Vizeden süngüye

Vizeden süngüye
13/10/2009 Türkiye ve Suriye 2009 yılında karşılıklı olarak vizeleri kaldırırken, Şam'da düzenlenen "İki ülke tek kabine' toplantısında dünyaya örnek komşuluk mesajları verilmişti. 15/11/2011 İki kardeş ülke arasında gıpta ed
Arap Baharı diye isimlendirilen halk hareketleri başlayana kadar Türkiye ile Suriye arasında 'dostluk-kardeşlik' rüzgârları esiyordu. İki ülke arasında hem devlet yönetimleri hem de halklar arasında, tarihte görülmemiş şekilde sıcak ve samimi ilişkiler başlamıştı. Binbir zorlukla atılan 'dostluk' adımları, 8 ay önce devreye giren derin lobilerin etkisiyle iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi.

Arap Baharı diye isimlendirilen halk hareketleri başlayana kadar Türkiye ile Suriye arasında 'dostluk-kardeşlik' rüzgârları esiyordu. İki ülke arasında hem devlet yönetimleri hem de halklar arasında, tarihte görülmemiş şekilde sıcak ve samimi ilişkiler başlamıştı. Binbir zorlukla atılan 'dostluk' tohumları, 8 ay önce devreye giren derin lobilerin etkisiyle fitne tohumlarına dönüştü. Diplomatik teamülleri aşarak birbirlerini havaalanında karşılayacak kadar muhabbet duyan devlet yöneticileri şimdi savaş çığırtkanlığı yapar hale geldi. Sınır geçişlerinde misafirlerini gülle karşılayan Suriye halkı, şimdi Türk bayraklarını yakıyor. Türkiye'de muhaliflerin toplantılarına ev sahipliği yapılırken, medyada yeniden karşılıklı düşmanlık duyguları besleniyor. Kimse geriye dönüp şu soruyu sormuyor: Ne oldu da böyle oldu?

Bahar dönemi
Abdullah Öcalan'ın uzun yıllar kaldığı Suriye ile Türkiye, 1998 yılında ciddi şekilde savaşın eşiğine gelmişti. Ancak yoğun baskılar sonucu Öcalan'ın sınırdışı edilmesiyle birlikte başlayan dönüşüm ve yumuşama süreci, Beşşar Esad'ın devletin başına gelmesiyle daha da hızlandı. 2000 yılından itibaren de önemli askeri ve sivil yetkililer, iki ülke arasında mekik dokudu.



İki ülke ilişkilerinde iyimserlik çıtasını zirveye yükselten en önemli gelişme Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın Ocak 2004 tarihinde Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret oldu. 1946 yılından bu yana bağımsız Suriye tarihinde ilk defa Suriyeli bir devlet başkanı Türkiye'ye geldi. Bu kritik ziyaret, hem iki ülke ilişkileri hem de bölgesel dengeler açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Artık Hatay ve su sorunları konuşulmaz hale geldi. Esad Türkiye ziyaretinde barış mesajları verirken "Şimdi Suriye ve Türkiye arasında çok büyük bir karşılıklı güven sağlanmıştır; bize düşen bu güveni sürekli güçlendirmektir" diyerek açıkça yeni bir dönemin başladığını ilan etti.

Erdoğan'ın Süriye ziyareti
İlişkilerdeki iyimserlik süreci, Başbakan Erdoğan'ın 2004 Aralık'ında Suriye'ye yaptığı iadei ziyaret ile doruğa çıktı. Ziyarette, iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması imzalandı. Ziyareti için "Uzak olan ilişkilerin nasıl yakınlaştığının göstergesidir" diyen Erdoğan, "Amacımız, Türkiye'yi Suriye'nin birinci ticaret ortağı yapmaktır''  ifadesini kullandı.

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin yıllarca kopuk vaziyette olduğuna dikkat çeken Erdoğan,  iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin iki ülkenin halkları arasındaki kaynaşma ve yakınlığı da artıracağını ifade etti. Suriye tarafından ise Başbakanı Naci Otri ise "İlişkilerimiz gelecekte her alanda daha da gelişecektir" ifadesini kullanarak, olumlu mesajlar verdi.

