Muğlalı, Bingöl ve Şırnak kıyaslaması..
Muğlalı, Bingöl ve Şırnak kıyaslaması..
Önceki gece, Şırnak sınırında, “İnsanım” diyen herkesi üzecek bir olay yaşandı.
Gönül ister ki, terörist dahi olsa, kimsenin kılına zarar gelmeden yakalansa.. Yargılansa.. Suçlu ise, cezalandırılsa.. Kimseye, yargısız infaz yapılmasa.. Kimse işkenceye maruz kalmasa..
Ama, “Biz vurmazsak onlar bizi vuracak” psikozu...
“Biz geç kalırsak, onlar bizi asla affetmezler” endişesi..
Ve yakın tarihte yaşadığımız örneklerde de, bu endişeleri doğrulayan olaylar, bizi böyle istenmeyen durumlara götürüyor.
Ne olaylar yaşadık..
Ekmek arabası ile gelen bombalı araçlar mı..
Hamile elbisesi ile karakola yanaşan canlı bombalar mı..
Hiçbir şeyden sorumlu tutamayacağımız küçücük çocukların, şehir ortalarında patlayan bombalarla can vermesi mi?
Daha neler neler!
Tüm bunlar, önceki gece yaşanan o istenmeyen olayın hazırlayıcılarıdır.
Hayır, “Sebebidir” demiyorum.
Ama şunu da kabul edelim: “Türkiye’de terör diye bir sorun olmasa, sınırdan geçen herkese karşı silah kullanma diye bir uygulama da olamaz.”
Tekrar belirtelim; 35 insanımızın, hiçbir çağrı yapılmadan, durdurma girişiminde bulunulmadan (bunlar yapılmış olsaydı, büyük ihtimalle muhatapların terörist olmadıkları zaten ortaya çıkacak ve o vahim sonuç gerçekleşmeyecekti), direkt silah kullanılarak öldürülmesinin, affedilir bir yanı yoktur..
Ama lütfen..
Olaylara tek taraflı da bakmayalım..
Bu olayı küçümsemeyelim..
Ancak, çok daha vahim olaylarla kıyaslamaya da kalkmayalım.
Ne gibi?
BDP listesinden milletvekili olan, Sırrı Süreyya Önder gibi..
Ne demiş Önder, birlikte okuyalım: “Şırnak Uludere olayı, 68 yıl sonra bu devletin ikinci 33 kurşun vakası, ikinci Muğlalı vakasıdır!”
İşte burda yanlış başlıyor.
Siz “kasten işlenen cinayetler”le, “ihmalle yaşanmış ölümler”i kıyaslarsanız, “Ağır suçluya destek, hafif suçluya köstek” olursunuz..
1943’de, Muğlalı tarafından gerçekleştirilen toplu katliamla, önceki günkü olayı benzetenler, aslında Muğlalı’nın sergilediği zalimliği küçültüyorlar..
Muğlalı, 33 köylüyü etkisiz hale getirmiş.
Onları tamamen kendi kontrolüne almış.
Ondan sonra öldürüyor.
Bir anlamda, 33 köylü etkisiz hale getirildikten sonra, canları devlete emanet iken, kurşun sıkılıp, kasten öldürülüyor...
Çatışma yok.
“Her an çatışma çıkabilir” denilebilecek bir ortam yok.
Öldürülenlerin hepsinin eli zaten bağlı..
Kaçacak bir durumları yok..
Ama, haince vurup, öldürüyorsunuz..
Yapılacak iş ne idi?
Etkisiz hale getirilmiş köylülerin, getirilip cezaevine konulması, yargılanması ve cezalandırıldıkları takdirde, o cezaların uygulanması idi.
Muğlalı bunu yapmamış..
Yargısız infaza gitmişti..
Aynen, Bingöl Elazığ karayolunda, 1993’de 33 erimizin, PKK’lılarca şehid edilmesindeki gibi..
Evet, PKK yandaşı siyasetçiler, pek hatırlamak istemezler, Bingöl olayını..
Muğlalı olayını, iki günde bir, ısıtıp ısıtıp öne çıkarırlar..
Çıkarmalıdırlar da..
Ama, Bingöl olayını da öne çıkarmalıdırlar.
Bingöl’de de, 33 silahsız er, bir anlamda eli kolu bağlı iken, haince kurşuna dizilmişlerdir..
Şimdi burun, bu üç olayı kıyaslayın....
Muğlalı olayını alın.
Bingöl olayını alın..
Bir de önceki gece yaşanan üzücü olayı alın..
İlk ikisi, ne kadar birbirine benzer acımasızca katliamlar ise..
Üçüncüsünün de kusur ihtimalli olduğu, o kadar açık..
Önceki gece yaşanan olayda, direkt bir çatışma ortamı yok ama. Çatışma öncesi elektrikli bir havanın varlığı, herkesin kabülünde..
“BDP’li gazeteciler gözaltına alındı, intikamı alınacak” tehditleri ortalıkta dolaşıyor..
“Cudi Dağı’ndaki ölümlerin hesabı sorulacak” tehditleri sürüyor..
Her an güvenlik kuvvetlerine saldırı olabileceği konuşuluyor.
Böyle bir ortamda, bazı vatandaşlarımız, kaçakçılık amaçlı, sınır geçişi yapıyorlar.. Ve güvenlik kuvvetleri de, onları terörist sanarak, öldürüyor..
Bu ölümlerde; yeterince araştırma yapmayan güvenlik kuvvetlerinin kusuru kadar, ortalığı tehditlere boğan BDP’lilerin, KCK’lıların, PKK’lıların da kusuru yok mudur?
Boylarına bakmadan, “Şöyle yapacağız, böyle yapacağız” diyerek, güvenlik güçlerinin, gerektiğinden fazla tedbir almasına sebebiyet vermemişler midir?
Önceki gece yaşanan olayı sonuna kadar takip edelim..
Ama o olay öncesi yaşananları da, göz ardı etmeyelim..
Ali KARAHASANOĞLU / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.