıs sorununda geçmiştede, günümüzde de güçlü çözüm iradesi gösteren taraf Kıbrıs Türk halkı ve garantör Türkiye'dir. Nitekim Kıbrıs Türk halkı tüm güçlükleri göze alarak 2004 yılında yapılması istenen referandumda uzlaşmaya barışa, yüzde 65'le evet demiştir. Güney Kıbrıs uzlaşmaya ve barışa yüzde 75'le hayır demiştir. Uzlaşmaya ve barışa hayır diyen Güney Kıbrıs, ödüllendirilmiş ve yüzde 65'le uzlaşmaya, barışa evet diyen KKTC halkı cezalandırılmıştır ve halen bu süreç devam etmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir, onun için biz bugün daha güçlüyüz. Kıbrıs Türkü'ne hiç bir meşru temeli olmadan ortada kalınan durumun yok edileceği söylenmiş fakat bu sözde durulmamıştır. Kıbrıs Türkü barış için çaba göstermeye devam etmiştir, şunu unutmayalım artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu yolda bizler üzerimize düşeni yaptık, yapmaya da hazırız. Diğer tüm ilgili tarafları bu alanda adım atmaya bu günde devam ediyorum.
Hazırlık dönemiyle birlikte bu 3 yılı aşan görüşme sürecinde nihai aşamaya gelinmiştir. 19 görüşme vardır önümüzde, temenni ederim ki bu görüşmelerden netice alırız. Şunda hiç bir tereddüt yoktur ki BM parametrelerinde ki çözüm mevcut müzakere sürecinde liderlerin ortak açıklamalarına mutabakatta ortak bir çözüm olacaktır. Siyasi eşitlik temelinde bir federasyon, tek uluslararası kimliğe sahip bir federal hükümet olarak bir Kıbrıs Türk kurucu devleti ve Kıbrıs Rum kurucu devleti bulunacaktır. Aksi istikamette zorlamalar içine girmek çözüm iradesini sabote etmekten başka birşeye yaramayacaktır, bizim amacımız Kıbrıs'ta yeşerecek barışın, kalkınmanın iş birliğinin yolunu açmasıdır. Ancak mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalmayacağı herkes tarafından artık bilinmelidir, arzumuz bugüne kadar sarf edilen çabaların heba edilmemesi, zamanın boşa harcanmamasıdır. Bu hedeflere ulaşılabilmesi için kalıcı barışın referanduma sunulması ve yeni ortaklık döneminin hayata geçirilmesi gerekmektedir. 2012'nin ikinci yarısında Kıbrıs Türkleri'nin de yer alacağı bir dönem başkanlığı sadece Türkiye, AB ilişkilerinde yeni bir olumlu ivme yakalamasına değil, Avrupa'nın siyasi ve stratejik açılardan yeni ivme kazanmasına neden olacaktır. Aksi olursa, AB ile tüm ilişkiler dondurulacaktır, bizim AB ile herhangi bir görüşme yapmamız söz konusu olmayacaktır, AB dönem başkanı da olsak Rum tarafı ile aynı masaya oturmamızı hiç kimse bizden beklemesin. Hukukun, özellikle adaletin savunuculuğunu yapan AB 2004'te yapmış olduğu hatta vermiş olduğu sözün arkasında durmadığı için bi defa bu yanlışlarının bedelini ödeyecektir. Biz Kıbrıs diye bir devlet tanımıyoruz KKTC vardır Kıbrıs Rum Kesimi vardır. AB'den beklentimiz üzerine düşeni yapmasıdır, Ban Ki Moon'dan beklentimiz sadece özel temsilcisini buraya göndermek değil, sayın Kofi Annan'ın Mayıs 2004'te ki raporunu açıklamasıdır. Bu raporda neler var bunu açıklamalıdır, BM ekibinin yoğun çabalarını desteklemesi müzakere sürecine gerekli desteğin sayın Ban Ki Moon tarafından verilmesini diliyorum.
Güncel
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.