'İsrail devleti büyük bir fitnedir'
İlk iki bölümü büyük yankı uyandıran Prof Dr. Muhammed Accâc el-Hatîb röportajının üçüncü ve son bölümünü yayınlıyoruz.
-İsrail devletini ve bölge politikalarını nasıl görüyorsunuz? Bu bahsettiğiniz fitnede İsrail’in payı nedir?
Gerçekten İsrail devleti büyük bir fitnedir. Bu fitnenin kaynağını iki şeyde görürüz. Birincisi Filistinli kardeşlerimizin haklarını, hukuklarını gaspetmesi, topraklarını işgal etmesi, onlara haksız yere Siyonist, zalim, ırkçı bir sistemle ezmeleri; fitnenin kaynağı buradadır. Bu birinci mesele. İkinci mesele; onları zorla başka ülkelere hicret etmeye zorlamalarıdır. Ülkesinden kovulan, tehcir edilen bir topluluk nereye gidebilir? Bir arazide seyahat eden bir insanın onun aracını alıp onu orada bırakıp giden birinin davranışını yeryüzünde onaylayabilecek hiç kimse var mı? Buna bir akıl sahibi onay verebilir mi? İsrail’in misali de budur.
İSRAİL NEDEN KURULDU?
-İsrail’in kuruluşunda hangi gaye yatıyor? Gerçekten bir yurt edinme isteği mi? Planın aslı nedir?
Arap ve İslam alemi, gücü dayanışmasındadır. Peygamber efendimiz, Müslümanların ahvalini beyan ederken, onların bir birlerine sevgisini, dayanışmasını, kardeşliğini açıklarken, onları bir vücuda benzetmektedir. ‘Bir organ hastalandığında, öteki organlar hasta olmadığı halde, ona iştirak edip onun gibi ağrı çeker ve ıstırap duyarlar. Onun tedavi edilmesi için tepki gösterdikleri için insan vücudu ateşler içinde hastalanır’ demiştir. Arap âlemine bakarsak, gerçekte İslam âleminin kalbi hükmündedir. Müslümanların hepsi Arapları severler. Müslümanların hepsi bilirler ki Allah’ın kitabı onların diliyle indirildi. Emperyalist ve zalimce çıkarları olanlar, İslam âlemini parçalamak ve bölmek için onların arasına muhtelif fitneleri koymuşlardır. İşte bunun için Filistin’de İsrail devletinin kurulmasına karar verdiler.
YAHUDİLERİN ABDÜLHAMİT’E TEKLİFİ
-Yahudiler, öncesinde Sultan Abdülhamit’e giderek bir teklifte bulundular sanırım. Neler yaşandı o gün?
Biline ki, dünya Yahudileri, Sultan Abdülhamit’e gelip bir teklifte bulundular. Filistin’de kendilerine bir vatan edinecekleri bir yer vermesi için, çok büyük bir yardım desteği vaat ettiler. Arzettikleri şey şuydu: Birincisi bütün saltanat borçlarını ödeyeceklerdi. Islahat çalışmalarında Osmanlıya yardım edeceklerdi. Yollar, köprüler, barajlar gibi. Buna rağmen Sultan Abdülhamit bunu reddetti. Söylediklerinin içinde çok önemli olan şu ifadeler de vardı: ‘Bir ülkenin borçlu olması ayıp değil, borcumuzu biz zamanla öderiz. Gelişme ve ilerleme projelerinin yavaş yavaş olmasında her hangi bir kusurumuz olamaz bizim. Fakat, ayıp utanç olacak şey ise, Yahudilere Kudüs’te, Filistin’de ırkçı bir devleti kurabilecekleri bir vatan, toprak parçası vermemizden daha büyük bir utanç olamaz. Utancın en büyüğü budur.’
1. DÜNYA SAVAŞI NEDEN ÇIKTI?
-O halde Yahudiler de bu parayı Osmanlı’yı yıkmak için kullandı. Ama nasıl?
