Avrupalı cemaat dışarıda kaldı
Paris’in 18. bölgesindeki El Fetih Camii’ndeki yetersizlik dolayısıyla yıllardan beri cuma namazını sokakta kılmak zorunda kalan cemaat, önceki hafta rahatsız edici bir sürprizle karşılaştı. Yetkililer, namaz için camiye giden Müslümanlara sokakta namaz kılmanın yasaklandığını, Paris Valiliği’nin Müslümanlar için yeni bir ibadet mekânı tahsis ettiğini ve namazın burada kılınmasını teşvik etmek amacıyla da cuma namazı vaktinde caminin kapalı olacağını söyleyerek uyardı: ‘Karara karşı çıkanlara karşı güç kullanılacaktır!’
Bir süre önce Fransız hükümeti tarafından alınan ve İçişleri Bakanı Claude Guéant tarafından açıklanan bu karar, Müslümanlar arasında tartışmalara sebep oldu. Küçük bir grup kararı protesto etmek için sokakta namaz kılmaya devam ederken, cemaatin büyük kısmı yeni ibadet mekânının yolunu tuttu. İbadet mekânı deyince aklınıza cami gelmesin: itfaiye kışlasından bozma 2700 metrekarelik bir hangar. Minber yok, mihrap yok, üzerinde namaz kılınabilecek temiz bir halı yok. Minareyi ise hak getire. Kirası da yıllık 34 bin Avro. Kirayı ödeyecek olan El Fetih Camii yönetimi, söz konusu hangarın camiye dönüştürülmesi için şimdiden 80 bin Avro toplamış durumda. El Fetih Camii İmamı Muhammed Salah Hamza her şeye rağmen sonuçtan memnun. France 24 kanalına konuşan Hamza, ‘Müslümanlar artık sokakta namaz kılmak zorunda kalmayacak ancak keşke yasak, yeni mekânın tadilatının tamamlanmasından sonra yürürlüğe girseydi’ diyor. Fransız Le Figaro gazetesine yasak hakkında konuşan İçişleri Bakanı Claude Guéant ise bilhassa Paris, Marsilya ve Nice şehirlerinde cuma namazı için kamu alanlarında toplanan Müslümanların sorun teşkil ettiğini ve vatandaşların bu durumdan rahatsız olduğunu söylüyor. Bakan Claude, yasağın Paris’in ardından Marsilya ve Nice şehirlerinde de uygulanacağını haber veriyor.
Garaj camiler artık yetmiyor
Günümüzde Avrupa’da yaşayan Müslüman nüfusun büyük bir bölümü, 60’lı ve 70’li yıllarda ekonomisi hızla gelişen ülkelerdeki iş gücü açığını kapatmak için gelen misafir işçilerden oluşuyor. Son elli yıldaki gelişmeler, bütün dünyada olduğu gibi Avrupa’da yaşayan Müslümanların hayatında da birçok değişikliğe sebep oldu. Cami ya da mescit bulamadığı için uzun süre belediye lokallerinde, kafeteryalarda hatta kiliselerde namaz kılmak zorunda kalan ilk nesil Müslümanlar zaman içerisinde binlerce farklı mekânı satın alarak camiye dönüştürdü. Satın alınan mekânların çoğu daha önce değişik amaçlarla kullanılan depo, hangar, garaj ve benzeri mekânlardı. Bu yüzden günümüzde Avrupa’da bulunan ibadethanelerin büyük bir bölümüne hâlâ ‘garaj cami’ deniliyor. Bu mekânlar inşa edilirken cami olarak tasarlanmadıkları için fiziken yeterli değil. Öte yandan, bulundukları muhitler de genellikle kiranın ucuz, ulaşımın zor olduğu şehir merkezlerinden uzak yerlerdi. İlk nesil Müslümanların ‘hiç yoktan iyidir’ düşüncesiyle açtığı bu camiler bugün ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzak. Avrupa’daki Müslüman nüfus son elli yıl içerisinde hızla arttığı gibi mevcut Müslümanların hem yaşadıkları ülkeye hem de ibadethanelere bakışı büyük oranda değişti. Misafir işçiler Avrupa’ya kök saldı. Avrupa’da doğup büyüyen yeni nesil Müslümanlar çoğaldı. Onlar ilk neslin ‘hiç yoktan iyidir’ düşüncesini yeterli bulmuyor. Garaj camiler fiziki şartlarıyla ve bulundukları muhit itibariyle onları tatmin etmiyor. Avrupa’nın özgürlük ve eşitlik anlayışıyla yetişen bu nesil, tıpkı kiliselerde olduğu gibi şehir merkezlerinde ve yeterli fiziki şartlara sahip mekânlarda ibadet etmek istiyor. 