'Yargı, hukuk tabutuna çivi çakıyor'

'Yargı, hukuk tabutuna çivi çakıyor'
İnsan Hakları ve Onuru Derneği (HDR)'nin Almanya’nın Duisburg şehrinde gerçekleştirdiği basın açıklaması ile Anayasa Mahkemesi’nin kararı protesto edildi. Okunan basın açıklaması ve Anayasa Mahkemesi ve TBMM’ye gönderildi.

Duisburg Merkez postanesi önünde gerçekleştirilen basın açıklaması HDR Yönetim kurulu üyesi Murat Kurt tarafından okundu.

Basın açıklamasının metni:

Onlarca yıldır halkına rağmen ayakta durmaya çalışan yönetim, toplumsal mühendislikle, halkının dini değerlerini, dillerini, kültürlerini, örflerini küçümseyen hatta yok sayan anlayışını sürdürüyor.

Halkın temel değerlerinden birisi olan başörtüsü ve tesettür hakkı , egemen sınıflarca gasp edilmiştir. Yıllardır başörtülü bir şekilde üniversitelere bile gidilememektedir. Bu zulmü gören siyasiler, bu zulmün ortadan kaldırılması için anayasanın iki maddesinde değişiklik yaptılar. Bunlar anayasanın 10. ve 42. maddeleriydi. TBMM'de büyük bir çoğunlukla bu değişikliler kabul edildi.

Egemen anlayışın temsilcileri olan partiler bu değişikliğin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdular. Daha önceki uygulamalarından da sahibinin sesi olduğunu bildiğimiz bu mahkemenin, hiçbir yetkisi olmadığı halde, anayasa değişikliğini, anayasa profesörlerini bile hayrete düşürecek tarzda, esastan incelemeye alarak iptal etmesi bizi şaşırtmadı.

Geçmişinde İstiklal Mahkemeleri, Yassıada Mahkemesi, sıkıyönetim mahkemeleri ve DGM'ler olan bu devletin "bağımsız yargı" organları, bu gün de halkı yok sayan, sürü kabul eden anlayışını sürdürerek, temel hak ve özgürlüklerin önünü bir nebze de olsa açacak olan anayasa değişikliğini reddetmesi, bağımsız yargının haktan, hukuktan ve halktan ne kadar bağımsız olduğunun da tescili oldu.

Hukuka, akla, mantığa ve vicdana açıkça aykırı bu kararın toplum vicdanındaki yankısı büyük oldu. Egemen ve seçkinci sınıflar ellerindeki imkanların kaymasından ötürü, ölçüsüzce kararlar alabilmekte, kendi oluşturdukları kanunları ve hukuku yok sayabilmekteler. Bağımsız yargı söylemlerinin de sadece kendi çıkar ve çatırdayan rejimlerini kurtarmaya dönük olduğu anlaşılmaktadır.

Askeri darbe düzeni oluşturamayanlar, cübbeli darbe düzeni oluşturarak, halka rağmen ve korkularla ayakta tuttukları rejimin ömrünü uzatmak istiyorlar. Ancak halk artık uyandı, asimilasyon politikaları iflas ettiği gibi, halkın dini değerlerine olan saldırlar da büyük çoğunluk tarafından benimsenmiyor. Halk artık değişiklik istiyor. Zulüm düzenin sürmesini istemiyor.

T.C. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın da yakın zamanda ifade ettiği, Müslüman çoğunluğun dini alanda sorunlar yaşadığı gerçeği, bu cumhuriyet seçkinleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Halbuki Babaca'nın söylediği, malumun ilanıydı.

Halkın isteği doğrultusunda oluşan hükümetin icraatları, egemen seçkinleri rahatsız ediyor. Zaten onlara göre 50 – 60 yıldır geri gidiliyor. Demokrasinin de bu seçkin sınıflar için bir şey ifade etmediği anlaşılıyor. Çok partili sistemle beraber gerilemenin başladığını iddia ediyorlar.

Onlarca yıldır Türkiye'yi sömüren, tüm olanaklarından istifade eden egemen seçkinler, despotik icraatlarının kutsanması için hukuku kullanıyorlar. Yoksa hukukun umurlarında olmadığı açıktır. Hukuk ve yargı onlara hizmet ettiği sürece iyidir. Onlarca yıldır bu seçkinci azınlıklar çoğunluğa tahakküm etmiştir. Değişim karşısındaki tahammülsüzlükleri onları akla, mantığa ve vicdana açıkça aykırı bu tür tutumlara sevk ediyor.

Bu olup bitenleri izlerken, şu soru da insan zihnine geliyor. Bunların istedikleri yargı bağımsızlığı mı yoksa yargıçlar hakimiyeti mi?

Bu ülkenin başbakanını asmış, cumhurbaşkanını bile yargılayan egemenlerin, iktidarlarını koruma telaşıyla bu ülkeyi kaosa sürüklenmekten çekinmeyecekleri de açıktır. Bunların insafına sığınarak da bu çözümün olamayacağı aşikardır.

Haliyle bugün elinde güç bulunduran halkın temsilcilerinin, İttihat ve Terakki kalıntısı bu anlayışın ömrünün uzun olamayacağı gerçeğini de göz önünde bulundurarak, temel hak ve özgülüklerinin genişletilmesi noktasında cesur adımlar atmaları gerekir.

Başörtüsü temel insani ve İslami hakkımızdır, sonuna kadar sahip çıkacağız!

Cübbeli Darbe Düzenine Son!

(haksozhaber)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.