Kafa karıştıran sorular
Hükümetin BM raporunu bu kadar önemseyip, üzerinde durması kafaları kurcalayan en önemli soruların başında geliyor. Milli Gazete'nin haberine göre, bugüne kadar İsrail aleyhine tek bir karar almayan BM'den İsrail aleyhine karar çıkmasını bekleyen Hükümete, kimin ne güvence verdiği, ve bu güvencilerin sonradan neden suya düştüğü bilinmiyor. Mavi Marmara olayı sonrasında BM'ye bağlı bir heyet kurulması ve bu heyetin yaşananlara ilişkin bir rapor hazırlaması uygun görülmüş, Türkiye'de bu heyete onay vermişti.
Bir türlü açıklanamayan rapor
Heyet tarafından hazırlanan Raporun 7 Temmuz'da kamuoyuna açıklanacağı ifade edilse de raporun açıklanması sürekli olarak ileri bir tarihe ertelendi. Raporun açıklanmasında önce Türkiye ve İsrailli diplomatlar, Cenevre ve Newyork'ta bir araya gelmiş, bir ara formül bulma çabası içersinde olan Türkiye bu süreçte, Gazze'ye gidecek yardım gemileri içinden Mavi Marmara'yı teknik sebeplerden dolayı geri çekmişti. Buna rağmen hazırlanan rapor bir türlü açıklanmamıştı. Rapor hazırlanırken, ABD ve İsrail'in telkinde bulunduğu ve BM'nin de bu yönde hareket ettiği biliniyor. Bilinen bir başka husus da raporun içeriği. Türkiye'nin raporun içeriğini basına sızmadan önce bildiği de iddia edilen konular arasında.
Şimdi mi aklımıza geldi?
Alınan kararlar içinde "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de seyrüsefer serbestisi için gerekli gördüğü her tedbiri alacağı"nın belirtilmesi de Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de esip gürleyeceği anlamına gelmiyor. Kıbrıs Rum Kesimi kendisine ait olduğunu öne sürdüğü Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölge içindeki 12. parselde 1 Ekim'de ilk doğalgaz sondajını yapacağını duyurmuş, bunun için de Amerikan Nobel Enerji şirketiyle anlaştığını açıklamıştı. Öte yandan Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail arasında petrol ve doğalgaz yataklarında keşif ve üretim yapmasını öngören anlaşma, imzalamıştı. Kıbrıs Rum yönetimi ile İsrail arasında 17 Aralık 2010'da imzalanan anlaşmanın ardından Türkiye İsrail büyükelçisi Gabi Levi'yi çağırarak anlaşmayı kınamakla yetinmişti.
Alınan kararlar yeterli mi?
Hükümet İsrail ile ilişkilerini 2.Katiplik seviyesine indirip, İsrail Büyükelçisine Çarşamba gününe kadar süre tanırken, İsrail elçisinin Türkiye olmadığı İsrail'de tatil yaptığı ortaya çıktı.
İsrail'in Türkiye Büyükelçisi Gaby Levi'nin, uzun süreden beri Türkiye'de bulunmadığı kaydedildi. Mavi Marmara saldırısından hemen sonrasında Türkiye, büyükelçisini çekerek, diplomatik ilişkiyi alt seviyeye indirmiş, ardından kısa bir süre sonra büyükelçi geri gönderilmişti. Dolayısıyla uzun süreden beri serin bir hava da geçen Türkiye-İsrail ilişkileri açısından diplomatik ilişkilerin 2.Katiplik düzeyine indirilmesi yeni bir durum değil. Yeni bir durum olmadığı gibi İsrail için bir karşılığı da yok. Öte yandan hükümet askeri ihaleleri iptal etmeyip askıya almakla yetinirken, Mayıs ayında İsrail'den LOROP sistemini aldığı kaydedildi. İsrail vatandaşlarının Türkiye'ye giriş ve çıkışları konusunda da herhangi bir kısıtlamaya gidilmiş değil. İsrailliler ellerini kollarına sağlayarak Türkiye'ye girip çıkıyor. Ekonomik alanda da İsrail'e karşı herhangi bir yaptırım kararı bulunmuyor. İsrail ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi her geçen gün büyüyor.
BİR RAPORUN ANATOMİSİ
Milli Gazete'den bir eleştiri de "bir raporun anatomisi" başlıklı haberle yapıldı:
Türkiye İsrail'in 9 vatandaşımızı şehit ettiği Mavi Marmara saldırısından sonra gerekli olan adımlar zamanında atılmadı. İlk başta yapılması gerekenler 15 ay sonra akla geldi.
Olay bütünüyle bugüne kadar İsrail aleyhine tavır takınamayan BM'ye havale edildi. Bütün umutlar BM'nin raporuna bağlandı.
Mavi Marmara saldırısıyla ilgili uluslar arası davalar açılmadı. 9 Şehidimize gerçek anlamda sahip çıkılmadı.
İkinci Mavi Marmara seferinin yapılmaması konusunda kamuoyu oluşturuldu.
İsrail'e hiçbir ticari yaptırım uygulamadı. Aksine, İsrail ile Türkiye'nin ticareti önemli oranda artış göstererek 2 milyar dolarların üzerine çıktı.
Raporla ilgili tüm gelişmeler Türkiye'de iktidarın Mavi Marmara sürecinde gelişmelerin hep bir adım gerisinden gittiğini ortaya koydu.
İsrail
Uluslar arası sularda uluslar arası hukuk kurallarını çiğneyerek bir yardım gemisine saldırdı ve futursuzca 9 Türk vatandaşını şehit etti.
Daha ilk günlerden itibaren özür dilemeyeceğini en yetkili ağızlardan ilan etti.
Amerika ve BM nezdinde diplomatik girişimleri artırdı.
BM'nin raporu beklediği gibi çıktı.
Hükümet yetkilileri diplomatik bir zafer kazanmış edasıyla alaylı açıklamalarına devam ediyor.
Özellikle askeri bakımdan Türkiye'nin kendilerine mecbur olduğunu düşünüyor. Bu nedenle sanal da olsa kötü görünen ilişkilerin en kısa zamanda yeniden ısınacağını düşünüyor.
BM
Raporun resmen açıklanmadan basına sızmasıyla bir skandala imza attı.
Raporun Amerika'daki Siyonist lobilerin üzerindeki etkisi bilinen New York Times'a sızdırılması ise akıllara lobilerin etkisini getirdi.
IHH yetkililerini bile dinlemeyen BM komisyonu İsrail yanlısı bir tutum sergileyerek bir kez daha varlık sebebini ortaya koydu. Tarafsız olmadığı bir kez daha gözler önüne serildi.
İsrail'e Gazze'deki katliamlarına devam etmesi için önemli bir belge hediye etmiş oldu.
İsrail aleyhine uygulanabilecek herhangi bir karar alamayacağını bir kez daha gösterdi...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.