Hınıs saldırısında gözden kaçanlar
Prof. Dr. Namık Açıkgöz, internetten görüntülerini izlediği Hınıs saldırısında gördüğü zafiyetleri Habervaktim'e değerlendirdi:
"PKK’nın 7 Eylül 2011 günü akşam saatlerinde Hınıs Emniyet Müdürlüğü’ne gerçekleştirdiği saldırı görüntüleri internette var. Muhtemelen seyretmişsinizdir.
Nöbetçi polisin anında fark etmesi ve derhal silahını ateşlemesi sonucu, teröristler püskürtüldü. Allah’a şükür bu saldırıda şehit verilmedi. O kahraman polisten Allah razı olsun. Bir sürü can kurtardı.
Eleştiriler için saldırının nasıl gerçekleştiğine, mobese kameralarının kayıtlarından kısaca bakmak lazım:
Emniyet binasındaki kamera kaydından, saldırının saat 18.53.30’da, 3 saldırganın kamyonetin arkasından inip karakol önündeki aracın arkasına pusuya yatmasıyla başladığı anlaşılıyor. Teröristler henüz hiçbir şey yapamadan, saldırıyı fark eden nöbetçi polis mermileri saldırganların üzerine boşaltıyor. Çatışma 1 dakikaya yakın sürüyor. Bir ara sokaktan, yani teröristlerin hemen yanından bir minibüs geçiyor.
Sokak başındaki kamera kayıtlarında, biraz önce teröristleri bırakan aracın sokağa tekrar girdiği görülüyor. Araç, karakola yaklaşıyor. Bir terörist inip zikzaklar çizerek, karakolun tersi istikamette koşuyor. Bir süre sonra karakolun tersi yönden 6 terörist dükkânlardan çıkıp araca biniyor ve araç tekrar karakolun önünden geçip gidiyor. Muhtemelen, araç, karakola saldıranları da alıp hızla kaçıyor. Saldırganların 9 kişi olduğu görülüyor.
Saldırıdaki en büyük avantaj, kahraman polisin olayı fark edecek bir dikkatte olması ve çevikliğidir. Bu takdire şayan bir avantajdır. Muhtemelen, silahlar patladıktan sonra, diğer polisler de saldıranlara ateş etmişlerdir. Bir teröristin bir ara pusudan çıkıp karakola doğru gelmesi de derhal engellenmiştir. Hiçbir can kaybı olmadan bu saldırının atlatılması elbette çok iyidir. Fakat sadece püskürtmenin iyi olması bir işe yaramaz. O saatte orada tüm saldırganların istedikleri cevabı bulması gerekirdi. Olmadı…
Karakoldan atılan mermilerin hiçbirinin isabet etmemesi, nişancılıkta sorun olduğunu göstermektedir.
Daha geniş bir güvenlik zaafı da, açık hedef olan karakol etrafında gizli güvenlik tedbirlerinin alınmamış olmasıdır.
Terörist gelip arabanın arkasına gizlenerek kurşun sıkıyor; karşılığı sadece karakoldan geliyor. Oysa bu tür bina korumalarında çevrede de gizli tedbirler de alınmalıydı. Bu saldırıda görülüyor ki, karakolun karşısındaki boş dükkânların birinde bir polis olsaydı, 3 teröristin üçü de cezasını bulurdu. Bu tür saldırılarda, terörist, hedefi olan binaya saldırır. Çünkü bu binalar açık hedeftir. Teröristin hesaplayamayacağı şey, bina dışında alınan gizli güvenlik tedbirleridir. Tekrar ediyorum, şayet karakolun karşısındaki binalara polis yerleştirilseydi, ilk kurşundan sonra, teröristler ikinci kurşunu sıkamazlardı.
Diğer zaaf da sokak başlarının tutulmamış olmasıdır. Kamyonet 3 kişiyi bırakıp rahat rahat gidiyor. Rahat rahat gittiği yetmemiş gibi, dönüp saldırganları ve gizlenenleri toplayıp gene karakolun önünden geçip gidiyor.
