Hukukçulardan AK Parti'ye tarihi çağrı

Hukukçulardan AK Parti'ye tarihi çağrı
Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun y-muhtırasını habervaktim’e değerlendiren hukukçular çözüm yolunun TBMM’den geçtiğini belirterek, AK Parti’ye tarihi bir çağrıda bulundu.

Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, “Üzüntü verici olarak nitelendirdiği bildiri ve devamındaki tartışmaları habervaktim’e şöyle değerlendirdi: “Bu tür tartışmaların milletimize hiçbir faydasının olmayacağı kanaatindeyim. Hukuku diğer sosyal düzen kurallarından ayıran en önemli özellik, bu kuralların devlet yaptırımı ile desteklenmesidir. Şimdi bu durumda Yargıtay Başkanlar Kurulu böyle bir açıklama yaptığına göre bu açıklama hukuka aykırı desek hukuka aykırılığını tespit etme yetkisi yine hakimlere düşüyor. O tespiti kontrol etme yeri de Yargıtay. Son tahlilde uygulama bakımından böyle bir açıklamanın hukuki olduğunu ifade edecektir. Şu halde bizim hukuki veya hukuk dışı biçimindeki yaklaşımımızın polemikten öte bir anlamı olmayacaktır.”

ÇÖZÜM TBMM’DE
Prof. Kamalak, Türkiye’nin böyle sorunlarla yıpratıldığını belirterek şu çözüm önerilerini sundu: “Çözüm mecliste. İki türlü çözüm yapılabilir. Meclis, kendisinin gerçekten milli iradeyi temsil edecek biçimde oluşmasını hazırlayacak seçim sistemi ile ilgili değişiklik yapabilir, ikincisi milli irade ile yargı erki arasında bir bağlantı kurabilir. Yargı kararlarında ‘Türk milleti adına’ deniyor ama milletten alınan bir yetki yok. Milletin bir etkinliği iradesi yok. Buradan bağlantı kurmak gerekir, nasıl olur? HSYK’ya TBMM üye seçer. 1961 anayasasına göre uygulama böyleydi. TBMM üyelerinin seçimi gerçek manada milli iradeyi yansıtacak biçimde oluşturulabilir. Nasıl olur bu? Biz demokrasiyi batıdan almışız. Bu anlamda İngiltere demokrasinin beşiğidir. Tek dereceli dar bölge sistemi uygulanabilir. Böyle olunca milletvekilinin seçimine liderlerin fazla etkisi olmuyor. Ülkemizde zaman zaman yaşanıyor 'odunu koysam seçtiririm' diye. Dar bölge sistemi olsa böyle olmaz. Böylece hem meclisin kalitesi yükselir. Hem genel başkanın baskısından kurtulur. Bu meclisle ilgili düzenleme. Milli irade ile yargı arasında bir köprü kurulması lazım. Yargıtay cumhuriyet başsavcısı ile vekilini cumhurbaşkanı atıyor, bu yetki de meclise verilebilir. Çeşitli formüller bulunur yeter ki samimiyetle hareket edilsin. Çare bulunur.”

KURUMLAR TAM YERİNE OTURMAMIŞ
habervaktim’in Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bildirisi ile ilgili sorularını cevaplayan Eski Bayrampaşa Cumhuriyet Savcısı Necati Özdemir de, “Zaman zaman yürütmenin, yasamanın yargıya, zaman zaman da şu anda olduğu gibi gibi bir yargı kurumunun yürütmeye, yasamaya ve yargıya karşı tavır aldığını görüyoruz. Bu da kurumların tam anlamıyla yerlerine oturmadığını gösteriyor. Keza 100 yıllık tarihimiz bir çok darbe ve ihtilal girişimleri ile dolu. Bütün bunlar bize şunu gösteriyor; Türkiye cumhuriyetini yeni baştan ayakları yere basan, herkesin görev ve yetki bilincinin sorumluluğunda olduğu bir yapılanmaya götürmek lazım” dedi.

