Hıristiyanî terör diyen yok!

Hıristiyanî terör diyen yok!
Günübirlik resmi ziyaret için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye giden Başbakan Erdoğan, dönüş yolunda beraberindeki gazetecilere konuştu. Gündeme ait çarpıcı açıklamalar yapan Erdoğan’a y&o

Yener Dönmez / Yeni Akit

Türkiye Azerbaycan’a vizeyi kaldırdı ama Azeri tarafı hâlâ Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Vizenin kalkması ile ilgili bir takvim var mı?

Biz vizeyi kaldırdık ama onlar, “sınırda vize verme uygulamasına devam edelim” diyorlar. Birtakım endişeleri var. Herkes gelirse diye düşünüyorlar. Kimin başvurduğunu, kimin gelmekte olduğunu görelim istiyorlar. Kim olduğunun belli olması açısından “en azından kapıda bakalım ve vizeyi ona göre verelim” diyorlar. Vizeyi kaldırsak da, pasaporttan bakarsın bu kişi sıkıntılı mı, değil mi diye ama henüz onlar kendilerini hazır hissetmiyor. Bu tip endişelerle hareket ediyorlar.

DTK’nın özerklik ilanı ve bazı vekillerin ‘vergi vermeyiz’ ya da ‘kimse bizi bu yoldan döndüremez’ türü açıklamaları var. Hatta “yerel meclisler” için seçim de yaptılar. Nereye gidiyor bu süreç? 

Öncelikle ben bir şeyi sizinle paylaşayım. Bir defa BDP’li vekillere yönelik AK Parti’nin herhangi bir engellemesi söz konusu olmadı, dışlaması söz konusu olmadı. Burada BDP kendi kendini dışladı. CHP geldi yemin etti, onlarda da yemin etmeyen var bir tane. Aynı şekilde BDP de gelip yapabilir. İlla iktidar partisiyle masaya oturmak gibi bir idealleri, arzuları varsa ki, Meclis Başkanı’nın bu şekilde daveti oldu orada da kimseye kapımızı kapatmadık, arkadaşlara gidin görüşün dedik. Fakat öyle bir metin getirdiler ki, demokratik parlamenter sistem içinde mutabakat metni olarak ele alınacak bir şey değil. 

Ak Parti adeta bir terör örgütünü muhafaza altına alacak bir metne evet der mi? Nitekim ilgili arkadaşlarım da, onların açıkladığı metnin karşı metnini açıkladılar. Biz demokratik parlamenter sistem içinde hukuka, yasalara ters düşmeyecek şekilde her adıma açığız, ön kesen olmadık, olmayız. Fakat son gelişmelere baktığımızda; gerek DTK, gerek BDP ikide birde “vergi vermeyiz” vs beyanlarda bulunuyorlar. Bir defa bunlar, siyasetçinin ağzından duyulabilecek veya legal örgüt mensuplarının ağzından duyulabilecek ifadeler değil.

Aklıselim sahibi her insan şunu düşünmeli: Ben şu anda; ister beğen, ister beğenme demokratik sistemin içindeyim. Bu sistem anayasaya göre çalışıyor. Bu ülkenin en önemli kaynağı vergidir. Bu ülkede vergi vermesi gereken herkes veriyor. Kalkıp da, “vergi vermeyeceğiz” deme hakkına sahip değilsin. Eğer böyle bir şey varsa vergi vermememin bedeli neyse onu da ödersin. Kaldı ki, topraklarımız üzerinde kimseye ameliyat yaptırmayız. Bugün orada fazla oy almış olabilirsin. Nasıl oy aldığın ayrı bir tartışma konusu. Yarın ne olacağı belli değildir. Şu anda Güneydoğu’da birinci parti, AK Parti. Güneydoğu deyince; Diyarbakır mıdır, Siirt midir, Hakkari midir? Ama bunlar bakıyorsunuz kendisine ait bir harita çiziyorlar. 

