Milli Şef, Gazi'nin gerektiğinde kullandığı keskin kılıcıdır

Milli Şef, Gazi'nin gerektiğinde kullandığı keskin kılıcıdır
Gazi, daima ikinci adamları nöbetleşe olarak devreye almış ve hiçbirisinin tek başına yönetime sahip çıkacak bir konuma glemesine imkan vermemiştir.

GİRİZGAH
"Çocuklar! Eğer Çankaya'da rahat edebiliyorsam, İsmet'in sayesindedir."

Bu sözler, inkılapların sahibi tarafından söylenmişti. Zaman zaman Atatürk ve İsmet İnönü arasında kavga denebilecek münakaşalar zuhur etse de sonunda bir şekilde ipler koptuğu yerden tekrar bağlanıyor ve yola devam ediliyordu. Bir gün geldi, artık aralarında bazı ayrılıklar oluşmaya başladı. Ve yıllarca birbirlerine tahammül etmiş, şöyle ya da böyle ufak tefek kazalarla, siyaset arabasını menziline doğru sürmüşlerdi.

İsmet İnönü ikinci adam olarak kalabilmenin bedelini bazen çok ağır ödüyordu. Oysa Mustafa Kemal Atatürk'le İsmet İnönü birbirini tamamlayan iki unsur idiler.

Mustafa Kemal, bir devrim yapmıştı, o devrimi de korumak azmindeydi. Bu yönde sonuna kadar davasına bağlıydı. Kendisine kayıtsız, şartsız itaat edecek ve söylediklerini sorgulamadan yapacak, gerektiğinde İstiklâl Mahkemeleri kuracak ardımcılara ihtiyacı vardı. Toplum hayatını kökünden değiştiren inkılaplar yapılırken, şüphesiz Mustafa Kemal'e muhalefet edenler de çıkmıştı. Rauf Orbay, Refet Bele, Kazım Karabekir gibi Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal'le birlikte hareket eden, emrinde bir hedefe doğru yürüyen komutanlar, devrimlerin bazılarını sorguladıkları için bulundukları makamlardan uzaklaştırıldılar. Mustafa Kemal, en uzun yol arkadaşlığını İsmet İnönü ile yaptı. Sonunda iplerin kopması da devrimler konusundaki ihtilaftan değil, yıllarca İsmet Paşa'da biriken ikinci adam ezikliğinden geliyordu. Terazinin bir kefesinde Mustafa Kemal vardı, diğerinde de İsmet Paşa başta olmak üzere, Gazi'nin çevresini kuşatan mutad zevat! Gazi, her zaman hepsine ağır basıyordu. Bu konuda en iyi benzetmeyi galiba yıllarca Gazi'ye hizmet eden ve en verimli çağında zoraki olarak Tiran'a büyükelçi gönderilen Yakup Kadri yapmıştı. "Gazinin satranç tahtasında bir piyon olmak!"

Aslında Gazi'nin satranç tahtasında hepsi birer piyondular!