SORUNUN KAYNAĞI 1982 ANAYASASI
“Bu sorunların kaynağı hiç kuşkusuz, 1982 anayasasıdır” diyen Özdemir, “Elbette yargı mensupları da dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, olayları değerlendirebilirler, gerektiğinde eleştirebilirler. Ancak kurum olarak yetkileri kullanırken dikkatli olmak lazım. Özellikle yargı sınıfı diğer tüm kurumlardan daha hassas, ve daha dikkatli olmak zorunda. Bu sorunların temel kaynağı da yürürlükte bulunan ve ihtilal zihniyeti ile hazırlanmış mevcut anayasadır” değerlendirmesinde bulundu.

“ÖNCE ADALET, SONRA DEMOKRASİ SONRA EKONOMİ”
Özdemir, “Son 25 yıldır, Yargıtay başkanlarından Anayasa Mahkemesi başkanlarına ve Türkiye de yaşayan vatandaşların tümüne yakını ‘öncelikle anayasa değiştirilmelidir” dediği halde ilginç bir şekilde bu yerine getirilemiyor. Esasen bugüne kadar gelen iktidarlar, devlet yönetimindeki formülü yeterince bilmiyorlar. Bu formül şudur. Önce adalet, sonra demokrasi ve sonra ekonomi. Bu sıralamaya uyulmadığı için de Türkiye’nin başı beladan kurtulmuyor. Mevcut haliyle bu formüle uymayan hangi iktidar olursa olsun, başarı elde etmesi mümkün değildir. Bir gün birileri çıkar, bu bazen 5 kişi olur, bazen 500 kişi, ‘siz ülkeyi bizim istediğimiz gibi yöneteceksiniz’ der, ve sahanın dışına sizi atar. Bugün de olan bu” diye konuştu.

“AK PARTİLİLER FEDAKARLIK YAPMALI VE DERHAL ANAYASA DEĞİŞTİRİLMELİ”
Mevcut anayasanın, yargının gelişmesine, asli işlevini tartışmasız yürütmesine imkan vermediğinin altını çizen Özdemir, şu çözüm önerilerini sundu: “TBMM, yani iktidar partisi bütün bu tartışmalardan uzaklaşmalı, derhal daha önce kamuoyuna sunulan sivil anayasa paketini ele almalıdır ve bu anayasayı değiştirmelidir. Gerekirse tartışmayı bitirmek için bu değişikliklerin mevcut kapatma davasında uygulanamayacağına dair bir hüküm koymalıdır. Eğer bu yapılırsa, bu 3-4 ay içinde olabilecek bir durumdur, bu durumda AK Parti kapatılabilir, bir kısım yönetici ve milletvekilleri siyaset yasağı alabilir ama Türkiye Cumhuriyeti bir daha geri dönülemeyecek bir şekilde demokratik yönetim ve düzenine kavuşur. Bir kısım AK Partililer feda edilmiş olur. Ama Türkiye Cumhuriyetinin ebediyen önü açılmış olur.”

“LOKAL TARTIŞMALAR ÜLKEYİ BOĞAR”
Gerek yargı ile ilgili gerek yürütme ve yasama ile ilgili mevcut lokal tartışmaların sadece ülkeyi oyalayacağını ve insanları soruların içinde boğacağını belirten Özdemir, “Türkiye’nin geleceği bununla ilgili. Eğer AK Parti bu öneriyi dikkate alır ve değerlendirirse, bu millet AK Partiyi her ne şekilde olursa olsun tarihi boyunca unutmaz, gerektiğinde hak ettikleri yere yeniden getirir. Yani millete şunu göstermeli. ‘Biz AK Parti için değil bu millet için çalışıyoruz. Türkiye’nin önünü tıkayan bu günkü mevcut anayasayı hiçbir kayda bağlı olmaksızın bunu değiştiriyoruz’ demeli” diye konuştu.

Engin Kaşdaş-habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.