Hasan amca'ya bomba soru
Vatan gazetesine verdiği röportajda, eylemlerini artırarak, bebek katletmeye kadar vardıran PKK'lıların çoğunluğunun temiz yüzlü olduklarını, onları bir türlü şiddetle bağdaştıramadığını söyleyen ve “Şiddet ve silaha başvurmasaydı PKK, Kürt realitesi tanınır mıydı diye sorduğun vakit, hepimizin geldiği nokta şu; tanınmazdı” diyen Paşa torunu Hasan Cemal’e cevap, Yeni Akit Yazarı Ali Karahasanoğlu’ndan geldi:
Hasan amcaya üç tesbit! Bu kalemşörlerin, kendi özgür iradeleri ile yazdıklarına beni kimse inandıramaz.
Bir insan ki, 73 milyonluk bir ülkede, topu topu 5, bilemediniz 10 bin kişilik bir grubun şiddete başvurup başarılı olduğunu ileri sürüyorsa..
grubun, şiddete başvurmaması halinde haklarını elde edemeyeceği iddiasında bulunuyorsa..
Şiddete başvurulursa hakların alınacağı, şiddete başvurulmadığı takdirde hakların alınamayacağı iddiasında bulunuyorsa..
kişi yazmıyor, birileri tarafından yazdırılıyordur..
Konuşmuyor, birileri tarafından konuşturuluyordur..
Kime geleceğim?
Hasan Cemal’e..
Vatan gazetesinde dün yayınlanan röportajında, beyefendi aynen şunları söylüyor: “PKK şiddet ve silaha başvurmasaydı, Kürt realitesi tanınır mıydı diye sorduğun vakit, hepimizin geldiği nokta şu; tanınmazdı!”
Şiddet başka nasıl övülür?
Şiddet başka nasıl mazur görülür?
İnsanlar şiddete başka nasıl teşvik edilir?
Bundan daha profesyonelcesi olamaz.
Hani bir miktar gerçeklerle örtüşen noktaları olsa.. “Düşüncesi genel anlamda yanlış ama.. Bir miktar gerçeklerle örtüşmesi de söz konusu” diyeceğim.
Hiç alakası yok.
İlk tespitimizi hemen yapalım.. Türkiye’de şiddetin kralı, 1990-1999 arasında yaşanmadı mı?..
Yaşandı..
Peki, o tarihlerde Kürt realitesi tanındı mı?
Hayır.
süreç, teröristbaşının cezaevine girmesi ile sonuçlandı..
Sonra ne oldu?
Eli silahlı teröristlere düdük çalınıp “paydos” denildiği için, onlar da kenara çekildiler..
Haklarını elde ettikleri için değil, öyle emir verildiği için kenara çekildiler..
Demek ki, şiddet doruğa çıktığında, Kürt realitesi tanınmamış.. Değil mi Hasan amca?
İkinci tesbit.. 2010’lu yıllara girerken, şiddet sonrası mı Kürt realitesi tanındı, yoksa Kürt vatandaşlarımıza da bazı haklar geniş şekilde kullandırılırken mi, şiddet azdı?
Alın somut örnek..
2005’te, Başbakan, şiddet yok iken, “Kürt realitesini tanıyoruz” dedi..
Alın size örnek, 24 saat Kürtçe televizyon yayını, şiddet öyle ciddi bir gündem oluşturmazken karara bağlandı ve uygulamaya konuldu..
Ve Hasan amcanın dediğinin tam aksine, Kürt vatandaşlarımızın hakları birer ikişer hayata geçirilirken, birden bire şiddet tırmandırılmaya başlandı..
Verdiğim olaylar, hepimizin gözü önünde yaşandı..
2005’teki konuşma da orda. Kürtçe televizyonun açılışı da orda..
günkü şiddet nerde, bugünkü şiddet nerde?
Üçüncü tesbitimizi de, Hasan amca gibi Güney Afrika’dan, İrlanda’dan falan değil.. Yine Türkiye’mizden verelim..
Bu ülkede, başörtü yasak mıydı? Yasaktı..
İHL’lerden mezun olanlara katsayı zulmü var mıydı? Vardı..
Bugün bu haklar büyük oranda iade edildi mi? Edildi..
Peki, başörtü ve katsayı zulmünde, haklar şiddetle mi geri alındı? Hayır..
Tam aksine; dindar insanları şiddet tuzağına düşürmek için kurulan tüm tezgahlara direnildi, oyuna gelinmedi..
Dindar insanlar tuzağa da düşmediler, şiddete de başvurmadılar.
Haklarını en barışçıl, en sivil metodlarla geri almaya çabaladılar.. Ve büyük oranda da aldılar..
Kürtlerin yaşadığı sorunlarla, aynı ülkede yaşandı bunlar..
Hatta başörtü ve katsayı zulmü, Kürtlerin bahsettikleri mücadelelerden çok sonra başladı ve Kürtlerin sorunlarının çözümünden önce çözüme kavuştu.
Bu somut gerçek önümüzde dururken, bir insan “Şiddete başvurulmasaydı, Kürtlerin haklarını vermezdik” diyorsa, diyebiliyorsa, kusura bakmasın, o kişi bu ülkede yaşamıyor, birileri tarafından maşa olarak kullanılıyordur..
Bunun başka bir izahı olamaz..
Askerlerin vurulmasını, polislerin vurulmasını mazur görürcesine, “Onlar asker vurmasaydı, biz de Kürtlere haklarını tanımazdık” propagandası yapılması, bugünden sonra da, teröre bulaşmak isteyenlere, “teşvik mesajı”ndan başka bir şey değildir..
Değil mi, paşa torunu Hasan amca?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.