“BDP GÜÇLÜ FİLAN DEĞİL”

‘Biz burada şöyle güçlüyüz, böyle güçlüyüz.’ Değilsin! Gaziantep var, Şanlıurfa var. Geneline baktığımızda AK Parti 14, 15 puan takıyor. Doğu Anadolu’da daha da büyük fark atıyor. Türkiye genelinde barajı aşmaya gözünüz kesmediği için bağımsız adaylarla giriyorsunuz. Bütün bunlarla beraber yapacaksan, gelirsin yeminini yaparsın, ondan sonra da parlamento çalışmalarında yerini alırsın. Yasama organının sizler de bir ucu olursunuz. 

“PKK mücadele ediyor ve sonuç alıyoruz” algısını oluşturuyorlar. 

Mücadele başka bir şey. Burada terör örgütünün çok ciddi bir desteği var. Arazide edindiğimiz izlenimlerdir, istihbaratlardır. Bunlar ciddi istihbaratlardır. İnanın terörle mücadelede medya hâlâ yanımızda yer almamıştır. Birtakım istisnalar var. Bu terör örgütünün ekmeğine yağ sürüyor. Adamın derdi, propagandasını yaptırmak. TV kanallarında bakıyorsunuz, bunların siyasi temsilcileri durmadan o biçim programlar yapıyorlar. Buna gerek var mı?

Kandil’e operasyon ihtimali söz konusu mu?

Bu işi, yapması gerekenlere bırakalım. Artık, kötü niyet karşısında iyi niyet bulmayacaktır çok daha farklı stratejiler uygulayacaktır, bedeli ne olursa olsun. Bu konuda farklı bir sürecin içine giriyoruz. Medyayı yanımızda görmemiz lazım.

“ÖRGÜTTEKİ ÇATLAK İDDİALARI BOŞ DEĞİL”

 Terör örgütündeki çatlak iddialarına nasıl yaklaşıyorsunuz?



-Bazı şeyler Öcalan’ı da aşmış vaziyette. Herşey onun da kontrolünde değil. Çatlak iddiaları boş değil.

Meclis’te “Akil Adamlar Komisyonu” kurulsun türü bir çağrı oldu Kılıçdaroğlu’ndan? Dolmabahçe ekseni gibi toplantılar yapacağınızdan bahsettiniz. Ne gibi toplantılar olacak? 

“Akil Adamlar Komisyonu” olamaz diye bir şey yok. Şu anda Dolmabahçe görüşmelerini daha dar çerçevede yapmayı planladık. Bu hafta da Beşir Bey’le bu konuları görüştük. Hüseyin Bey’le aynı şekilde görüştük. Öyle zannediyorum Ramazan’dan sonra bu çalışmaları da başlatırız.

 “Önceden destek verdiğini söyleyen ama bugün farklı çevrelerde olduğunu görüyoruz” dediğiniz çevreler kimler?

Sosyal demokrat görünüşte ama sosyal demokratlıktan çok uzakta görünenler var. Bir muhalefet partisi içinde olup, daha önce çok daha farklı konumda olanlar var. Durumdan vazife çıkarıyorlar. Kiminle, neyi görüşeceğimizi artık biliyoruz. Bireysel görüşmemiz gerekenlerle bireysel, üç-beş-on çağırıp görüşmemiz gerekenlerle o şekilde. Yeri gelir yayın yönetmeni, yeri gelir akademisyenlerle yaparız. Biz kimseye kapalı değiliz. Bütün mesele gerçekten bize katkı sağlayacak mı, sağlamayacak mı?

 “Güvenlikte yeni stratejiler olacak” dediniz. Güvenlik eksenli düzenlemeler, açılımı engeller mi?

Açılım nerede devam eder? Güvenlikle devam eder. Güvenliğin olmadığı yerde açılımı nasıl gerçekleştireceksiniz ? O illerdeki vatandaşımız ne diyor? “Siz buradasınız, gidiyorsunuz; sonra biz onların ellerindeyiz” diyorlar. Oralarda çok güçlü bir güvenlik ağının olması gerekir. Hudut birlikleri çalışması başlattık. O devam ediyor. Bu arada özel harekatla ilgili çalışmamız var. ve bu çalışmalarla birlikte tabii yol haritasını çalışan ekiplerimiz var.

