Haremeyn Şehîdi Şeyh Muhammed el-Haznevi -2-
Prof. Dr. Mustafa Buğa:
«Şeyh İzzeddin’in ve Haznevi ailesinin bütün çocukları, Allah’ın beni oraya bir hoca olmakla şereflendirdiği Şer’iyye Medrese’sinde okumaktaydılar... Gördüm ki birçok insan, Allah onu muhafaza eylesin, Şeyh Muhammed’in ulaştığı şeylerin onda birinin onda birine bile ulaşamazlar...»
Şerif Nayif Duayyis:
«Şeyh Muhammed hakkında nelerden bahsedeyim?! Onların, İslâm’a ve Müslümanlara hizmet etmekten başka hiç bir amaçları yoktu. İnfak eder, verirler; ama kimseden bir şey almazlardı. İslâm’ın yayılmasına çalışır, bid’atlere karşı direnirlerdi...»
Prof. Dr. Vehbe Zuhayli:
«Ey kardeşlerim! Sizleri tebrik ediyorum ve itiraf ediyorum ki biz, üniversitelerimizde bu mübarek Şeyh'in sizler için gerçekleştirdiğini gerçekleştirmekten aciziz... Erkeklerden, kadınlardan, gençlerden ve çocuklardan oluşan bu binlerce insan; Şeyh’in tek ve Kahhâr olan Allah’a davetindeki ihlâsının ve dürüstlüğünün en büyük delilidir. Ey kardeşlerim, bu nimetten yararlanın ve azâmî bir şekilde muhafaza edin. Birliğinizi, sevginizi ve Şeyh’e mensup olmanızı teyid edin. Çünkü bu, yüce İslam’a mensûbiyettir. Bizler Kur’an-ı Kerîm'in ve Sünnet-i Nebeviye’nin sofrasından ancak birazını takdim ediyoruz. Ancak bu davaya ve bu çağrıya doğru bağlanmayı içimizde tahrik eden, Rablerine intikal ettikleri zaman yokluklarını hissettiğimiz ihlaslı âlimlerdir. Onlar vefât etseler bile nurları ile aydınlatmaya, ışık saçmaya, büyüklerin ve küçüklerin nefislerinde tesir etmeye devam edecek olanlardır.»
YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYINIZ..
Irkçılığa karşı savaştı
Irkçılığa karşı geliştirdiği duruşuyla, bölgenin dengesini korumaya çalıştı. Bu duruş sâyesinde, ülkedeki tüm ırklara hitap edebildi. Bölgede ırkçılığı yaymak isteyen tüm güçlere rağmen kardeşliği öğretti. Araplar, Kürtler ve Türkmenler, hepsi onu kabullendi, sevdi ve ona hürmet etti. Herkesin sevgisini kazanmayı başaran nâdirlendendi.
Bunları, tüm engellere rağmen, biiznillah başardı. Sûriye rejimi, kendisine bir hayli baskı yaptı, büyük zorluklar çıkardı. Dedesi Şeyh Ahmed’den kendisine kadar bütün âile/mürşitler hâkezâ baskı görmüşlerdi. Hatta Şeyh İzzeddin’i hapsetmişlerdi, diğer bazı yürekli âlimler gibi...
İslâmî bilincin ihyâsı için çalıştı
İslâm’ı yalnızca geleneksel olarak bilen/yaşayan avamla yakından ilgilendi. Onları hiç ihmâl etmedi. Küçük adımlarla da olsa, sürekli ilerlemelerini, bilinçlenmelerini istedi ve çok çalıştı. Ülke ülke gezerek, dînin doğru anlaşılması, maddî ve siyâsî çıkarlar adına istismar edilmemesi için mücadele vermiş mücâhid bir babanın oğlu olarak, o da il il, köy köy gezerek, tebliğ ve irşâd etti. Ana yürekli bir baba gibi kucakladı herkesi...
Baba hasretiyle büyüyen yetimler...
Babası yaşayan yetimler...
Gazzeliler misâli mazlumlar, kimsesizler...
Düşünce kalkmasını bilmeyenler...
Vuslatı bekleyen sevgililer...
Bataklıklarda çırpınan gençler...
Okuma imkânı olmayan yoksul talebeler...
.... Ve bir Allah dostu ile dost olmak isteyenler için âdetâ bir nîmetti.