20-30 yıl önce Avrupa genelinde sıfırdan inşa edilen camilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezken bugün son on yıl içerisinde onlarca cami inşa edildi. Sadece Almanya’da bu şekilde inşa edilen 50’den fazla cami var. Ancak Avrupa’da sıfırdan cami inşa etmek zannedildiği kadar kolay değil. Özellikle aşırı sağın güçlü olduğu bölgelerde neredeyse imkânsız. Danimarka Müslümanlar Ortak Konseyi son yirmi yıldır başkent Kopenhag’da inşa edilmesi planlanan bir caminin mücadelesini veriyor. Defalarca aşırı sağcıların engellemelerine maruz kalan cami projesi, yıllarca resmî makamlar tarafından onaylanmadı. Benzer bir durum Almanya’nın Köln şehrinde inşaatı tamamlanmak üzere olan Merkez Camii için de geçerli. İbadete açıldığında Avrupa’daki Müslümanların sahip olduğu en büyük ibadethane sıfatını alacak olan Merkez Camii yıllarca aşırı sağcılar tarafından engellendi. İnşaatın tamamlanmak üzere olduğu bugünlerde bile cami çevresinde aşırı sağcıların protestoları devam ediyor.
Avrupa’da son dönemde yükselişte olan İslam karşıtlığı, yaşlı kıtada yaşayan Müslümanların hayat alanını daraltıyor. Esasında ibadethanelerle ilgili mevcut sorunun arkasında da bu yatıyor. Peçe ve minare yasağı derken sokakta namaz kılmanın da yasaklanması Müslümanlar tarafından İslami sembollerin ortadan kaldırılmasına yönelik toplu bir çalışma olarak algılanıyor. Esasında 18,2 milyon Müslümanın yaşadığı Avrupa’da peçe takanların sayısı birkaç bini geçmiyor. Buna rağmen peçenin yasaklanması Müslümanların hayat alanına müdahale olarak değerlendiriliyor. Benzer bir şekilde minarelerin yasaklanması Müslümanlar arasında infiale sebep oluyor. Minareyi İslam’ın sembolü olarak değerlendiren milyonlarca Müslüman, söz konusu yasağı İslam’ın kamu alanındaki varlığına yönelik bir saldırı olarak okuyor. İbadethanelerle ilgili mevcut yetersizliği de bu çerçevede değerlendiren uzmanlar yeni cami açılmasının engellenmesinin Avrupa’da yükselen İslamofobi ile ilgili olduğunu düşünüyor.
Ülkelere göre durum nasıl?
Fransa
Avrupa’da Müslüman nüfusun en yoğun olduğu ülke olan Fransa bu yönüyle her zaman dikkat çekiyor. Müslümanlarla ilgili tartışmalar genellikle ilk olarak Fransa’da gündeme geliyor. Pew Araştırma Merkezi raporlarına göre, ülkede 4,7 milyondan fazla Müslüman var. Bu rakam Danimarka ve Norveç gibi bazı Avrupa ülkelerinin toplam nüfusuna yakın. Müslümanların yarısından fazlası Cezayir ve Filistin kökenli. Geri kalanlar ise Tunus, Türkiye ve çeşitli Kuzey Afrika ülkelerinden. Genellikle geldikleri ülkelere göre cemaatlere ayrıldıkları için Müslümanlar arasında güçlü bir bütünlükten söz etmek mümkün değil. Ülkede Müslümanlara ait irili ufaklı 2100 ibadethane bulunuyor.