Gazi'nin hedefe giderken yanında olan başka ikinci adamları da vardı. Ali Fethi Okyar ve Celal Bayar, Gazi ile aynı düşünceleri paylaşan iki ikinci adamdı. Üçüncü ikinci adam da galiba Fevzi Çakmak! Devrimlerin hepsini onaylamasa da ordunun başında kaldığı sürece Mustafa Kemal'in güvendiği, sırtını rahatça döndüğü bir komutandı Çakmak. Beş vakit namazlı bu komutanla Gazi'nin sadece bir konuda ihtilafı olmuştu. O da Gazi herkese soyadı dağıtırken, Mareşal Fevzi Paşa, Çakmak soyadını almak istemiş ve Gazi'nin muhalefetine rağmen o soyadını almıştı. Gazi, "Koskoca komutan Çakmak soyadını alıyor ne tuhaf" demişti. Oysa o günlerde ne tuhaf işler yapılıyordu, ne tuhaf! Mareşal Fevzi Paşa'nın Çakmak soyadını almaktaki tuhaflığını solda sıfır bırakırdı. Tüm ikinci adamlar Gazi Mustafa Kemal'in hizmetinde sonuna kadar yürüdüler. İsmet Paşa, Gazi ile en uzun süre başbakan olarak devlet yönetiminde bulunmuş, bazen kendi bakanları önünde hırpalanmış ve görevden alınmış, bazen de af bekleyen bir sessizlikle gece yarısı Gazi'nin kapısında merhamet dilenmişti. İnönü, Mustafa Kemal öldükten sonra, kimsenin istemediği bir cumhurbaşkanlığını kucağında bulacak ve yılların acısını çıkaramaya çalışacaktır. Mustafa Kemal Atatürk'ün para ve puldan resmi çıkarılarak İsmet İnönü'nün resmi konacak ve Mustafa Kemal'in en sadık adamları artık unutulmaya mahkûm edilecektir. Eski devrin göz hapsinde olanları da milletvekili ve bakan olarak ödüllendirileceklerdir. Evet, İsmet İnönü, geçmişin kendince öcünü alıyordu.

Bu yazı dizisinde o tartışmalı sahnelerden birkaçını birlikte okuyacağız. Şimdi koltuklarınıza yaslanıp, kendinizi birkaç günlüğüne İsmet Paşa'nın yerine koyunuz.

Kararı vicdanınızda siz kendiniz verin!

***

Milli Şef, Gazi'nin gerektiğinde kullandığı keskin kılıcıdır

Gazi, daima ikinci adamları nöbetleşe olarak devreye almış ve hiçbirisinin tek başına yönetime sahip çıkacak bir konuma glemesine imkan vermemiştir. En uzun süre birlikte çalıştığı İsmet İnönü'ye bile tam olarak yönetim görevini teslim etmemiş. zaman zaman onu da ezerek, "Bu yolculukta bir numarayı daima hatırla ve aklından başka bir şey geçirme" ihtarını hareketleriyle göstermiştir. Ki İsmet İnönü, taa Harb Okulu'ndan başlayarak Kuvayı Milliye hareketlerini birlikte götürmek, yeni cumhuriyetin ilanında Gazi'nin en büyük destekçisi olmak gibi vasıflara sahip olmasına rağmen, yine de zaman zaman bu ihtarlara muhataptır. Bu noktada Gazi, sadece kendisine güvenmiştir. Zaten bu düşüncesini de "Bir memlekette ancak bir gazi olur" sözüyle muarızlarına beyan etmiş ve onaylıyanlarla yoluna devam etmiştir. Arada sırada yol kazasına uğrayan İsmet Paşa da zaman zaman ağır bedeller ödeyerek makamını koruyabilmiştir.

Şimdi dönüyoruz, Mustafa Kemal'in okul günlerinden arkadaşı Ali Fethi Okyar'la olan ilişkisine ve iki ikinci adamın Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesi ile çarpışmasına. İkisi çarpışacak ve mücadelenin galibi Gazi olacaktır.

TBMM'DE İLK KABİNEYİ RAUF ORBAY KURDU
TBMM hükümetinde ilk kabineyi Rauf Orbay kurmuştu. Ali Fethi Okyar da onun dışişleri bakanı idi. İsmet Paşa Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra Ankara'ya dönmüş, Dr. Rıza Nur ve Ali Fethi Okyar'la Gazi'nin sofrasına konuk olmuşlardı. İnönü, Rauf Orbay'dan şikâyetçi olarak ağır bir dille eleştirmiş, Ali Fethi Okyar da başvekilini savunmuştu. Bunun üzerine İsmet İnönü sinirlenmiş ve "O halde sen de alçaksın" diyerek Okyar'a ağzına geleni söylemişti. Sonra Rauf Orbay, başvekaleti Ali Fethi Okyar'a devredecek ve o da Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin son kabinesini kuracaktır. Okyar, cumhuriyetin ilanından iki gün önce istifa ettirilecek ve İsmet Paşa ilan edilen cumhuriyetin ilk başvekili olarak kabinesini kuracaktır. Eski başvekil Ali Fethi Okyar ise TBMM reisliğine seçilmiştir. Devlet yönetiminde, insanlar adeta dama taşı gibi yer değiştirmektedir..

