Kafaya bak!

Kafaya bak!
Terörün adı ne zamandan beri “savaş” oldu?

Akit gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak’a bu can alıcı soruyu yöneltti…

İşte Karahasanoğlu’nun dikkat çeken o yazısı:

'Terör’ün adı ne zamandan beri ‘savaş’ oldu?

Kafaya bakın..

“Bu savaşın ve kayıpların nedeni sizsiniz. Bu süreçten vazgeçmediğiniz sürece bu halk hak ve özgürlüklerinden vazgeçmeyecek. Hak isteyenler ile vermeyenlerin arasında yaşanan bir savaştır.”


Böyle diyor, BDP’nin Eşbaşkanı Gülten Kışanak..


“Terör değil, savaş” mış, yaşananlar..


Onlar, sivil halkın üzerine roketatarlar gönderdiklerinde bu terör olmuyor..


Keleşlerle saldırdıklarında, mayın tuzakları kurduklarında, şehrin göbeğinde bomba patlattıklarında, yapılanlar terör olmuyor..


Ama devlet, halkının güvenliğini sağlamak için, teröristlerin bulunduğu noktalara bomba atınca, bu “savaş” oluyormuş!


Akılları sıra, PKK’nın terörist eylemlerini, ona karşı devletin takibatını, “savaş” adı ile tanımlayarak, Batı’da kendilerine konum kazandırmak istiyorlar..


“Biz terörist değil, isyancıyız, hak talebi ile mücadele veriyoruz” demeye getiriyorlar..


Hatta açık açık söylüyorlar: “Hak isteyenler ile vermeyenlerin arasında yaşanan bir savaştır.”


Ama hiç düşünemiyorlar, eğer bu bir savaş ise..


Siz “savaş”taki bir tarafın arkasında iseniz.


Karşı taraftakilerin sizi esir alma hakları olmaz mı?


Öyle ya..


Türkiye Cumhuriyeti bir yabancı güç ile savaşıyorsa.. Siz de o savaşan tarafa destek veriyorsanız. Sizin şu yaptıklarınız; vatan hainliği suçlamasına muhatap olmanızı gerektirmez mi? Yaptıklarınızın adı, “Düşmanla işbirliği” olmaz mı?


Dolayısı ile, görüldüğünüz yerde alınıp, esir tutulmanız gerekmez mi?


Yapılıyor mu size bu?


Savaşıldığı ileri sürülen PKK’lıların yakınları, destekçileri, yoldan geçen-geçmeyen herkesin topluca alınıp, esir statüsünde muameleye tabi tutulduğunu söyleyebilir misiniz?


Hayır..


Elinizi kolunuzu sallaya sallaya dolaşıyorsunuz, Ankara’da..


Hem de TBMM’de..


O zaman, nedir bu “savaş” tanımlaması?


“Nasıl olsa, hukuk devletinden ayrılmazlar.. Bize hukuksuz bir şey yapmazlar.Biz de bunun istismarı ile, tüm kavramları kendi işimize geldiği gibi çarpıtarak kullanalım” mı diyorsunuz.


Buyrun deyin..


Ama unutmayın, sizin bu tavırlarınız, 1990’larda devlet içindeki derin çeteleri ortaya çıkardı..


Siviller öldürüldü.. Köyler yakıldı..


Hem de devletin içine çöreklenmiş memurlar tarafından..


Siz “Hak almak için kurşun sıkıyoruz” derseniz..


Birileri de, “Devletimizi korumak için köy yakıyoruz” der..


Ne yani, sizin “gerilla” diyerek arkasını sıvazladığınız teröristler istedikleri gibi silahlı eylem yapacaklar da, onlara karşı başkaları elleri kollarını bağlayarak seyirci mi olacak?


Seyirci olmamışlar işte..


1990-2000 yılları arasında yaşananlar, bunu gösteriyor..


Doğru mu?


Değil..


Ama teröristliği, “hak arama mücadelesi” olarak tanımlarsanız, birilerinin de kendine göre “hak arama” mücadelesi kapsamında, sizin teröristlerinizin yaptığının benzerini sizin taraftakilere yapma hakkı doğar..


Bunun sorumluluğu da, ilk kurşunu sıkan kimse, onun sırtında kalır..


Eğer o teröre, “savaş” derseniz..


Karşı tarafın, yeri geldiğinde sivilleri öldürmesine de onay vermiş olursunuz.


İşinize gelince, terörist saldırılara “savaş” diyor, işinize gelince “hukuk devleti” diyorsunuz..


Yaşananlar “savaş” ise, “savaşın hukuku” geçerli olmaz mı?


Savaşın hukukunda, güllük gülistanlık bir hukuk devletinin uygulamalarını nasıl bekleyebilirsiniz?.


Kaldı ki, niye hep garibanların çocuklarını dağa çıkartıp, onların aracılığı ile hak aranıyor? Siz niye hak(!) aramıyorsunuz?Siz niye silahı elinize alıp, kurşun sıkmıyorsunuz? Yoksa gariban insanların çocukları üzerinden kendinize rant devşirmek, daha mı tatlı oluyor?


Garibanların çocuklarını dağa çıkarın. Siz de savaşılan devletin meclisine gelip, o devletten maaş alın... Hatta Bodrum’da metreslerle o maaşları yiyin..


Böyle mi, sizin “hak arayışı”nız?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.