Silvan’da general korundu

Silvan’da general korundu
13 askerin şehit düştüğü Silvan saldırısında ihmali görülen bir binbaşı ile iki üsteğmenin görevden alınması kamuoyunu tatmin etmedi.

İhmaller zincirinin odağında bulunan, Kolordu Komutanı’nın emrine rağmen askerleri riskli bölgeye gönderdiği ve operasyonu validen gizlediği iddia edilen Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu’yla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunulmaması tepki çekerken, “Yine her zamanki gibi astlar kurban edilerek üst rütbeliler korundu” yorumları yapıldı. 

ASDER Onursal Başkanı emekli Albay Ahmet Alper, askerlikteki kural gereği haksız olduğu aleni olsa bile üst rütbelinin daima haklı görüldüğünü söyledi.

3 ALT RÜTBELİ PAŞA’YA KURBAN EDİLDİ!
Genelkurmay Başkanlığı’nın 13 askerin şehit düştüğü Silvan saldırısıyla ilgili sonuçlarını açıkladığı soruşturma dosyasında, olayın suçlusunun alt rütbeliler olduğunu ima ederek, operasyonun komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu’nu soruşturmadan tamamen muaf tutmaya çalışmasından sonra ilginç gelişmeler yaşandı. Saldırıya uğrayan 1. Jandarma Komando Taburu’nu komuta eden Binbaşı Milbay Şahin ile ona bağlı iki bölüğü komuta eden Üsteğmenler Mehmet Emin Karagöz ve Necmeddin Erdoğan görevden alındı. İhmalle suçlanan Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu hakkında herhangi bir işlem yapılmaması ise dikkat çekti. 

GENELKURMAY VE İÇİŞLERİ HEYETİ KARAOSMANOĞLU’NU AKLADI MI?
Karaosmanoğlu’nun, Genelkurmay soruşturmasını yürüten heyet ile İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma için görevlendirdiği sivil müfettişler tarafından korunduğu iddia ediliyor. Tahkikatın genelinde soruları ile alt kademedeki personeli sıkıştırmaya çalıştığı görülen Genelkurmay heyetinin, almış olduğu ifadelerdeki somut ve ispatlanabilir iddiaları yeterince araştırmadığı öne sürülüyor. Yine tahkikat heyetinin en son Tuğgeneral Karaosmanoğlu’nun ifadesini alması tepki çekti. Böylece Karaosmanoğlu, diğer ifadelerden haberdar olduktan sonra kendi ifadesini vermiş oldu.

“ÜST RÜTBELİ HER ZAMAN HAKLIDIR”
Üst komuta kademesinin olaydan kurtarılarak hedef olarak arazideki düşük rütbeli personelin gösterilmesi, yeni bir tartışmanın fitilini de ateşlemiş oldu. Konuyla ilgili Akit’e konuşan Adaleti Savunanlar Derneği Onursal Başkanı emekli Albay Ahmet Alper, üst komutanların her zaman haklı çıkarıldığını belirterek, “Meselenin gerçek yönü nedir ne değildir onu açıkça bilmek mümkün değildir ama askerliğin bir kuralıdır; üst daima haklıdır. Komutanın haksız olduğu durumlarda yine komutan haklıdır” değerlendirmesinde bulundu.

MEHMETÇİĞİ RESMEN YEM ETTİ AMA...
Silvan soruşturmasının dışında bırakılan ve 13 askerin şehit düştüğü operasyonun emrini veren Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu, bir dizi ihmalle suçlanıyordu. Operasyonu Diyarbakır Valisi’nden gizlediği iddia edilen Karaosmanoğlu’nun, Kolordu Komutanı’nın kesin emrine uymayarak teröristlerin çok sık kullandıkları kritik bir bölgeye askerleri gönderdiği, Silvan Komando Alay Komutanı Albay Murat Toprak, “Komutanım bu bölge kritik. Askerim yorgun, buraya girdiğimizde zayiatımız kaçınılmaz olur” demesine rağmen, “Bu sefer böyle olacak” diyerek emrin uygulanmasını istediği ileri sürülmüştü. Yine Karaosmanoğlu’nun, çatışma haberinden sonra hazırda bekleyen Özel Harekat birliklerini vaktinde bölgeye sevk etmediği, helikopter talebini Kolordu Komutanı’na geç bildirdiği öne sürülmüştü. Nitekim Genelkurmay’ın yargıya intikal ettirdiği 4 kuşkulu noktadan birisi de helikopterlerin zamanında hazır olup olmadığıydı. Ayrıca Karaosmanoğlu’nun soruşturma heyetine ifade verecek askerleri tehdit ederek, ifadelerinde helikopterin gecikmesi konusunda herhangi bir şey söylemeleri konusunda telkinde bulunduğu iddia edilmişti.

