Hrant rantçıları
Ermeni gazeteci Hrant Dink beş yıl önce öldürüldüğünde “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” diye yürüyenler, dün yine sokaklardaydı. Beş yıl sonra yargılaması tamamlanıp karar verilen Hrant Dink dosyasıyla ilgili TÜSİAD’dan kartel medyasına kadar geniş bir çevre, suçun örgüt eylemi olduğuna yönelik somut delil olmamasına rağmen cinayeti örgütlü suça sokmaya çalışıp, “bir zihniyetin yargılanması gerekir” diyor. Sokaklara dökülüp, “cinayetin arkasındaki örgüt ortaya çıkarılsın” diye slogan atanların, Danıştay cinayetinin arkasındaki örgüte sessiz kalmaları ve İsmail Ağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Hoca ile Hızır Ali Hoca’nın katledilmesine sessiz kalmaları dikkat çekiyor.
DANIŞTAY CİNAYETİ ÖRGÜT İŞİ DEĞİL Mİ?
Düne kadar, “Ergenekon yok” diyerek bu soruşturmasına tepki gösteren kesimlerin, şimdi “Dink soruşturması genişletilsin. Örgüt bağlantısı tespit edilsin” diyerek davanın Ergenekon ile birleştirilmesini istemesi ‘çifte standart’ olarak yorumlandı. Dink davasında örgüt bağlantısı arayanların belge ve itiraflarla Ergenekon örgütü tarafından işlendiği ortaya çıkan Danıştay cinayetinin arkasındaki örgüte sessiz kalmaları da dikkat çekiyor.
İKİ ALİ CİNAYETİNE DE SESSİZLER
Hrant Dink’in ölümü için timsah gözyaşı dökenler, Hızır Ali Muratoğlu Hoca ile Bayram Ali Öztürk Hoca için kılını bile kıpırdatmıyor. Dink’in katili müebbetle cezalandırılırken, hocaları katleden karanlık eller sokaklarda özgürce geziyor. Hrant Dink’in vurulmasından kısa süre sonra katili ve azmettiricisi yakalanıp yargı karşısına çıkarılırken Hızır Ali Hoca’nın şehit edilmesinin üzerinden 14 sene, Bayram Ali Hoca’nın şehit edilmesinin üzerinden 6 sene geçmesine rağmen, herhangi bir sonuç alınamadı.
Hrant Dink için meydanlara çıkıp, sürekli basın açıklaması ve yürüyüş yapanlar İsmailağa cinayetleri için ise adeta üç maymunu oynuyor.
ÖZTÜRK HOCAYA KARŞI İLGİSİZ KALMIŞLARDI
Bayram Ali Öztürk Hoca’nın oğlu Mahmut Öztürk, Akit’e yaptığı açıklamada, Hrant Dink’in toplumda
gördüğü ilginin binde birinin babası ve Hızır Ali Hoca için görülmediğini söyledi. Hrant Dink için dün olduğu gibi her zaman meydanlara inen insanların bir kez olsun babası ve Hızır Ali Hoca için bir çalışma yapmadığını ifade eden Öztürk; “Toplum ve özellikle insan hakları derneklerini dün Taksim Meydanı’nda gördük. Bu güzel bir şey ama Hrant Dink için görülen mazlumluk durumu neden benim babam ve Hızır Ali Hoca için görülmüyor. Babam ve Hızır Ali Hoca bir camide şehit edildiler. Katilleri dahi bulunamadı. Katiller için ‘meczup’ dediler, olayı örtbas ettiler. Birileri çıkıp da, bu konuda basın açıklaması ve yürüyüş yapmadı. Cinayetlerin üstüne gitmediler. Bir tane insan hakları derneği bu konuda bir rapor bile hazırlamadı” dedi.
YALMAN: ÇELİŞKİ İÇİNDELER
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Hrant Dink davası bahanesiyle sokağa dökülenlerden kimilerinin büyük bir çelişki yaşadıklarını belirterek, “Nedim Şener ve Ahmet Şık davası Ergenekon davası ile bağlantılıdır. Hrant Dink suikastının arkasında da bu yapılanma var. Madem iki davanın arkasında da bu yapılanma var o zaman iki olaya da aynı şekilde yaklaşılmalıdır” dedi.
