Diyalog değil davet!
“Dinler arası diyalog girişimlerinin zaman dilimi olarak nereye kadar uzanacağını tahmin edebilir misiniz?” sorusuna cevap arayan derginin, konuyla ilgili görüşleri şöyle:
“Bu söylemin mazisi birçoklarımızın sandığınızdan daha eski. Bu söylem her dönem kendine bir taşeron seçmiş, ama “diyalog”un misyonundan ve manasından asla taviz vermemiştir.
Kanaatimizce diyalog, dinler arası değil, ancak din mensupları arasında yapılabilir. Bu da, çeşitli din mensupları arasındaki, siyasi, ekonomik, sosyal boyutlu ilişkilerdir. Bu tür diyaloglar; dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır, hayat örneğimiz, güzel ahlak sahibi, yaşayan Kur’an olan Rasulun hayatı bu örneği bize sunmuştur.
“Dinler arası Diyalog” misyonerliğe takviye için, düşünülmüş bir projesidir, bununla İslamiyet’in içinin boşaltılıp, emir ve yasağı olmayan felsefi bir sistem haline getirme amacı güdülmektedir.
Dinler arası diyalog fikrinin babası olan Louıs Massignon,“Onların (Müslümanların) her şeylerini tahrif ettik. İnançları, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye tam inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. İntihar ve anarşi için olgun hale geldiler.”
Dinler arası diyalogu ilk defa kim ortaya atmış?
Bu güne kadar bunu savunanlar kimler olmuş?
Bu işi başlatanların gerçek gayeleri ne olabilir?
Bu yolda şimdiye kadar kimler ne yapmış neler yapılmış?
Diyaloga karşı Tevhid ehli bir müslümanın tavrı nasıl olmalı?
Tüm bu soruların cevabı Vuslat Dergisi’nin Eylül sayısında.
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.