KAMUOYU BU SORULARIN CEVABINI BEKLİYOR
Genelkurmay Başkanlığınca Silvan saldırısına ilişkin yapılan soruşturmanın sonuçları, şüpheleri dağıtmak bir yana daha da artırdı. Soruşturma dosyasında bir dizi çelişki tespit edildi. İşte cevap bekleyen sorular:

- PKK tarafından kaçırılan 2’si asker 3 şahıs için yalnızca askeri kaynaklardan gelen duyumların değerlendirildiği, MİT ve Emniyetin kaçırılanların farklı bölgelerde olabileceğine dair duyumlarının dikkate alınmadığı, bunun sonucunda da birliklerin yanlış bir değerlendirme neticesinde Hazro’nun kuzeydoğusuna sıkıştırıldığı doğru mu?

- Bölge Komutanı Tuğgeneral Ünal Karaosmanoğlu’nun, Albay Murat Toprak’ın “asker yorgun” itirazını dikkate almadığı iddiası yeterince araştırıldı mı?

- Olayın meydana geldiği günün hava şartları dikkate alındığında, 23-25 kg ağırlığın daha da azaltılması yönünde tedbir alındı mı? Bu yükün hangi malzemelerden teşkil edildiği belirlenmiş midir? Çatışmadan sonra yapılan tahkikat zamanında alaydan yetkili kişilere bir sırt çantası hazırlanması istenmiş silah ve sırt çantaların toplam ağırlığının 55 kg olduğu görüldüğü doğru mu?

ÖZEL KUVVETLER BULMADIYSA ONLAR NASIL BULSUN?

- Çevrede çok fazla birlik olmasına rağmen silah sesleri duyulmamış mıdır? Duyulmuşsa muhtemel bir saldırının olabileceğine dair bir değerlendirme yapılmış mıdır?

- Ünal Karaosmanoğlu’nun hatalı emri nedeniyle yorgunluktan dolayı sırt çantalarını ve hücum yeleklerini dahi çıkararak dinlenen ve hazırlıksız yakalanan personelden şehit olanların otopsi raporlarında yanıp yanmadıkları, yanmışlarsa öldükten sonra mı, yoksa sağ iken mi yandıkları tespit edilmiş midir?

- Helikopter pilotları hazır halde araç içinde beklemelerine rağmen, Karaosmanoğlu’nun geç istekte bulunması nedeniyle gecikmenin yaşandığı doğru mudur?

- Genelkurmay’ın açıklamasının aksine, temasın tabur personelinin etkili karşı koyması sonucu değil, teröristlerin inisiyatifiyle kesildiği, helikopterlerin teröristlerin muhtemel kaçış istikametlerinden ziyade olay bölgesinin civarını ateş altına aldıkları iddialarının doğruluk payı nedir?

- Ölen teröristlerin cesetleri alındıktan sonra şehit ve yaralıların havadan tahliyesi sağlandığı doğru mudur?

- Özel kuvvetler ve özel harekatın saldırı yapılan bir bölgede kimseyi bulamaması normalse, böyle bir tehdit beklemeyen erlerin teröristleri bulması nasıl beklenir? Resmen teröristlerin önüne yem atılıp “yemi yuttuktan sonra yakalarsak yakalarız” gibi bir emir mi verilmiştir?

- Olay sonrası yapılan tüm müdahalelere rağmen, olayı gerçekleştirdiği değerlendirilen 15-20 kişilik terörist grubundan çatışma anında ele geçirilen 2 kişi dışında kimsenin ele geçirilememesi, birliklerimizin ise ağır zayiat vermesi, takviye ve destek birliklerin yerinde ve zamanında ulaştırılmadığını göstermiyor mu?


EROL METİN/ YENİ AKİT 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.