Yalman, Türkiye’de her zaman tekrarlanan çifte standardın Dink davasında da tekrarlandığının altını çizerek, “Türkiye’de maalesef inançlı kesimden biri öldürüldüğü veya tutuklandığı zaman yeterince gündeme gelmiyor. Medya ve sivil toplum kurumları bunların arkasında durmuyor. Bayram Ali Hoca ve Hrant Dink suikastlarının arkasında da aynı güçler olduğu halde sadece Dink cinayeti üzerinde duruldu. Bu şekilde olması düşündürücüdür. Madem amaç suikastların arkasındaki güçleri gün yüzüne çıkartmak; o zaman Dink’in arkasında duranların Bayram Ali Hoca’nın ve diğer suikasta kurban gidenlerin de arkasında durması gerekmez mi? Ancak ne yazık ki artık kamuoyu bu çifte standartlara alıştırıldı” diye konuştu.
GÜNDOĞDU: AMAÇ HAKİMLER ÜSTÜNDE BASKI KURMAK
BBP Genel Sekreteri Metin Gündoğdu, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Dink Davası’nın sonuçlanması gösterdi ki Türkiye’de hukukun siyasallaştırılıp hakimler üzerinde siyasi baskı kurularak istenilen sonuca ulaşılmaya çalışılıyor. Biz de Hrant Dink suikastının arkasındaki kişilerin bulunup yargılanmasını istiyoruz fakat hakimler önünde ne görürse, ne kanıt varsa ona göre karar verirler. Türkiye daha önce Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu gibi suikastlarını da gördü, fakat bunları işleyenlerin arkasındaki güçler de bulunamadı. Dink suikastının arkasında Ergenekoncuların olduğu bellidir. Darbe ortamı oluşturmak için böyle suikastlar daha önce de yapılmıştır. Bu olayların çözülebilmesi için ilk önce hukuk üzerindeki siyasi baskının kalkması lazım. Daha sonra darbe ürünü olan 1982 Anayasa’nın değiştirilerek sivil bir anayasanın yapılması lazım.”
Altı yıl önce camide katledilen Bayram Ali Öztürk’le ilgili olarak henüz dava bile açılamadığına vurgu yapan Gündoğdu, “Bayram Ali Öztürk hocanın öldürülmesinin ardından 6 yıl geçmesine rağmen soruşturma davaya bile dönüşmedi. Bu gösteriyor ki hocanın arkasında Hrant Dink’in arkasında olduğu gibi siyasi bir güç yok” diyerek, yaşanan çifte standarda dikkat çekti.
SARIBAY: ÖNCE KENDİLERİNİ SORGULASINLAR
Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Sarıbay, Hrant Dink için sokağa dökülenlerin dillendirdiği, “Bu zihniyetin yargılanması gerekiyor” şeklindeki sözlerini değerlendirerek, “Bunları biz kendi üzerimize almıyoruz. Çünkü bizim zihniyetimiz kişiyi ideolojilerinden önce insan olarak ele alır ve saygı duyar. Bizim zihniyetimiz ‘Türkiye’de hiçbir faili meçhul cinayet kalmasın’ zihniyetidir. Bunu söyleyenler önce kendi zihniyetlerini sorgulasınlar” diye konuştu.
İKİ ALİ CİNAYETİNDE SORUŞTURMA HÂLÂ SÜRÜYOR
3 Eylül 2006 yılında İsmail Ağa Camisi’nde Bayram Ali Öztürk Hoca, sabah namazının ardından yapılan sohbet esnasında, Mustafa Erdal adlı bir şahsın bıçaklı saldırısına uğradı. Katil, elindeki bıçağı, Hoca efendinin kalbine saplamıştı. Hoca şehit olurken, bıçaklayan Mustafa Erdal ise, cemaat içine sızan bazı kişilerin tahriki ve saldırısı ile oracıkta öldürülüp olay örtbas edildi. Öztürk’ün ölümüyle ilgili soruşturmanın seyrini Ergenekon davasında tutuklanan Erol Ölmez’in açıklamaları değiştirdi. Ergenekon soruşturması kapsamında 22 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Erol Ölmez, Balat’ta bulunan Patrikhane’nin İsmailağa cemaatinin yok edilmesi için Ergenekon’a müracaat ettiğini ve Bayram Ali Öztürk ile Hızır Ali Muratoğlu’nun bu talep doğrultusunda katledildiğini söyledi. Bu açıklama üzerine dönemin Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasına bakan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız, İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Muratoğlu’nun katledilmesi konusunda soruşturma başlatmıştı. Olaydan yıllar geçmesine rağmen soruşturma hâlâ sürüyor.