“OPERASYONLARDAN VAZGEÇMEK SÖZKONUSU DEĞİL”

Koordinasyon nasıl olacak?

Birinci derecede jandarma ve polis birbirine entegre olacak. Kara kuvvetleri valilerin ihtiyaç duyması halinde devreye girecek. Yasalar müsaitse de gerekirse daha müsait hale getirip onların birbirine entegre olmasını sağlayacak bir yapıyı kurmamız lazım. Valilerimizin yetkileri var. Valiler istediği anda kara kuvvetlerinden desteğini alır. Hudut birlikleriyle eri erbaşı oradan çekmek istiyoruz. Tamamen kışlada konuşlanmış profesyonel bir güvenlik gücümüzün olması, bu çok önemli. Bu sayı ilk etapta 5 bin ile 15 Ağustos’a kadar müracaatları alacak. Onların eğitimi esnasında ikinci bir parti alacaklar. Özel harekatla ilgili emniyet çalışmamız var. Olay sadece kırsal boyutta olmayacak. Kırsal belde ve il içinde olacak. Temenni ediyorum ki en kısa sürede bu mücadeleden azami seviyede netice alalım. Güvenlik güçlerimizin hiçbir zaman operasyondan vazgeçmesi söz konusu olamaz. Çünkü güvenlik gücünün asli görevi zaten operasyonel kabiliyetinin olması ve bunu koruması, geliştirmesidir. Yani güvenlik gücünden silah bırakmasını talep etmek kadar; kusura bakmayın amiyane tabir olamaz. Silah bırakması gereken örgüttür. Yol eşkiyalığı yapan örgüttür. Onlar bu işlerden vazgeçerse operasyonlar da yok denecek seviyeye iner.

Jandarmayı bütünüyle İçişleri bünyesine mi alacaksınız?


Zaten öyle. Şu anda idari olarak İçişleri’ne bağlı.

Bakan Yardımcıları... İsimler belirlendi mi?

Arkadaşlarımızın çalışması devam ediyor. Henüz bana getirdikleri isimler yok. Üzerinde çalıştıkları isimler var. Ramazan sonuna kadar biter.

Atanmaları şart mı? Bazı bakanların soğuk baktığı söyleniyor 

Tabii ki. Biz atayacağız, Cumhurbaşkanı onayacak. Ben bakan yardımcılığından çok şey bekliyorum. Bürokrasi hiçbir zaman kendi üstünde güç istemez. Bakan yardımcısı, onların üstünde olacağı için onlar rahatsız. Bakan yardımcısı, adeta siyasi müsteşar olacak. Bu onları rahatsız ediyor. Objektif düşünseler, rahatsız olmamaları gerekir. Birçok yükü o alacak. Hem idari müsteşarın hem de bakanın yükünü alacak. Siyasi müsteşar gibi olacak. Görevini yapıp yapmadığı şimdi daha iyi meydana çıkacak.

Eski vekillerden beklenti var... 

Toplam zaten 21 tane...

“TERFİ VE TAYİNLERLE İLGİLİ KANUNLAR AÇIK”

YAŞ ile ilgili beklenti? Çok sıkıntılı geçeceği yönünde yorumlar, haberler var?

Milli Savunma Bakanı ilk kez katılacak. Ben tamamına katılacağım tabii ki. İhtimal vermiyorum gerginliğe. Bu ülkede hukuk, normal mekanizması içinde çalışıyor. “Devlette devamlılık esastır” anlayışı devam ediyor. Hangi şartlarda olursa olsun, hangi kurum olursa olsun orada herhangi bir eksikliği aratmamamız gerekir. YAŞ başkanı olarak benim de görevim, üyeler olarak da Genelkurmay’ın görevi. En ideal şekilde gerçekleşecektir. Gereği neyse yapılacaktır. Terfi ve tayin işleriyle alakalı kanunlar açık. 