Suriye'ye Refik Hariri suikastı sonrası diplomatik yaptırımların konuşulduğu bir ortamda 2005 yılında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bu ülkeye yaptığı ziyaret oldukça dikkat çekiciydi.

Esad'ın 2. ziyareti
İlişkilerin hızla gelişirken Beşşar Esad, Türkiye'ye ikinci ziyaretini 16-19 Ekim 2007 tarihlerinde yaptı. Ziyaret sırasında, "Türkiye ile Suriye Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı" iki ülke Dışişleri Bakanları tarafından imzalandı. Esad, bölgenin iki önemli ülkesi olan Türkiye ve Suriye'nin uyum ve ortak anlayış içinde olmaları gerektiğini vurgularken bunun bölgesel istikrar ve barış için önemli olduğunun altını çizdi. Esad'ın Cumhurbaşkanı Gül'le görüşmesinin ardından ortak düzenledikleri ilk basın toplantısında söyledikleri dünya ve Arap kamuoyunda büyük yankı buldu. Bir Arap ülkesinin lideri olarak Esad, Türkiye'nin terörle mücadele için gerçekleştirmeyi düşündüğü sınır ötesi operasyona tam destek verdiğini açıkladı.

Değerli dostum
Esad üçüncü ziyaretini 2010'ın Mayıs ayında yaptı. Gül'ün davetlisi olarak ülkemize gelen Esad,  "Biz artık kendimizi bir ülkeden diğer ülkeye geçmiş gibi hissetmiyoruz. İki ülkedeki halk düzeyindeki duyguların bir yansımasıdır bu duygular. Bu, iki ülke arasında siyasi, ekonomik ve benzeri her alandaki ilişkilerin ne kadar geliştiğini ve köklü ilişkiler oluştuğunu göstermektedir. Bu aramızdaki tarihi ilişkilerin bir yansımasıdır" diye konuştu.

Gül ise, "Değerli dostum" diye seslendiği Beşar Esad ile heyetinin ağırlamaktan memnun olduğunu söyledi.  İki ülke arasında son yıllarda her alanda çok önemli gelişmeler meydana geldiğini de anlatan Gül, "Karşılıklı ziyaretler en üst seviyede gerçekleşmektedir. İki ülke arasındaki bu ilişkiler sadece başkanlar, başbakanlar, bakanlar, yöneticiler seviyesinde değil, halklar seviyesinde de çok güçlüdür. Bu bakımdan Suriye ve Türkiye ilişkileri çok sağlam temeller üzerinde gerçekleşmektedir" diye konuştu.

Ticaret 3 katına çıktı
Siyasi ilişkilerdeki gelişme ticarete de olumlu yansıdı. İki ülke arasında atılan ekonomik adımlar, iki taraf arasındaki ticaret hacminin gelişmesini ve buna bağlı olarak da ilişkilerde normalleşmeyi hızlandırdı. 2000 yılında 750 milyon dolar olan karşılıklı ticaret hacmi, 2005'te 823 milyon dolara çıktı. 2007'de 1,1 milyar dolar seviyesine ulaşan ticaret hacmi, sağlanan kolaylıklarla 2010'da 2.2 milyar dolar düzeyine çıktı.  Son 10 yılda Türkiye'nin ihracatı 184 milyon dolardan, 1.6 milyar dolara, ithalatı ise 545 milyon dolardan 630 milyon dolara çıktı.

İki ülke tek kabine
2009'da Halep'i ziyaret eden Erdoğan, sokakta sevgi gösterileriyle karşılandı. Birçok bakanın katıldığı 'İki ülke tek kabine' toplantısında, Türkiye ile Suriye arasında çeşitli alanlarda 51 adet işbirliği anlaşması ve mutabakat zaptı imzalandı. 500'ün üzerinde işadamı da bu tarihi ziyarete katıldı. Ziyarette konuşan Erdoğan, "Tüm bölgeye ve dünyaya örnek olabilecek bu ilişki, gelecekte daha da güçlenerek devam edecektir; buna olan inancım tam" diye konuştu. Esad ise, "Kardeşim Erdoğan'a ve bütün bakan arkadaşlara, dün çok yoğun bir çabalar harcandı, hepinize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten kim isterse bunu, kim güvenlik istiyorsa bölgede bu ilişkilere önem vermeli" ifadesini kullandı.