Dink’i anma töreninde molotof ve taş yağmuru
Agos Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün 5. yılında öldürüldüğü yerde yüzlerce kişinin katılımıyla anıldı. Törende yapılan konuşmada, mahkemenin Dink cinayeti ile ilgili verdiği karara tepki gösteril Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan Agos Gazetesi önünde Hrant Dink için anma töreni düzenlendi. Sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin yanı sıra çok sayıda vatandaşın da katıldığı anma töreni, Taksim’den yürüyüşle başladı. Slogan atan ve pankart açan grup geniş güvenlik önlemleri altında gazetenin önüne geldi. Hrant Dink’in vurulduğu yere karanfiller bırakıldı ve Dink’in posteri açıldı. Kalabalık, gazete binası önünde toplanarak slogan atmaya devam etti. Bu sırada metronun Osmanbey durağı da geçici olarak kapatıldı. Cadde araç trafiğine kapatıldı. İnsan kalabalığı sebebiyle zaman zaman izdiham da yaşandı. Balkondan yapılan konuşmalarda Dink davası hakkında verilen karar eleştirildi. Hrant’ın arkadaşlar grubu adına açıklamayı gazeteci-yazar Karin Karakaşlı yaptı. Karakaşlı, dava sürecinde delillerin yok edildiğini, telefon görüşmelerinin dahi silindiğini savunarak, Ergenekon bağlantılarının neden ortaya çıkarılmadığı konusunda tepkisini dile getirdi. Törende yapılan konuşmada, cinayet davasının kararı eleştirilerek, Ergenekon bağlantılarının neden ortaya çıkarılmadığı konusunda tepkiler dile getirildi. Anma törenine, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş ve BDP’liler de katıldı.
Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve oğlu Arat Dink’de Agos Gazetesi’nin camından kalabalığa el salladı. Hrant Dink’in bir konuşması katılımcılara dinletildi.
İŞ YERLERİ TAŞLANDI
Anma törenin ardından dağılan bazı gruplar çevredeki iş yerlerine saldırdı. Grup, taş ve cam şişelerle Taksim Meydanı girişindeki restoranların camlarını kırdı. Saldırı sırasında her şeyden habersiz yemek yiyenler ise korku dolu anlar yaşadı. Saldırı sırasında bazı banka şubeleri de zarar gördü.
BANKALARA MOLOTOF ATTILAR
Dink’in ölümünün yıl dönümü sebebiyle düzenlenen yürüyüşte bir grup, cadde üzerindeki bankalara molotof kokteyli ve taş attı. Atılan molotof kokteylinin yanmaması yaşanması muhtemel olumsuz bir olayın önüne geçti.
SİVİL ARAÇLARA TAŞ YAĞMURU
Yol boyunca banka ve iş yerlerinin camlarını kıran gruplar, Taksim’de de sivil araçları ve polisleri taşladı. Yoldan geçen araçlara şişe atan göstericilere çevik kuvvet müdahale etti. Tarlabaşı ve Dolapdere ara sokaklarında yaşanan kovalamacalarda 4’ü kadın 21 kişi gözaltına alındı.
Kovalamacalar sırasında polis helikopteri de havadan göstericileri takip ederek aşağıdaki ekiplere yer bildirdi.
CHP’DEN DE DİNK EYLEMİ
Öte yandan Ankara’da da CHP’li gençler, Hrant Dink cinayeti davasında verilen kararı protesto etti.
Çankaya İlçe Başkanlığı’na bağlı gençlik kolları üyeleri, üzerlerinde “eşitlik, kardeşlik, adalet...” gibi kavramlar yazan ve kefene benzeyen beyaz kıyafetler giyerek karara tepki gösterdi. Eylem olaysız sona erdi.
Bir grup ise, TBMM önündeki otoparkın bahçesine siyah çelenk bırakarak Dink kararını protesto etti. Dink kararı, Bodrum, Edirne, Diyarbakır ve bir çok ilde de protesto edildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.