“1993 Örtülü Darbe”
Ülkücü fikir ve siyaset adamı Hakkı Öznur'un, Timaş Yayınlarından çıkan ve bugünden itibaren bütün Türkiye'de dağıtımına başlanacak olan "1993 Örtülü Darbe" adlı kitabında, yakın politik tarihimizin önemli olayları anlatılıyor.
Darbe tartışmaları, Uğur Mumcu suikasti, Eşref Bitlis olayı, 33 askerin şehit edilmesi, Sivas ve Başbağlar olayları, Özal-Talabani, Talabani-Öcalan görüşmeleri, Suriye-PKK ilişkisi ve daha pek çok olay, "Örtülü Darbe" kitabında geniş bir şekilde ele alınıyor.
1993 ÇÖZÜLMEDEN 28 ŞUBAT ÇÖZÜLEMEZ
Kitapta “1993 süreci çözülmeden, 28 Şubat çözülemez” mesajı yer alıyor. “28 Şubat, bin balyoz eder” tespitinin yer aldığı kitapta, şu görüşler öne çıkıyor: “Ulusalcılık, askeri vesayetin ve bürokratik oligarşinin ideolojisidir. 1993, 12 Eylül’ün devamıdır. 28 Şubat süreci de 1993’ün devamıdır. 1993 karanlığı aydınlanırsa, Türkiye’nin önü açılır, demokratikleşir ve sivilleşir.”
1993’TE ASLINDA NE OLDU?
1993 sürecinde pek çok karanlık hadise meydana geldi. Öznur kitabında “bunların tesadüf olup olmadığını” irdeliyor. “1993'te aslında ne oldu? Bu karanlık olayların arkasında kimler var? 1993'te derin devletin gerçekleştirdiği örtülü bir darbe mi yaşadık?” sorularına cevap arıyor. Hakkı Öznur, “Örtülü Darbe 1993” adlı titiz ve detaylı çalışmasında, işte bu sorulara son derece tatmin edici cevaplar veriyor.
KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER ŞÖYLE
Kitabın önsözünden dikkat çeken bazı bölümler şöyle: “Soğuk Savaş” (1947-1989), Berlin duvarının yıkılması ve 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla sona erdi. Ancak Türkiye’de hem zihniyet, hem kullanılan yol ve yöntemler olarak halen devam ediyor. Soğuk Savaş dönemine has “Psikolojik Savaş”, “Özel savaş ”, “Örtülü Harp”, “Destabilize” faaliyetleri “kirli politikalar” her alanda sürüyor.
1993 SÜRECİ 1980 ÖNCESİNDEN FARKLI DEĞİLDİR
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, Avrupa’da Gladyo tasfiye edilirken, Türkiye’de ise Gladyo çalışmalarını, aksatmadan devam ettiriyordu. 1993 sürecinin suikastlar, provokasyonlar, faili meçhul cinayetler, devlet içinde illegal yapılanmalar ve demokrasi dışı arayışlarla, 12 Eylül 1980 öncesinden farkı yoktu.
ASKERİ VESAYETİN GÜCÜ MUTLAKA KIRILMALI
Askeri bürokrasi bugün güç yitirdi gibi gözükebilir. Ama yarın küresel bir dış destek alırsa, yine bir müdahaleden kaçınmaz. Askeri vesayetin gücü, mutlaka kırılmalı, milli iradenin üstünde güç olmamalıdır. Askeri bürokrasi, sivil iradenin ve demokrasinin dışına çıkmamalıdır.
Askeri vesayet güç kaybediyor derken, yerini de yüksek yargı vesayeti almamalıdır. Yargı, siyasallaşmamalı, siyasal iktidarlara göre kararlar almamalı ve şekillenmemelidir. Yargı, siyasete alet olmamalı, derin iktidar ilişkileriyle gündeme gelmemeli ve şaibe altında kalmamalıdır.
NATO’NUN KOZMİK ODALARINA GİRİLMELİ
Yakın politik tarihimizin aydınlanması, demokrasinin kökleşmesi ve demokrasi dışı arayışların tarihe karışması için, küresel güç NATO’nun kozmik odalarına girilmeli, NATO merkezli Gladyo tasfiye edilmeli ve mensupları deşifre edilip yargılanmalıdır. Türkiye yakın tarihiyle her açıdan yüzleşmelidir. 12 Eylül darbesini yapanlarla ilgili açılan iddianame ve dava, bu açıdan önemlidir. 12 Eylül artık sanık sandalyesindedir. Açılan iddianamenin kabul edilmesi bu yolda önemli bir adımdır. Darbeci anlayışla hesaplaşmadan, mafya oluşumlarından hesap sorulmadan, ileri demokrasiye ulaşılamaz.
TÜRKİYE APOLETSİZ DEMOKRASİYE GEÇMELİ
Türkiye, darbeciliğin, komitacılığın ve cuntacılığın bedellerini, çok ağır ödemiştir. Türkiye “apoletli demokrasi”den, “apoletsiz demokrasi”ye geçmelidir. Açık veya örtülü darbe ve muhtıra dönemleri artık son bulmalıdır. Kesintisiz demokrasi ve hukukun üstün olduğu bir Türkiye istikrarlı bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye’dir.”
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.