Arap baharı sonbahar getirdi
Türkiye-Suriye ilişkilerindeki bahar havası, Tunus'tan başlayan özgürlük ve demokrasi ayaklanmasının Suriye'ye sıçramasıyla birden sonbahara dönüştü.  5 Mart 2011 tarihinde 14 yaşlarında 16 okul çocuğunun okul duvarına "rejim gitsin, halk özgürlük istiyor" yazısını yazmasıyla başlayan halk isyanı, bütün ülkeye yayıldı.  Esad'ın gitmesi için Cuma namazı sonrası sokaklara dökülen binlerce Suriyeli'ye karşı Esad rejiminin tavrı oldukça sert oldu. Ağır silahlarla halkın üzerine gönderilen ordu, başta Hama ve Humus olmak üzere birçok şehirde baskı ve şiddet politikası uyguladı. Bugüne kadar 3 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.

8 önce başlayan olaylar, Türkiye-Suriye ilişkilerini kopma noktasına getirdi. Suriye'deki olayları Türkiye'nin iç meselesi olarak gören Erdoğan,  Davutoğlu'nu defalarca Şam'a göndererek bir an önce reform yapılması talebinde bulundu. Olağanüstü halin kaldırılması dışında bir sonuç alınamaması ve reformların bir türlü hayata geçirilememesi gerekçesiyle de köprüler atıldı. Türkiye'nin muhalifleri İstanbul'da toplaması ve ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin talepleriyle Suriye'nin karşısına çıkması iki ülke ilişkilerinin her geçen daha da kötüye gitmesine neden oldu. Eylemlerde halkın arasına karışan provakotörlerin Şam'da Türk Bayrağı yakıp konsolosluk binalarına saldırması ise kötü gidişe tuz biber ekti. Karşılıklı açıklamalarla tansiyon her geçen gün yükseliyor.  Başbakan Erdoğan'ın Van depremi öncesi "Mağdur, mazlum, savunmasız insanlara karşı burada ciddi ölümler var. 'Bunlar devam etsin' diyemeyiz. Bunlara karşı bizler, insani ve vicdani görevimizi yerine getirmek durumundayız. Hatay kampını ziyaretten sonra değerlendirmemizi yapıp ondan sonra da açıklamalarımızı yapacağız" açıklaması ilişkilerin hızla endişe verici bir boyuta taşındığını gösteriyor.

Gül de gözdağı verdi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suriye'deki Türk varlığına karşı gösterilen saldırıları kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, ''Şiddetle bunları zaten kınadık. Bu konuda eğer gerekli tedbirleri almazlarsa şüphesiz ki bunlar tekrarlanırsa tepkimiz daha farklı olacaktır'' dedi. Cumhurbaşkanı Gül ile Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt, Çankaya Köşkü'ndeki baş başa görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler. Açıklamaların ardından soruları yanıtlayan Gül, bir gazetecinin ''Suriye'de şiddet sarmalı büyüyor. Son olarak saldırıların hedefi Türk diplomatik temsilcilikleri oldu. Türkiye kısmi tahliye işlemlerini de yaptı. Türkiye'nin yakın dönemde Suriye'ye dönük yeni önlemler alacağı, sınırda tampon bir bölge de oluşturulacağı konuşuluyor. Siz bu saldırıları nasıl değerlendirdiniz? Türkiye bundan böyle önümüzdeki süreçte Esad yönetimine karşı neler yapacaktır'' sorusu üzerine, Türkiye'nin son yıllarda en büyük dış politika yatırımını Suriye'ye yaptığını ifade etti.

Ebubekir Gülüm / Milli Gazete

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.