Silivri ŞOV
Ergenekon Terör Örgütü davasında yargılanan tutuklu sanıkları ve avukatlarının, davanın yavaş yürüdüğüne yönelik iddiaları bir Ergenekon sanığı tarafından daha yalanlandı. İkinci Ergenekon davasında tutuksuz yargılanan Fatma Sibel Yüksek’in ardından aynı davanın sanığı Mahir Akkar da; Ergenekon davalarının bazı sanıkların ve avukatlarının çoğu yersiz ve mesnetsiz reddi hakim talepleri nedeniyle uzamış bulunduğunu, sanık avukatlarının büyük bir çoğunluğunun da duruşmalarda tribünlere oynadığını söyledi.
Akkar, yerel seçimlerden önce CHP’nin Silivri’den adam kaçırma operetinin sahneye konulduğunu, ancak bu oyunun da başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatarak, “Adaletin gecikmemesi için bizler de katkı sağlamalıyız. Devamlı eleştiri yaparak, yaygara kopartarak hukuki sonuçlar alınamayacağı kanaatindeyim” dedi.
“FATMA SİBEL YÜKSEK’İN AÇIKLAMALARI DOĞRU”
Gazetemize konuşan Mahir Akkar, 28 Kasım 2011 tarihinde Akit Gazetesi’nde yayımlanan ve Ergenekon sanığı Fatma Sibel Yüksek’in, sanıklar ve avukatlarının kendilerini savunma yapmanın şehvetine kaptırdıklarını belirterek, “Tam iki ay süren savunmalar yapıldı, bu anlamda Avukat Kemal Kerinçsiz ve İstanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun savunmaları tarihe geçecek hacimdedir” şeklindeki yorumlarına aynen katıldığını bildirdi.
“SANIK AVUKATLARI TRİBÜNLERE OYNUYOR”
Ergenekon davalarının, bazı sanıkların ve avukatlarının çoğu yersiz ve mesnetsiz reddi hakim talepleri nedeniyle uzamış bulunduğunu hatırlatan Akkar, “Sanık avukatlarının büyük bir çoğunluğu da duruşmalarda tribünlere oynamaktadır. Daha düne kadar adı sanı duyulmamış bazı avukatlar Ergenekon davaları sayesinde isim yaparak hatırı sayılır derecede maddi ve manevi kazançlar elde etmişler, televizyon kanallarında savunmanlık sıfatını kullanarak reklamlarını da gayet güzel yapmışlardır, halen de yapmaktadırlar. Yargılanan sanıklardan bazıları duruşmalarda kendilerini avukatlarından çok daha iyi savunmuşlardır. Reddi hakim talebi elbette ki hukuken verilmiş bir haktır. Ancak bu hakkın yerinde kullanılması gerekir” dedi.
“REDDİ HAKİM NEDENİ OLAMAZ”
Akkar; Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki OdaTv davasının ilk duruşmasında, Mahkeme Heyeti Başkanı Resul Çakır, sanıklardan Soner Yalçın, Şükrü Doğan Yurdakul, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Muhammet Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un, avukatları aracılığıyla dilekçe vererek reddi hakim talebinde bulunmasını eleştirdi.
Akkar, “Hakim ve savcıların Emniyet mensuplarıyla birlikte boğazda tekne gezintisine çıkıp birlikte yemek yemeleri reddi hakim nedeni olamaz. Bu kişiler istedikleri taktirde günün her saatinde bir araya gelme imkanına sahipken, sanıklar lehinde veya aleyhinde bir karara varmak için, milletin gözü önünde boğazda tekne gezintilerine çıkmaları mı gerekmektedir?” diye sordu.
“SİYASİLER, SİLİVRİ’Yİ ADETA SİYASİ BİR PLATFORM HALİNE GETİRMİŞLERDİR”
Davaların başından beri siyasilerin duruşmalara gelip basın önünde ahkam kesmelerine karşı çıktığını hatırlatan Akkar, “Bilhassa CHP milletvekillerinin Ergenekon davalarının duruşmalarına gelmelerindeki amaç, bana göre hem kendi şahsi propagandalarını hem de bağlı bulundukları partilerinin propagandalarını yapmaktan ve kendilerini ulusalcı diye sıfatlandıran kesime şirin gözüküp, onların oylarına talip olmaktan ibarettir. Ergenekon sanıkları bu siyasilerin kendilerinin ve partilerinin propaganda aracı değildir. Silivri’yi adeta siyasi bir platform haline getirmişlerdir. Dikkat ederseniz Silivri’deki duruşmalarda sadece Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal gibi sembolleştirilmiş isimleri gündeme getirmektedirler. Orada yargılanan diğer sanıkları adeta yok saymakta, açıkça ayrımcılık yapmaktadırlar. Bu konulardaki rahatsızlıklarımı bizzat duruşmalarda söz alarak Sayın Mahkemenin Heyetine arz ettim. Duruşmalara gelen CHP’nin bayan milletvekilleri dahi, tutuklu bulunan bayan sanıklarla konuşma lütfunda dahi bulunmamıştır” şeklinde konuştu.
