Fazıl Say bu kez cemaate vurdu
Piyanist Fazıl Say, şu günlerde 25 Kasım'da 12.'si gerçekleştirilecek Antalya Piyano Festivali'nin son hazırlıklarını tamamlıyor. Sanatçı festival öncesi hem sanatı hem de sorunlarına getirdiği ilginç bakış açısını anlattı.
- Türkiye'de ve yurtdışında verdiğiniz konserleri kıyaslamanızı istesem hangisi sizi daha çok tatmin ediyor?
Konseri tartan da biçen de kendimiziz. Dolayısıyla ha Hakkari'de çalmışsın ha Paris'te, fark etmiyor! Benim için asıl önemli olan o gün nasıl hissettiğimdir. İyi çalmadıysam mutsuz olurum. Önemli olan sanatımı istediğim gibi icra edebilmemdir! Ve şuna inanıyorum ki müziği iyi yapıyorsan, hayatında ilk kez klasik müzik dinleyen, hatta klasik müziği sevmeyen bir insana bile ulaşırsın. Seyirci diye bir şey yoktur. Seyirci o anda senin yarattığın atmosfer ve havadır. Mesela Anadolu şehirlerinde turne yaparken insanlar bileti neredeyse çıktıktan 15 dakika sonra bitiriyor. Türkiye'de kültür zor oluşan ve oturan bir olgu. Sanatın; oksijen, su, yemek hatta hayat kadar önemli bir şey olduğunu kabullenmiyor bu yapı. Türklerin yapısı sanatı hep en sona atar.
- Neden sizce?
Tek bir nedeni var o da eğitimdeki eksiklik. Türkiye'de sadece yozlaşma var. Eğitim sağlıklı değil. Eğitim adı altında öğrendiklerimiz darmaduman bir şeyden ibaret! Yeteneğin olsun olmasın, müzikle uğraşmak insanı çok farklı kılar. Herkes müzik yapsa hakikaten dünyada savaşlar olmaz. O kadar farklı kılar. Müzik, insandaki sertliği olduğu gibi silip atan, bireyselleştiren bir değerdir. Müzikle uğraştığında cemaatlere, tarikatlara ihtiyacın kalmaz! Müzik olmadan hakikaten gönlü kırık bir toplum oluşur. Nitekim de öyle bir toplumuz! Söylediğim tek tük bir iki lafla da önüne geçilecek bir durum değil bu!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.