Umerayı ikazdan çekinmedi!

Umerayı ikazdan çekinmedi!
Yazımızın bugünkü bölümünde Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Tunahan Hazretleri’yle ilgili çarpıcı ve takdir edici beyanlarını ilgiyle okuyacaksınız 

İstikamet, ilim, muhabbet ve tefekkür gibi özellikleri üzerinde ittifak edilen Tunahan Hazretleri’nin, gözünü budaktan sakınmayan bir edayla, dönemin yöneticilerine Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Ebubekir’in cömertliğiyle fedakârlığını ve Hz. Ali’nin cesaretini tavsiye ettiğini görüyoruz.

Halifelerden nakiller yaparak umeranın kendini düzeltmesini isterdi Süleyman Efendi, belirli makam ve mevkiye gelenlerdeki zaafları, hırs ve ihtirasları görünce; onlara Hz.Ömer, Hz. Ebubekir, Hz.Ali’den nakiller yapar ve bunların ışığında umeranın kendilerini düzeltmelerini arzu buyururlardı. “İdareci iken halktan birisi imiş gibi hareket eden, halk içinde iken de idareci imiş gibi saygı gösterilen kimseleri tavzif edeceğim” (Hz. Ömer (r.a.))

“Ey insanlar! En hayırlınız olmadığım halde size devlet başkanı seçildim. Eğer dürüst hareket edersem bana yardım edin. Şayet hatalarım olursa bunları düzeltin. Doğruluk, emanete riayet etmektir. Yalancılık ise, emanete riayetsizliktir. Allah’a ve Rasulüne âsi olduğum zamanda bana itaat etmemelisiniz.” (Hz. Ebubekir (r.a.))

“Eğer devlet başkanı zulüm yapmadan otorite sağlayamazsa, zaâfa düşmeden mülâyim olamazsa, isrâfa kaçmadan cömertlik edemezse, cimrilik etmeksizin tutumlu olamazsa bu devlet yaşayamaz.”

“Sizi saltanat sürmek tahakküm ve tasallut etmek için vazifelendirmedim. Siz hidayet rehberi olacaksınız. Müslümanların hukukunu temin etmekle mükellefsiniz.” (Hz.Ömer (r.a.))
“Nimetler içinde bulunuşun, önemli işlere dalışın, onları unutturmasın sana. Büyük işlere bakman, küçük sayılan işlere bakmayışının mâzereti olamaz. Böyle bir özür de kabul edilmez. Sana gelip hallerini anlatamayanları sen ara, bul, düşün. Haksız olarak kan dökmekten sakın.” (Hz. Ali (r.a.))Kendisine sıkıntı verenlere bile muhabbetle yaklaşıyorKendisini sevenler ve hürmet gösterenler bir yana, kendisine sıkıntı verenlere bile tebessüm ve muhabbetle yaklaşır, mümkün olduğunca gönüllerini alırdı. Evine aramaya gelen polis memurlarına kahve ikram etmesi, ev halkının yadırgamalarına karşı da “Onlar memurdurlar, vazifelerini yapıyorlar, yorulmuşlardır” diye karşılık vermesi, bunun en güzel örneklerindendir. Yine bir iftar öncesinde, evinin karşısındaki kahvede oturan ve kendisini takiple vazifeli olan sivil polis memuruna giderek, “Oğlum sen oruçlusun, akşam da yaklaştı, benim arkamdan gel de bizde iftar edersin” deyip evine davet etmesi, polis memurunu son derece şaşırtmış ve duygulandırmıştı. Daha sonra bu polis, evlatları arasına katılacaktı.

İTTİFAK EDİLEN ÖZELLİKLERİ: İSTİKAMET, İLİM, MUHABBET VE TEFEKKÜR

Daha nice nakledilecek örnekler verilebilir. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri tasavvufta İmam-ı Rabbani’ye bağlıydı. Talebelerine “İmam-ı Rabbani evlatlarısınız..” demiştir. İmam-ı Rabbani’yi ve onun tecdidini bilmeyen, Süleyman Efendi’yi anlayamaz da, anlatamaz da. Doğru tasavvufu (ehl-i sünnet tasavvufunu) anlamak için bu hususun bilinmesi lazımdır. Sıhhatli nakiller ve hatıralar ışığında belli başlı mütefekkirler Süleyman Efendi Hazretleri’nde dört mümeyyiz ve hâkim vasıf tesbit etmişlerdir. İstikamet, ilim, muhabbet ve tefekkür. Münhasıran kerametinden ve mücerret haliyle aksiyonundan bahsetmek, onu anlamamaktır. Kerametler gelir geçer, kalıcı olan istikamettir. Aksiyon şartlara tâbidir. Başlar, biter, dönüşür; devamlılık, aksiyona vücut veren ruhtadır. Muhtevadadır. Mâneviyat büyüklerini anlamak ve anlatmak konusunda ciddî sıkıntılarımız vardır.

YARIN: Dini benimsemek yaşamakla olur.Necip Fazıl’ın cümleleriyle

Süleyman Efendi ve mücadelesiNecip Fazıl “Son Devrin Din Mazlumları” kitabının Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri bölümünde, “Kıymet Hükmü” bahsinde, “Zahiri cephesiyle Süleyman Efendi, gayet güzel bir dış yapı içinde, fevkalade şahsiyetli tavır ve edalara sahip bir zat... Bu zatın yine dış plandaki İslâmî ilimlere nüfuzu, onları iç plandaki hikmetlerine ulaştırıcı çapta derin... Temaslarımın bende bıraktığı perçinli intiba olarak kaydedebilirim ki, onun İslâm vecd ve şevki dışında 71 yıllık ömrüne nisbetle 24 saatlik bir başıboşluk hayatı olabileceğine inanmam. Kendini bir davaya vakfetmiş ve onun dışında hayat ve faaliyet kabul etmemiş olmanın tam misali. Böyle olduğu için de tesir ve sirayet kabiliyeti pek büyük. Dâvâsına o kadar bağlı ve o dâvâ içinde o türlü fâni ve müstehlik (harcanmış) halde ki, bana defalarca şahıs ve nefs kaygısının kendisinde nasıl sıfıra indiğini şöyle ifade etti: Dâvâ muvaffak olsun da isterse bizim yerimiz caminin papuçluğu olsun!...”
“Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ne bağlı gezdiğim yurtlarla alakalı intibam ise; Küfür kalesinin kapısı önünde bir cenkleşmedir giderken, bu kurslar kanuna tam uygun olarak, yoğurduğu ruh ve yetiştirdiği iptidai madde bakımından Fatih’in gemilerini karadan Haliç’e indirmesi kadar muazzam bir buluştur. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri şer’i hiddet ve gayrette misilsizlerden. O’nu bilhassa din aksiyonunda doğrudan doğruya eşsiz bir Allah ve Resûl dostu olarak selamlar ve açtığı mukaddes ölçüleri talim yolunun bir gün ana cadde haline gelmesini Allah’tan niyaz ederim.”Ayrıca; Necip Fazıl Kısakürek’in 1965’lerde konferansları vesilesiyle uğradığı yurtlarla ilgili intibalarını öğrenmek isteyenler, “1001 ÇERÇEVE Çepçevre Anadolu ve Gençlik” kitabına müracaat edebilirler.

Yaşar Değirmenci / Yeni Akit


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.