Uludere'nin Gösterdiği KCK Gerçeği?
Bugün'den Erhan Başyurt, 'Kriz yönetimi sorunumuz' yazısında Uludere'de 35 sivilin hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan aksaklıkları ve KCK'nın olaydan nemalanmak için giriştiği faaliyetleri inceledi.
Devletin, durumu ele almada geç kaldığını ifade eden Başyurt, KCK'nın eylem kapasitesini koruduğuna dikkat çekti.
Sınır güvenliğini artırmanın ve bölgede ekonomik kalkınmayı sağlamanın önemini belirten Başyurt, bundan sonra atılması gereken adımları da sıraladı.
İşte Başyurt'un yazısı:
Uludere'de 35 sivilin vurulması olayı bir kez daha gösterdi ki, kriz yönetmeyi bilmiyoruz.
Vurulanların sivil oldukları öğrenildiği ilk anda, devleti temsil eden isimler ağırlığını ortaya koymalıydı.
Madem hata yapılmıştır, kusurluların araştırılacağı sözü ile yetinilmemeliydi.
Kurumların sorumlular konusunda nasıl bir koruyucu tavır takındıkları geçmiş tecrübelerle sabit.
Acılı ailelerden açıktan özür dilenmeli ve üzüntüleri sıcağı sıcağına yerinde paylaşılmalıydı.
Geç kalındı.
Böyle olunca da uzun süredir fırsat kollayan gruplar boşluğu doldurdu.
Acıları istismar etmek yarışına girdiler.
KCK kapasitesini koruyor
Korucu ailelerin tabutları üzerine PKK'yı sembolize eden örtüler örtülmesi düşülen bu aczin ifadesi.
Kaymakama saldırı da öncesinde Vali Yardımcısı'na saldırı girişimi de bu boşluğun bir neticesi.
Uludere'de yaşananlar, devleti zaaf içinde göstermek ve bölgede paralel devlet yapısı kurmak için çabalayan KCK'nın eylem kapasitesini koruduğunu da gösteriyor.
Her defasında testi kırıldıktan sonra bu konuları değerlendiriyoruz.
Oysa kesintisiz sınır güvenliğini sağlayacak AB benzeri bir sivil yapı şimdiye kadar kurulabilseydi, bu tarz kaçakçılık da yaşam tarzı olarak sürdürülemezdi zaten...
Tabii tek çözüm arayışı sınır güvenliğini artırmak değil.
Bölgenin ekonomik kalkınmasına imkân verecek yatırımlar da bir an önce gerçekleştirilmeli.
Aileler de 13 yaşındaki çocuklarını soğuk bir kış gecesi 50 TL için sınır ötesine göndermez o zaman.
Son dönemde "Kriz yönetimi" sorunu sadece terörle ilgili konularda değil, Van depreminde de yaşandı.
Van depremzedelerine yardımların organizasyonu ve yaraların sarılması sürecinde de devlet kuşatıcı şefkatini ortaya koymakta yetersiz kaldı.
Olay mahalline intikalde değil ama yaraları sarmada gecikildi.
Halen de Van halkından şikâyetler yükseliyor.
İstismarcılara da fırsat doğdu...
Üç alanda tedbir alınmalı
Bütün bu olanlardan ders çıkarıp, 3 konuda sağlıklı adımlar atılması gerekli.
Birincisi, kriz yönetimi konusunda kusurların tekrarını önleyici özel bir çalışma yapılmalı.
Gecikme ve organizasyon hatalarını en aza çekecek bir "teamüller silsilesi" oluşturulmalı.
İkincisi, deprem öncesi yapı denetimi gibi tedbirleri düzgün almak gerektiği gibi, terör olaylarında da acı şoklar yaşamamak için bazı tedbirleri önceden hayata geçirmek gerek.
Kürtçe öğrenim imkânlarının önünün açılması, sınır güvenliğinin sağlanması, KCK'nın tamamen tasfiye edilmesi gibi...
Üçüncüsü, kurumlar ve sorumlular, doğru adımların atılması için en doğru bilgileri en hızlı şekilde sunmalılar.
Hükümeti yanıltmak, ancak krizlere müdahaleyi geciktirmeye yarıyor ve birilerine otorite boşluğu fırsatı doğuyor. Bu da geçmiş sorumluların cezalandırılmasıyla mümkün olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.