Bütün Yahudiler dediler ki, ‘Bu parayı biz Osmanlı devletine yardım amaçlı değil de, yıkılması için harcasak daha hayırlıdır. Yani Osmanlı devletine para vererek bir devlet elde etmektense, onu yıkmak için bu parayı kullanmak bize çok daha faydalıdır.’ İşte 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin sebebi buydu. Ve bu savaşı da Yahudiler bunun için çıkardılar. Bunun için düşmanlarımız, böl ve yönet kaidesini üzerimizde uygulamaktadırlar. Bu ırkçı devletin İslam alemini kalbinde olması, büyük fitnelerin doğmasına sebep oldu. Filistinli kardeşlerimizi, güçlerinin ve takatlerinin yetmeyeceği bir zorlu, şiddetli savaş ve mücadele içinde bırakmıştır bu düzen. Düşmanlarımızın kuyrukları mesabesinde olan kimseler, mezhepçilik, ırkçılık fitnelerini, dini ayrımcılık ve milliyetçilik akımlarını İslam ülkelerinde yamyaşa başladılar ve Arapları kendi davalarından uzaklaşmaları için önemli olan davalarından birisi esas davaları temel davaları halklarını Filistin’i elde etmek için kısacası bir kıble olan Filistin’i düşünmelerini ve bir araya gelmelerini engelleyecek birçok fitne doğurdular. Onlar yine, bunun için de Filistinlilerden boşalttıkları yerlere Avrupa ve dünyanın birçok ülkesindeki Yahudileri getirip yerleştirdiler. Biz de Müslümanlar ve Araplar olarak, asla Yahudilere karşı bir düşmanlık yapmadık. Tarih boyunca onlara zulmedecek bir davranışta bulunmadık. Hatta Yahudilerin çoğu, Siyonist devletten memnun değiller. Çağdaş Yahudiler, Irak’ta, Yemen’de, Suudi Arabistan’da hatta Türkiye’de yaşayan geçen ay toplanarak kendileri açıkladılar, İstanbul’da bile yaşadıkları süre içinde hiçbir fitneye maruz kalmadıkları, hiçbir ırkçı dini ayrımcılığa tabi tutulmadıklarını kendileri açıkladı. Dünyanın birçok yerinde yaşayan, ileri gelen Yahudilerin, dünya televizyonlarında bu görüşlerini rahatlıkla izleyebilirsiniz. Ama buna rağmen onlar Filistin’e gelince, Filistin’de büyük bir fitne koptu.
GLOBALİZME DİKKAT
-Anlaşmalara göre Filistin’in de devlet olarak tanınması gerekmiyor mu?
Globalizm dedikleri şeye dikkat edin. Bu emperyalist sermayenin, yeryüzü hükümetlerinin üzerinde, yönetimde ve icraatta bulunan bütün kadroları, kendilerinin dışındaki hiçbir toplum için ne güven, ne barış, ne ahlak ne de hukuk kavramı tanımamaktadırlar, tüm amaçları bunları sömürmek ve karlarına daha çok kar katmaktır. Bu küreselleşmenin yaygınlaşması temelde ve başta en çok Filistin melesini çözülemeyecek boyuta getirmektedir. 1948’de ta o tarihte hakların iadesine karar verilmiştir. BM kararında, Filistin ve İsrail olarak iki devlet kararlaştırıldı. 60 yıl geçmesine rağmen neden hala Filistinlilerin kendi devletlerini kurmalarına izin vermiyorlar. Biz bu soruyu sorumlularına ve güvenlik meclisine soruyoruz. Otursunlar bütün insanlara ortak bir ilke ile davransınlar. Taraf tutmasınlar ve bütün insanlara eşit mesafede olsunlar.
FİLİSTİN NASIL KURTULUR?
-Siz ne önerirsiniz? Filistin’in kurtuluşu için.
Nebi (ASV) dedi ki, ‘Kim birine zulmeder, haksızlık eder ve hakkını alırsa, kıyamet gününde ben onunla muhakeme edeceğim. Dinimizin peygamberi Yahudilere ve Hıristiyanlara dahi haksızlık edildiğinde sizden davacı olacağım diyerek onların haklarını da koruyacağını söylemiştir. ‘Kim Müslümanlarla güvenlik ve barış ahdi imzalayan bir kişiyi haksız yere öldürürse asla cennetin kokusunu duymayacaktır. Zira o koku, 70 yıllık mesafeden hissedilir. Öyleyle Müslümanlar, saldırgan, ırkçı değillerdir. Allah’ın onlardan istediklerine uyarlar. Müslüman olmayanlardan da, dinlerinin onlara ahlak ve edeb olarak farz kıldığını yapmalarıdır. Kendilerinden olmayanlara, dindeki ilkelere göre davransınlar.
EN KESTİRME YOL
Arap halkının ve Müslümanların genelinin, sadakat, ihlasla Filistin davasına yaklaşırlarsa, meşru olan, kendi yollarıyla –ki bu en kısa yakın yoldur-işgal edilmiş olan bu ülkemizin geri alınması ve Müslümanlara geri gelmesinin tek yoludur. Eğer, uluslar arası kuruluşlar, BM, Güvenlik Konseyi, büyük devletler bu davanın halledilmesine bir niyetleri olursa, sağlam olan ilkelerle, adil olan, taraf tutmadan hareket etseler, davransalar, bu yeter. Böylece mesele hallolur. Barış da dünyaya hakim olur ve Ortadoğu’ya da barış gelir. Bütün aleme de barış gelir. Amel yaptıklarımızda Allah’a sadık olalım ki, onun için amelimizi ihlaslı kılalım ki, eğer Allah’a karşı sadık olur, amellerimizi onun için halis kılarsak bilelim ki Allah verdiği vaadi gerçekleştirir. Bizi gayemizi ulaştıracak ve paramparça olduktan sonra bizi yeniden bir araya getirecektir.
Engin Kaşdaş-habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.