2 müebbet kesmedi  

 2 müebbet kesmedi  
Katil Ogün Samast’ın ardından azmettirici Yasin Hayal de ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Bu karar, Hrant Dink cinayetini başından beri “Hepimiz Ermeniyiz” sloganları atarak takip eden malum grubu kesmedi. Gruba CHP

Dink’in avukatının başını çektiği grubun, küstahça ifadelerle yargıya, devlete, hükümete saldırıyor olmasına ilk tepki Yeni Akit’in Hukukçu Yazarı Ali Karahasanoğlu’ndan geldi. 

Karahasanoğlu “Şımarıklığın bu kadarına pes!Şımarıklığa bakın” başlıklı yazısında, “Ohaaa yani” dedi. Karahasanoğlu’nun yazısı şöyle:

Hrant Dink öldürülmüş..

Bununla ilgili olarak, bir kişi yakalanmış, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış. (Bazı aklıevveller itiraz etmesinler, "22 yıl hapis cezası aldı" diye. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Bu cezayı aldıktan sonra, kanundaki yaş küçüklüğü sebebi ile, zorunlu olarak bu indirim yapıldı. Yani alabileceği en ağır cezayı aldı.)

Yetmedi, Yasin Hayal de dün, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Yetmedi derken, "Canım ikinci bir adamı daha cezalandırmaya ne gerek var" demek istemiyorum. Bir kişinin ölümü sebebiyle, iki kişinin hayatını cezaevinde geçirmek zorunda kaldığını belirtmeye çalışıyorum.

Ama bu çok net gerçeğe rağmen, dün Hrant Dink'in avukatını dinlediğimizde, sanıyorsunuz ki, herkes beraat etmiş, tek bir kişi bir gün bile cezaevinde yatmamış..

İnsanda birazcık hukuk vicdanı olur.

Birazcık, yöneticilere saygısı olur..

Birazcık, mahkemelere saygısı olur.

Nedir bu "afra-tafra"lar?

Nedir o, hükümete meydan okuyucu saygısızlıklar!..

Ne mi demiş, Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin Hanım?

Buyurun, birlikte okuyalım: "Daha düne kadar devletin ötekisi ve hedefi olanlar, yani bugünün egemenleri, bugünün siyasileri, bugün kendilerini ötekileştiren gelenekle ittifak kurmuş görünüyorlar."

Şu küstahlığa bakın..

Bu ülkede tek cinayet, sanki Hrant Dink'e karşı işlenmiş.. Onun için de, ağzına geleni söylüyor, avukat hanım..

Hooop dedik avukat hanım...

Bu ülkede, Uğur Mumcu öldürüldü. Failleri yakalanamadı....

Bu ülkede, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, buz gibi bir suikastle hayatını kaybetti.. Bir tek kişi bu iş için cezaevine girmedi..

Bu ülkede, Hızır Ali Hoca şehid edildi.. Bayram Ali Hoca şehid edildi.. Tek kişi cezaevine girmedi.. (Birisinde delinin tekini aldılar içeri. Diğerinde de, maşayı ortadan kaldırıp, cinayetin arka planını örtbas ettiler..)

Bu ülkede, daha nice cinayetler işlendi..

Failleri ya hiç bulunamadı, ya da sadece görünürdeki tetikçilerle yetinildi.

Ama ne bulunmaz hint kumaşı ise, Hrant Dink'in öldürülmesinde, avukatı iki müebbetle de tatmin olamıyor..

"Daha fazla, daha fazla.." diyor. "Daha fazla insan cezaevine girsin. Daha fazla ailenin hayatı kararsın. Daha fazla insan, suçlu veya suçsuz, ceza çeksin" diyor..

Hükümeti, darbecilerle ittifak kurmakla itham ediyor..

Hükümet darbecilerle ittifak kursaydı, değil Yasin Hayal, Ogün Samast'ın bile ceza almayacağını görmezden gelerek..

Ceza ne kelime, gözaltına bile alınmazdı Ogün!

Bugüne kadarki cinayetlerde, öyle olmuyor muydu?

Hızır Ali Hoca'da, Bayram Ali Hoca'da öyle olmadı mı?

Eşref Bitlis'te öyle olmadı mı?

Ne mecburiyeti vardı, bu hükümetin, Ogün Samast'ı yakalamaya..

Öyle ya.. Hükümet, kendisini ötekileştirenlerle (darbecilerle) ittifak kurmuş olsa idi. Darbecilerin Aselsan cinayetlerini örtbas ettiği gibi.. Diğer cinayetleri örtbas ettiği gibi.. Hrant Dink cinayetini de örtbas etmesi, işten bile değildi..

"Arkadan vurulmuş Hrant'ı, intihar etti" diye mi gösterecekti demeyin hemen..

Adam; cinayeti işledikten sonra, olay yerinden kaçıp gitmiş mi?

Gitmiş..

O andan sonra, failin yakalanmaması, artık çok kolay bir iştir.. Emniyete, "Bu işle fazla ilgilenmeyin" dersin, olur biter..

Uğur Mumcu'da, o zamanın hükümetinin dediği gibi.

Ama bu hükümet, Ogün Samast'ı yakalamış.. Suçu işlediğini belgelemiş.. Arkasından olay sırasında Trabzon'da bulunduğu kesin olan Yasin Hayal'i bile alıp, failin yanına koymuş..

Yine de yaranamıyor..

Yukarıda örneklerini verdiğim insanlar, Hrant'tan çok daha önemli isimlerdi..

Ama o cinayetlerde değil iki kişiye müebbet, bir kişiye bile o ceza verilmedi..

O zaman, Hrant için bu aşırı doyumsuzluğun sebebi nedir?

Şımartılmışlıkları mı?

Hrant'ın avukatını haydi mazur görelim.. "Olayın direkt tarafı" diyelim..

Ya CHP milletvekili, teröristbaşı Apo'nun bir zamanlar avukatlığını üstlenen Sezgin Tanrıkulu'ya ne diyelim?

O da Hrant Dink kararından sonra hemen bir açıklama yapmış: "Adalet ve Kalkınma Partisi, yargı süreci içinde ve dışında bu cinayet şebekesinin aydınlatılmaması noktasında elinden ne geliyorsa yapmıştır."

Tam bir rezalet..

Adam, bu ülkede 40 bin insanın ölümüne sebebiyet veren teröristbaşı Apo için mahkemeye gidip avukatlık yapıyor. Binbir dereden su getirip, Apo'nun tahliyesi için mücadele veriyor.

Sonra da gelmiş, Hrant Dink'i öldürdüğü gerekçesi ile iki kişinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını az buluyor.

Ohaaa yani..

Bir kişinin katli için "iki müebbet" az ise.. "Apo'ya kaç bin müebbet" gerekirdi? söyler misin Sezgin Efendi?


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.