Almanya
Atmışlı yıllardan sonra başlayan işçi göçü sayesinde ülkedeki Müslüman sayısı hızla artan Almanya bugün Fransa’nın ardından Avrupa’da en çok Müslümanın yaşadığı ikinci ülke. Pew’in raporlarına göre; ülkede 4,1 milyon Müslüman yaşıyor. Müslümanların yarıdan fazlası Türkiye kökenli göçmenlerden oluşuyor (%63,2). Padua Üniversitesi profesörlerinden Stefano Allievi’nin 2008 yılında yayımladığı bir araştırmaya göre, ülke genelinde 2600 cami/mescit bulunuyor. Bu rakam Almanya’yı Avrupa’da en fazla ibadethanenin bulunduğu ülke yapıyor. Öte yandan diğer Avrupa ülkelerinin aksine Almanya’da çok sayıda cami sıfırdan inşa edilmiş durumda. Söz konusu camilerin büyük çoğunluğu Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı dernekler tarafından açılmış. Almanya’da faaliyet gösteren İslami organizasyonların başında gelen DİTİB, önümüzdeki dönemde de Avrupa’nın en büyük camisini Köln’de hizmete açmaya hazırlanıyor. Kapsamlı bir külliye olarak düşünülen cami 16 bin metrekare kullanım alanına sahip olacak.
İngiltere
Yıllardır Londra’da yaşıyorsunuz ya da bayram tatilini geçirmek için oraya gittiniz. Bayram sabahı namazı kılıp güne başlamak istiyorsunuz fakat uyuyakaldınız. Namaz başlayalı da yarım saat olmuş... Dert değil, acele ederseniz ikinci vardiyada cemaatin arka sıralarında kendinize bir yer bulabilirsiniz. O da olmadı üçüncü vardiyada imamın arkasında yeriniz garanti. Zira yer darlığı nedeniyle bu şehirde birçok camide bayram namazı vardiyalı olarak kılınıyor. O camilerden biri de Londra’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Etmonton Green bölgesindeki Mevlana Rumi Camii. Geçen Ramazan bayramında namaz yarımşar saat arayla 3 vardiyalı olarak kılındı. Pew’in raporlarına göre İngiltere’de 2,8 milyon Müslüman yaşıyor. Toplam nüfusun yüzde 4,6’sına tekabül eden Müslümanlar en büyük ikinci dinî topluluk durumundalar. Ülke genelinde yaklaşık 1500 cami olduğu tahmin ediliyor.
İtalya
İtalya’daki Müslüman sayısı 1970’li yıllarda Somali asıllı Müslüman göçmenlerin gelmesiyle artmaya başladı. Pew raporlarına göre, Fas, Tunus, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerden gelenlerle birlikte İtalya genelinde 1,5 milyon Müslüman yaşıyor. Ülkenin farklı şehirlerine dağılmış durumda olan Müslümanların kendi aralarında güçlü bir birliktelik yok. İtalya’nın ilk modern camisi 1980’de Libya tarafından yaptırıldı. Catania şehrindeki bu caminin ardından 1988’de Milan’da ve 1995’te de Roma’da bir cami inşa edildi. Profesör Stefano Allievi, 2008 tarihli raporunda ülke genelinde 59 cami bulunduğunu belirtiyor. Bunların büyük bir bölümü vaktiyle değişik amaçlarla kullanılan mekânların yeniden yapılandırılmasıyla ibadete açılan küçük mescitlerden oluşuyor.
Hollanda
1960 ve 1970’li yıllarda hızla gelişen Hollanda ekonomisi, ihtiyaç duyduğu iş gücünün büyük bölümünü, Türkiye ve Fas gibi Müslüman ülkelerden karşıladı. O yıllarda ‘misafir işçi’ olarak ülkeye gelen bu Müslümanlar günümüz Hollanda’sının Müslüman kimliğini oluşturuyor. Ülke genelinde 914 bin Müslümanın yaşadığı tahmin ediliyor. Bunların büyük bölümü Türkiye ve Fas kökenli. Başta aşırı sağcı politikacı Geert Wilders’in yol açtığı tartışmalar olmak üzere son dönemde gündeme gelen bazı tartışmalar dolayısıyla Müslümanlar nezdindeki imajı yara alan Hollanda’nın farklı şehirlerinde 432 cami/mescit bulunuyor. Bunlardan biri Rotterdam şehrinde sıfırdan inşa edilerek 2001’de hizmete açılan Mevlana Camii. İki minaresi bulunan Mevlana Camii 2006’da şehrin en ‘güzel ve çekici’ binası seçilmişti. Hollanda Diyanet Vakfı verilerine göre ülke genelindeki camilerin 200’ü Türklere, 140’ı Faslılara, 50’si de Surinamlılara ait.