Geçtiğimiz yıl yaşanan sorundan sonra yasal düzenleme yapılabilir açıklamanız vardı? Yeni bir yasal düzenleme yapılacak mı?

Yasalar neyi gerektiriyorsa o yapılır.

“BİZİM MEDYA SUSKUN”

 Norveç saldırısından çıkacak dersler konusu? 

Buradan Hıristiyan dünyasının çıkarması gereken dersler var. Antisemitizm işlendi, ardından İslamiafobi işlendi, ardından “İslamî terör” dediler. Kimse Hıristiyanî terör demiyor. Bundan kaçıyor. Hıristiyanî terör lafını duydunuz mu? İyi bir Hıristiyan, aynı zamanda terörist, aynı zamanda malûm şövalyelerden. Bu kadar insanı öldürülmesinin karşısında Norveç’teki ceza yasası maksimum 21 yıl veriyor. Bunun tüm dünyada bir defa daha ele alınıp değerlendirilmesi lazım. Dünya Hıristiyanlığının kendisini çek etmesi lazım. “Müslümanlara acaba bu kadar niye saldırdık?” İslam’dan nasibini almamış birisi terör yapınca, “İslamî terör” dediler de... Nitekim Afrika da terör estirildi. Şimdi bu olaya diyorlar mı? Yine demiyorlar. Almanya’da kundaklama hadiseleri yaşadık, bu kadar kardeşlerimiz yanarak maalesef can verdiler, Alman yönetimi takipçisi oldu mu? Olmadı. Hep birlikte medyanın aslında çok iyi bir tavır takınması lazım. Bizim medya bile çok suskun duruyor. Üzerine üzerine, dört bir koldan gitmiyor. Üzerine çok iyi gidilmesi lazım. Tüm Müslümanları muaf tutalım iddiasında değilim. Müslümanların içerisinden çıkabileceği gibi Yahudi ve Hıristiyanların içinden de çıkabileceğini işlememiz lazım.  

Avrupalı liderlerin de payı var mı?

Olmaz olur mu? Son dönemlerde ırkçı akım noktasında Fransa ve Hollanda’nın hali ortada. Ciddi manada ayrımcılık yapıyorlar. Hıristiyanlık, ırkçılık olarak Türkler’e karşı ciddi bir tavır alma var. Benimle ilgili yazıları da var.

Özür konusundaki son gelişmeler... İsrail kamuoyu bu konuyu tartışıyor.

Burada özür lafını görmemiz lazım. Üzgünlüğü değil. “Üzgünüz” ifadesini kabul etmiyoruz. Özür ve tazminat olacak ve de ambargonun kalkması. Ambargo meselesini genele yayıyorlar. Ama bizim için kaldırmaları bile önemlidir. Gider yatırımları yaparız.

Şike soruşturması ile ilgili ne dersiniz?

Doğrusu bu süreci arınma, temizlenme süreci olarak değerlendiriyorum. Federasyonun duruşunu taktir ediyorum. Mesela son Shaktar maçında yapılan, Fener seyircisinin tavrı hoş değil. Demek ki hâlâ olanlardan ders çıkarılmamış. Burada kulüplerin başkanları seyircilerine sahip çıkacaklar. Çıkmazlarsa bedeli ödemek zorunda kalacak. Doğrusu federasyon yönetiminin de şu anda hakikaten kılı kırk yararak götürdüğü süreci taktir ediyorum. 

Olabilecek her kararı almaları yönünde desteğiniz var yani? 

Yasal düzenlemeyle önleri çok açık. Bütün mesele bu noktada, artık orada kimsenin takımı yok. Bu federasyon yönetiminde herkes takımsız. Bir Fenerbahçeli Başbakan olarak, kalkıp da burada Fenerbahçelilik yapamam. Bulunduğum nokta buna müsait değil. Federasyon kararlarını peyder pey alıyor. Malûm, ligler ertelendi. O zamana kadar yargıdan ne gelir bilmiyoruz. Burada da tabii medyanın yaklaşımları da önem arz ediyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.