“SONUÇ ALINMAZ”
Mahir Akkar, yerel seçimlerden önce CHP’nin Silivri’den adam kaçırma operetini sahneye koyduğunu ancak söz konusu oyunun da başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, “Mahkeme heyetinin yanlı ve maksatlı bir tutum içerisinde olduğuna da inanmak istemiyorum. Türkiye nihayetinde muz cumhuriyeti değildir. Uzun süren tutukluluklara çoğu kimse gibi ben de üzülüyor ve tepki veriyorum. Geciken adaletin adalet olmadığına ben de inanıyorum. Ancak adaletin gecikmemesi için bizler de katkı sağlamalıyız. Devamlı eleştiri yaparak, yaygara kopartarak hukuki sonuçlar alınamayacağı kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
SAVUNMA SINIRLARI AŞILIYOR
Mahir Akkar, şunları söyledi:
“Savunma sınırları içerisinde kalarak iddianameleri eleştirmek hepimizin hakkıdır. Ancak savunma sınırlarını aşıp davayı başka mecralara sürüklemeye çalışmak kimseye yarar sağlamayacaktır düşüncesindeyim. Ergenekon davaları hakkında ağzı olan herkes konuşmakta, bilgi sahibi olmadan fikir yürütmekte ve işine geldiği şekilde ahkam kesmektedir. Bu durum da kamuoyunda zihinleri bulandırmaktadır. Şahsen duruşmalarda da seslendirdiğim üzere, arkamda ne bir siyasi parti ne bir sivil toplum örgütü ne de herhangi bir grup vardır. Gözaltına alındığım güne kadar Ergenekon davalarında adı geçen sanıklarla da hiçbir şekilde irtibatta değildim. Kendimi bugüne kadar Ergenekon davalarıyla bütünleştirmedim, bütünleştirmeyeceğim.”
CHP’li vekillerden yine bildik açıklamalar
Balyoz davasının görüldüğü Silivri’de CHP milletvekilleri yine şov yaptı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki “Balyoz Planı” davasının tutuklu sanıklarından Korgeneral Turgut Atman, “Sadece adımın yazıldığı, ancak imzamın olmadığı, nerede ve kimin bilgisayarında yazıldığı belirsiz, evrensel hukuk kriterlerine göre delil niteliği taşımayan dijital verilerle neden burada olduğumu anlamak ve izah etmek mümkün değildir” dedi.
CHP İstanbul Milletvekilleri Nur Serter, Umut Oran ve Ali Özgündüz de duruşmayı izledi. CHP’li vekiller Silivri’de yine açıklamalarıyla şov yaptılar.
Serter, duruşmaya verilen arada Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Bundan sonra da CHP’den görevlendirilen 3 milletvekili olarak bu davayı düzenli bir şekilde izlemeyi sürdüreceğiz. Burada ne olup, ne bittiğini yıllardır çok iyi biliyoruz ve gözlemliyoruz. Burada aslında TSK’ya yönelik yapılan bir siyasi darbenin davası görülmektedir. Burada üretilen sahte delillerle TSK’nın son derece değerli üst düzey komutanları ve mensupları bir kafes içerisinde tutulup, onların bilgi ve birikiminden Türkiye yoksun bırakılmaktadır.
Milletvekillerinden Ali Özgündüz de buradaki yargılamanın ters yüz edildiğini, usul dışına çıkıldığını öne sürerek, “Savcılık suça ilişkin delilleri ortaya koyar. Savcılık sanığın aleyhine ve lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Burada lehte delil toplanmamış, aleyhte toplanmış bir kısım sahte delilleri sanıklar çürütmek ve suçsuzluklarını ispatlamak için çırpınıyorlar. Bunu gördüm. Herkes çaresizlik ve yalnızlık içinde. Mahkemeye saygı içinde sanıklar adalet beklemektedirler. Bu davanın temeli yoktur, çürüktür” dedi.
Umut Oran da “Ortada çok büyük bir hukuksuzluk ve insan hakları ihlalleri var. Özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortam var. Şu anda içerde yatan herkes masum. Hiçbirinin suçluluğu ispat edilmemiş durumda. İnatla ve zorla bu suçsuzluklarını ispat ettirmeye çalışıyoruz. 21. yüzyıl Türkiyesine yakışmıyor” diye konuştu.
CHP olarak görevlerinin bu konuda iktidarı uyarmak olduğunu belirten Oran, “İktidarın bu konuda gerekli yasal düzenlemesini yapmasını sağlamak. Bu ayıptan Türkiye’yi kurtarmak. Bu çalışmaları CHP olarak Meclis’te sürdüreceğiz. Kamuoyunu bu konuda bilgilendireceğiz” dedi.
YENİ AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.