Belçika
Brüksel gibi birçok anlamda Avrupa’nın merkezi olan bir şehri bünyesinde bulunduran Belçika’da toplam 638 bin Müslüman yaşıyor. Brüksel nüfusunun yarıdan fazlası yabancılardan oluşuyor. Müslümanların başkentteki oranı ise yüzde 25,5. Belçika genelinde 330 cami/mescidin bulunduğu tahmin ediliyor. Ülkede yaşayan Türkiye kökenli Müslümanlar tarafından 1982’de kurulan Belçika Diyanet Vakfı en büyük İslami kuruluşlardan biri. Birinci gayesini ‘Müslümanların ibadetlerini yapmalarına yardımcı olmak için camiler inşa etmek, açmak ve tahsis etmek’ olarak belirleyen vakfa bağlı 67 cami ve 100’den fazla dernek hizmet veriyor.
Yunanistan
Atina, Avrupa’da camisi olmayan tek başkent olarak yıllardır dikkat çekiyor. Yunanistan Parlamentosu 8 Eylül 2011’de gerçekleştirdiği bir oturumda Atina’nın Votanikos bölgesindeki eski bir deniz üssüne ait bir binanın restore edilerek ibadet için Müslümanlara tahsis edilmesine onay verdi. Söz konusu cami henüz tam anlamıyla hizmete açılmadı. Ancak Stefano Allievi’nin araştırmalarına göre ülkenin farklı yerlerinde 400’e yakın cami/mescit bulunuyor. Pew raporlarına göre ülke genelinde yaşayan Müslüman sayısı ise 527 bin.
Avusturya
Ortaçağda Avrupa’ya gelen Müslüman tacirler vasıtasıyla İslam ile tanışan Avusturya’da bugünlerde 475 binden fazla Müslüman yaşıyor. 1912 yılında çıkarılan bir kanunla kendi ibadethanelerini açma hakkı kazanan Müslümanlar, işçi göçleriyle artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için daha önce çeşitli amaçlarla kullanılan onlarca mekânı camiye çevirdi. Avusturya İslam Enstitüsüne göre ülkede 300’den fazla cami/mescit var. En fazla caminin bulunduğu şehir başkent Viyana.
Danimarka
5,5 milyon nüfusuyla Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri olan Danimarka İslam karşıtı olayların merkezi olarak dikkat çekiyor. 2005’teki karikatür krizi ve 2001’den beri hükümetler üzerinde son derece etkin olan İslam karşıtı Halk Partisi yüzünden, Danimarka’nın Müslümanlar arasındaki imajı ciddi şekilde yara aldı. Dışişleri Bakanlığı son birkaç yıldır bu imajın yeniden düzeltilmesi için özel bir birim kurdu. Başta Danimarka Kraliçesi II. Margrethe olmak üzere birçok üst düzey yetkili çeşitli Müslüman ülkeleri ziyaret etti. Her şeye rağmen Müslüman dünyasında meydana gelen infialin henüz tamamen giderilebildiğini söylemek çok güç. Pew raporlarına göre, 2010 yılı itibariyle Danimarka’da yaklaşık 226 bin Müslüman yaşıyor. Bunların büyük bir bölümü başkent Kopenhag’da bulunuyor. Söz konusu Müslümanların 60 bini 1960’tan sonra ülkeye göç eden Türkiye kökenlilerden oluşuyor. Ülkede toplam 115 cami/mescit bulunuyor. Bu camilerin 30’u Türk Diyanet Vakfı’na bağlı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.