KCK'da sıra medya ayağında

KCK'da sıra medya ayağında
PKK’nın çatı yapılanması KCK’ya yönelik operasyonlarda önce örgütün BDP içindeki kadroları çökertildi. Ardından sözde siyaset akademilerine operasyon düzenlendi ve örgüt&uu

Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Terör ve Güvenlik Uzmanı Yard. Doç. Dr. Mahmut Akpınar, KCK'yı “PKK'nın ejderhalaşmış hali” olarak nitelendirirken, Ersanlı'nın tutuklanmasıyla ilgili “koskoca bir profesör” yollu cümleler kurmanın bile KCK'yı yani terörü savunmak anlamına geleceğini ifade ederek, medya ve akademisyenler arasında örgüt için PR yapanlar olduğunu söylüyor ve bunlar deşifre edilmeden terörle mücadelede başarı sağlanamayacağının altını çiziyor.

KİM BU ÖRGÜT ADINA PR YAPANLAR?

Akpınar’ın, önceki gün Habervaktim’e yaptığı dikkat çeken açıklamaları şöyle:

“Bu ülkede beyaz aydınların ve beyaz bürokratların sadece sistemin çekirdeği, kontrol noktaları ile ilgisi yok; aynı zamanda başta PKK olmak üzere çok farklı terör örgütleriyle içiçeler. Sisteme egemen beyaz vatandaşlar bu örgütleri, siyaseti, güç dengelerini, toplumsal olayları etkilemeden bir kaldıraç olarak, araç olarak kullanıyorlar. Sistemin içindeki beyaz bürokratlarla örgütün-örgütlerin içindeki bir kısım odakların bağlantıları var. Örgüte eğitim desteği veren, stratejik taktikler veren beyaz beyinler ve aydınlar olduğu gibi, medyada örgütü perdeleyen ve himaye eden, örgüt adına PR yapan, kamu diplomasisi yapan beyaz aydınlar, yazar-çizerler var.

“KOSKOCA PROFESÖR” DEMEK, KCK'YI SAVUNMAKTIR

Son tutuklamalara verilen tepkileri sadece aydın olma, yazar çizer olma noktasında değerlendirmek yanlıştır. “Koskoca profesör!” demek, “ben tanırım!” demek ve örgütü savunmaktır. Bilerek veya bilmeyerek teröre destek vermek, yardım ve yataklıktır. Profesör olmak, yazar olmak suç işleme ayrıcalığı kazandırmaz insana. Dünyada terör örgütü lideri olan ve adının önünde prof. yazan insanlar çıkmıştır. Nitekim Ergenekon'da da pek çok itibarlı adamlar, prof'lar, paşalar, generaller vardır. Bir kişinin toplum içindeki konumu-durumu suç karşısında, yasalar önünde onu masum ve masun kılmaz.

SİLAH KULLANMIYOR DİYE MASUM SAYILMAZLAR

“Silah kullanmama ve şiddete bulaşmama terör örgütü üyesi olmaya mani değildir. Terör örgütlerinde beyinler ve stratejistler, akıl hocaları da vardır; bunlar silah kullanmıyor, kurşun sıkmıyor diye masum değildirler. Büşra Ersanlı ve Zarakolu konusunda aklamak veya suçlamak yerine kararı ve süreci yargıya bırakmak gerekir. Nitekim bir Genelkurmay Başkanı da “ben tanırım iyi çocuktur” demiş ve yargıya baskı uygulamış, bir savcının başını yemişti. Ama adam suçlu bulundu ve mahkumiyet yedi; şu anda cezasını çekiyor. Bence bu tür aklamaların ve savunmaların da iyi okunması-sorgulanması lazım. “İnsani” gibi görünen zarflar altında birileri bazı saf aydınları da harekete geçirerek bazı kesimlere ve örgütlere koruma sağlamaya çalışıyorlar. Aydınlarımız uyanık olmalılar ve bu türlü tezgahlara gelmemeliler; her oltaya takılmamalılar diye düşünüyorum.”

BEYAZ KORUMA DEŞİFRE EDİLMELİ

“Maalesef “heronlar dursun!” diyen, şehit sayısını artırmak için ihanetler içinde bulunan, kendi askerini kendi döşediği mayına süren, örgüte yol açan, bazen görmezden gelen beyaz bürokratlar vardır. Bu ilişkiler, bağlantılar, “beyaz koruma” deşifre edilmeden, ortaya konmadan, sorgulanmadan terörle mücadelede başarılı olmanın imkanı yoktur. KCK denilen örgütün devlet yapılaması da “beyaz koruma” altındadır. Dışarıyla bağlantılı, sistemin iç dengelerini maniple eden, belirli aralıklarla demokrasiyi dizayn eden, stratejik ve kritik kurumlarda, birimlerde konuşlu “beyaz” efendiler ortaya etkisi hale getirilmeden memleketteki pek çok problem bitmez. KCK'ya birilerinin kalkan olmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu beyaz kesimler bütün darbelere ve darbe planlarına, sosyal mühendisliklere, kaos hedefleyen pek çok provokasyona müdahildir.”

“Beyaz kesimlerin kim olduğunu, “beyaz” tanımı içine kimlerin girdiğini bizzat muhataplar ve konuyla ilgilenenler bilirler.”

BAZI AYDINLAR DA BUNLARIN ARKASINA TAKILIYOR

“Bahsettiğim gibi siyasi bir birliktelikten öte bir renk, sınıf birlikteliği söz konusu diye düşünüyorum. Bir kısım beyaz aydınlar kendi renktaşları bu tür aydınları koruma güdüsü ile harekete geçiyor, kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Beyaz efendilerin niyetlerinden, örgütle ilişkisinden haberdar olmayan bazı (saf) aydınlar da bunların arkasına takılıyor, imza kampanyalarına katılıyorlar. Bir aydını koruduklarını, demokrasi mücadelesine katkıda bulunduklarını sanıyorlar. Bazı medya gurupları ve gazeteler, gazeteciler de bunlara kampanya halinde destek veriyorlar…

Ersanlı'ya benzer kişiler de daha önce kandile gidip örgüte ve lider kadrolarına taktik stratejik eğitimler, destekler vermişlerdi. Onlarda Ersanlı benzeri, aynı sınıftan, renkten gelen kimselerdi ve bunların kasetleri, dökümleri notları hem medyaya, hem de yargıya düştü. Tek parti döneminde katı Türkçü olan, bol Türkçülük vurgusu yapan bu kesimler ilginç bir şekilde örgüte de stratejik-taktik destekler veriyorlar. Bence Ersanlı olayına da biraz bu pencereden bakmak lazım. Kürt değil, beyaz Türk, yıllarca Kürtlere en büyük baskıyı uygulayan kesimin bir ferdi. Ama bazı iç dengeler gereği, hükümeti ve siyasi tabloyu etkilemek için aynı zamanda Kürtçülere, Kürtçü örgütlere destek veriyorlar. Burada bazı genetik sırlar var onlar üzerine çalışılmalı…”

PEK ÇOK AYDIN VE GAZETECİ!!!

“Şu anda bu kişi ile ilgili konu yargıda. Bizim kişi üzerinden yorum yapmamız uygun olmaz. Ama yargı tutukladığına göre bize “delilleri var” diye düşünmek düşer. Konuyu yargıya bırakmak gerekir. Ancak bu ülkede örgüte destek veren, ideologlar, stratejistler ve koruma sağlayan, propagandasını yapan pek çok aydın ve gazeteci vardır.”

Habervaktim.com





HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.