Gelişmelerle ilgili olarak, Atatürk'ün yanından hiç ayrılmayan yaveri Salih Bozok'un hatıralarında, olaylar şöyle anlatılmaktadır:

"- Ali Çetinkaya bir gün bana şöyle dedi: "Yahu, ben de her akşam Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın sofrasında bulunmak isterim. Fakat o sofrada bazı hoşlanmadığım kişiler olduğu için bu isteğimi yerine getiremiyorum. (Ali Bey, hoşlanmadığı kişilerden birinin, Falih Rıfkı Bey olduğunu söylemişti.) Sen uygun bir zaman bulduğunda, benim bu isteğimi Gazi Paşa'ya anlat. Ve ellerinden öptüğümü de söyledi."

Ali Bey'in söylediklerini birkaç gün sonra, uygun bir anda, Mustafa Kemal'e arzettim. Paşa yüzünü buruşturdu ve şöyle dedi:

"- Bu kadar saçma bir düşünce olmaz. Benim soframda ve meclisimde bulunanların hepsine ben, bir görev veririm. Sizin yapamayacağınız işleri, Ali Bey'in hoşlanmadığı adamlar yapar."

İsmet Paşa, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı İstanbul'da sıkıyönetim ilân ederek ezmek istemektedir. Gazi, ise bu arzunun Cumhuriyet Halk Fırkası'ndan kopmalara sebep olacağını düşünerek İnönü'yü frenler ve başvekillik görevine tekrar Ali Fethi Okyar'ı getirir. Okyar, mutedil bir politika ile Terakkiperverlerin önünü kesmeyi planlamaktadır. Karşı fikirlerin susturulduğu bir ülkede kurtuluş savaşının önemli komutanları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Cafer Tayyar Paşa başta olmak üzere Dr. Adnan Adıvar, Ahmet Emin Yalman gibi ağır toplar Gazi'den onaysız bir parti denemesine girmişler ve sonunda ancak 99 gün tahammül edilebilen bu girişim akamete uğrayarak, parti bakanlar kurulu kararı ile kapatılmıştır. Ali Fethi Okyar'ın Gazi'nin tehdidi destekli "kendiniz partiyi feshedin" teklifi ise fırka reisi Kazım Karabekir tarafından reddedilecektir. Gazi, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın idaresinden hoşnut olmayan büyükçe bir kitle olduğunu sezmiş ve arada bir değişiklik yaparak, halkın öfkesini, kademeli olarak indirmeyi denemiştir. İsmet İnönü'yü de idarede daha dikkatli olması noktasında uyarmaktadır. Başvekilin bu mesajı tam olarak aldığı söylenemez. Gazi, bu defa Paris'ten çağırdığı büyükelçisi Ali Fethi Okyar'a CHF ile danışıklı siyaset yapacak, mecliste murakabe olduğu hissini verecek yeni bir siyasi parti kurduracak ve bu girişiminden de çok yönlü fayda sağlamaya çalışacaktır.

İNÖNÜ, ÜLKE İDARESİNDE BAŞARISIZ
İnönü, Gazi'nin keskin kılıcı olarak çok başarılıdır. Devrimlerin yerleşmesi için ne söylenirse yapmaya kayıtsız-şartsız hazır ve nazırdır. Ve yapmıştır da... Yalnız ülke idaresinde bir o kadar başarısızdır. Gazi de İnönü yüzünden bir sosyal patlama olmasından çekinmekte, hem de devlet olarak bir arpa boyu yol alınamamasının acısını duymaktadır. Gazi'nin İsmet İnönü ile kavgalarının temelinde ekonomik olaylar ön sırayı almaktadır.

(Fatih Uğurlu - Vakit)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.