Aynı anda âlimlerle de ilgilendi. Onlar arasından, “ihsan mertebesi”ne erişmek isteyenlere büyük destek verdi. Yâd programları çerçevesinde; Nayif Duayyis Hoca, Vehbe Zuhayli Hoca ve Cafer Mustafa es-Sübeyh Hoca gibi İslâm âleminin önde gelen âlimleri ile on binleri buluşturdu. Yılda en az bir defa düzenlenen bu buluşmalarda, özellikle Tasavvuf işlendi. İslâm’ın kişiliğe ve hayata nakşedilmesi konusunda önemli olan Tasavvuf’un, ilmî ve sağlıklı olarak anlaşılması için öncülük etti. “Çağdaş dünyada İslâmi duruş”u bilfiil göstererek öğretti.
Onu yakından tanıyan âlimlerin dilindeki ismi: “Takvâ Muallimi” idi.
* * *
Onu yazmak kolay değil…
Her büyük gibi, onu da yazmak zor. Zâtından istifâde edebilmek için, bilinçli ve birikimli olmak gerek. Hazret’in mürşidliğine, hikmet ümmîsi olanların da odaklanıp nasiplenmesi üzere, herkese hitap eden bir hâtırâsını, Almanya’dan Hasan Cesim Bey şöyle anlatıyor:
Şeyh Muhammed rahmetli, irşâd ziyaretleri için, yine Avrupa’daydı. Her yıl bir defa geldiği halde, o sene (2004) ikinci defa gelmişti. Şehâdetinden önceki son ziyaretiydi bu. Almanya’yı dolaşıyorduk, beraberindeki üç hocaefendi ve duâsı Şeyh Muhammed Mutâ ile birlikte. Rostock’daydık ve Hazret rahatsızlığı sebebiyle hastaneye yattı, ameliyat oldu. Ameliyattan iki gün sonra, Edip bey amca geldi ziyarete. (Hazret’e muhabbeti olan bir aydın) “Efendim. Size taze papaya getirdim. Bu günlerde bol bol meyve tüketmeniz iyi gelir. Vitamine ihtiyacınız var” dedi ve elindeki torbadan masaya boşaltmaya başladı. Hazret’in bakışları degişti o an. Mânâlı bir tebessüm belirdi gözlerinde... “Hayır!” dedi, düşündüren bir tonla. “Yâ Edip! Allah senden râzı olsun” diyerek, devam etti:
«Bu papaya nimetinden gerçekten fayda görmek istiyorsam, bunun çekirdeklerini alıp evime, köyüme götürüp, bahçeme dikmeliyim. Sabır ve dikkatle ağacını yetiştirmeliyim. Ve bu şekilde gündelik tüketmeliyim ki, ancak o zaman bu meyvenin etkisini görebilirim. Yoksa burada yemem, yalnızca tadımlık sayılır...
Size anlattıklarımız da böyledir. Bizlerden öğrendiklerinizi evinize götürüp, ailelerinizle paylaşmalısınız. Ben döndükten sonra da sohbete, hatmeye titizlikle devam etmelisiniz. Âdaplar ile amel etmelisiniz. “Haydi namaza, haydi sohbete, haydi hatmeye!” diyerek çocuklarınızı toplamalısınız. Onlara sabırla ve sevgiyle yaklaşmalısınız. Halka hâlinde oturup, Kur’an dersi yapmalısınız. Bunları yapmazsanız, bizden öğrendiklerinizin ve bizimle geçirdiğiniz vaktin bir verimi olmaz...»
Vasiyeti: İlim
Dedesi Şeyh Ahmed, amcaları Şeyh Muhammed Mâsum ve Şeyh Alâaddin ile üstâdı olan babası Şeyh İzzeddin gibi (hepsine selâm olsun), o da vasiyetinde ilim vurgusu yaptı. “İrşad sorumluluğu”nu emânet etmek üzere, tüm istihâre ve istişâreler sonucu seçmis olduğunu belirttiği vârisi Şeyh Muhammed Mutâ’dan, ilmi yaymakla ilgilenmesini, Haznevî dergâhında ilmî faaliyetlerin sürekli olarak devam etmesi konusunda titizlik göstermesini istedi.
Ey Haremeyn Şehîdi!
Türkiye seni unutmadı, unutmayacak! Tebessümünü her dâim vefâ ile hatırlayacak!
* * *
Noktamız, Hazret’in sohbetlerini noktaladığı duâsı olsun: «Allâh’ım! Bizleri, öğrettiğin hidâyet yoluna ulaştıracak selîm bir akıl ile rızıklandır.» Âmin...
Musab Kalemli – Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.