Oysa sokak başları da tutulmuş olsaydı, kamyonet ilk hareketinden sonra sokak başında mıhlanabilirdi. Hadi mıhlamadın ve büyük balığı yakalamak için takibe aldın diyelim… Almamışlar ya… Aldınız diyelim… Görüntülerin geldiği bilgisayarın başında kimse yok mu ki, ilgilere “Araç tekrar sokak başında; dükkânlara gizlenmiş olan 6 kişiyi de aldı. Karakola doğru geliyor.” diye bilgi versin… Bu bilginin ulaştırılabileceği kadar zaman da var aslında. Araç sokağa ikinci defa geldiğinde, 1 dakika kadar duruyor…
Hızlı ve ani bir değerlendirme ve uygulama yapılabilseydi, 9 saldırgan o sokaktan 2. kez sağ olarak geçemezlerdi.
Demek ki, karakol ve benzeri binaların güvenliği için yapılacak 3 önemli iş var:
1) Bu tür binalar dışında, buraların güvenliği için gizli tedbirler alınmalı; uygun yerlere polisler yerleştirilmelidir.
2) Bu tür binaların bulunduğu sokaklarda da gizli tedbirler alınmalıdır.
SALDIRI GÖRÜNTÜLERİNİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
3) Kameralı gözetlemelerde, mutlaka ekran başında bir görevli olmalı. Bu görevli görüntüdeki bilgileri anında gizli tedbir yerlerinde bulunan görevlilere iletmelidir.
Şayet bu tedbirler zaten varsa, etkin çalıştırılmadığı görülmektedir; bunlar etkin hale
getirilmelidir.
Küçük bir ayrıntı daha var: Çatışma sürerken teröristlerin yanından geçen minibüsün, teröristlerin üzerine sürülmesi tüm oyunları bozardı. Şoför, hiç bir şey olmuyormuş gibi, çatışmanın arasında, sürdü geçti aracını… Halk bu konuda çok mu duyarsız veya risk almak istemiyor mu?.. Veya o minübüs de saldırının bir parçası mı?.. Her ihtimalin değerlendirilmesi gerekir.
***
“Hoca bu dediklerin, bir sürü personel demektir, biliyor musun?” diyenler olacaktır. Valla, iş personel sıkıntısına boğulursa, diyecek bir şeyimiz olmaz. Sadece “Personel sıkıntısı bahanesine sığınırsanız, yarın öbür gün koruyacak vatandaş bulamazsınız.” derim ben de.
Bu analiz ve tespitleri niye yaptım?
PKK, sitelerinde, polisi hedef aldığını açıkça deklare etti geçen ay başında. Ve saldırılar da bunu gerçekleştirmekte kararlı olduklarını gösteriyor. Bu yüzden karakol korumaları önem kazanıyor.
***
Tabii meselenin bir başka boyutu da var…
Bu konularda, niye bizler konuşmak mecburiyetinde kalıyoruz?
Asker ve polis, bu konularda şüphesiz bizden çok daha fazla donanıma sahiptir ama Hınıs ve Çukurca yolu saldırılarının görüntülerine bakınca, konuşmadan duramıyoruz. Ayrıca saldırı esnasındaki zaafları tespit etmek için güvenlikçi olmaya gerek yok. Videoları seyreden herkes zaafları açıkça görür. Görenler de yazmak mecburiyetindedir. Terör meselesini hep beraber halledeceğiz. “El elden üstündür, arş-ı âlâya kadar” denir… Bu konuda kim ne düşünüyorsa konuşacak, yazacak ki bu meseleyi ortak akılla halledelim.
Benzer fikir jimnastiğini, kayıtları seyreden güvenlik yetkililerinin de yaptığını düşünmek istiyorum.
Bu konulara girmekteki amacımız polisin ve askerin görevini üstlenmek değil; akan kanların durdurulmasına katkıda bulunmaktır.
Prof.Dr.Namık Açıkgöz / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.