''Sanıkların şüpheli liderliğinde örgütlendiği anlaşılmıştır''
Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamede, Başbuğ'un, ''Ergenekon silahlı terör örgütü''ne yönelik soruşturma ve kovuşturmaları etkisizleştirme yönünde çalışmaları olduğu ifade edilerek, şöyle denildi:
''Her ne kadar şüpheli, yapmış olduğu basın açıklamalarındaki beyanlarının Silahlı Kuvvetler mensuplarına moral sağlamak amacıyla yapılmış düşünce açıklamaları olduğunu iddia etse de, şüphelinin açıklamalarında kullandığı sert üslup, bazı açıklamaların kamuoyunda 'muhtıra' şeklinde algılanması, lav silahları için 'boru' tabirini kullanması, bazı açıklamalar için seçilen yerleri özel olarak seçtiğini vurgulaması, İrticayla Mücadele Eylem Planını 'kağıt parçası' olarak tabir etmesi, Amirallere Suikast soruşturması sonucunda hazırlanan iddianamede yer alan hususları yok gibi gösterme gayreti, Koç Müzesi'nden elde edilen patlayıcılarla ilgili iddianameye de yansıyan hususların bir kısmını saçmalık olarak belirtmesi, bunların yanı sıra Poyrazköy'de yapılan kazılarda bulunan lav silahlarının bir kısmının TSK envanterine ait olduğunun anlaşılması, İrticayla Mücadele Eylem Planının aslının ele geçirilmesi ve altındaki imzanın Dursun Çiçek'e ait olduğunun anlaşılmasından sonra önceki beyanlarını düzeltmeye yönelik hiçbir girişim ve açıklamasının olmayışından hareketle, şüphelinin yürütülen soruşturmaları, soruşturma delillerini kara propaganda yöntemiyle itibarsızlaştırmayı, soruşturmayı ve kovuşturmayı yürüten adli birimleri baskı altına almayı, sindirmeyi ve yıldırmayı amaçladığı, bu açıklamaların örgüt stratejileri doğrultusunda yapılmış dezenformasyon faaliyeti olduğu, şüphelinin resmi kimliğini de inandırıcılık noktasında kullandığı görülmüştür.
İrtica ile Mücadele Eylem Planının hazırlanması ve Erzincan'da uygulanmaya başlanması, planın deşifresi ile birlikte karargahta meydana gelen evrak kırpma ve bilgisayar silme, psikolojik harekat amaçlı yayın yapan sitelerin 2008-2010 yılı faaliyetleri, bu sitelerin deşifre olması ve kapatılması, yine bu sitelerin yasa dışı faaliyetlerine hukuki zırh niteliğindeki andıcın hazırlanması eylemleri birlikte değerlendirildiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde örgütlenen hukuk dışı bu yapılanmanın bir yandan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik planlar hazırlayıp bunları hayata geçirmek için faaliyet yürüttüğü, diğer yandan bu faaliyetlerin deşifre olması ile birlikte suç delillerini kararttığı ve gizlediği, halen yargılanması devam eden sanıkların şüpheli liderliğinde örgütlendiği anlaşılmıştır.
Şüpheli liderliğindeki cunta yapılanması her ne kadar İrticayla Mücadele Eylem Planı ile AK Parti Hükümetini ortadan kaldırmayı planlamış ve Erzincan ilindeki hücresi vasıtasıyla bu planı kısmen hayata geçirmiş olsa da, söz konusu planın fotokopi olarak Serdar Öztürk'ten ele geçirilmesi ve deşifre olması, akabinde bir ihbar mektubu ile ıslak imzalı orijinalinin Başsavcılığımıza ulaştırılarak soruşturmanın derinleşmesi ve şüphelilere ulaşılması, Ergenekon silahlı terör örgütünün eylemlerini ortaya çıkarmıştır.''
Başbuğ'un henüz Kara Kuvvetleri Komutanı iken, halkın demokratik yollarla seçtiği AK Parti hükümetini yasa dışı yollarla devirmeyi planladığı, eylem planına uygun kadroyu Genelkurmay Başkanlığı döneminde elinde olmayan sebeplerle oluşturamadığı için hayata geçiremediği öne sürülen iddianamede, AK Parti'ye yönelik açılan kapatma davasına değinilerek, bu davada delil olarak gösterilen ''irtica.org'' adlı internet sitesindeki yayınların rastgele seçilmediği belirtildi.
İddianamede, ''irtica.org'' isimli sitenin kapatma davasının ek delil klasörlerine delil sağlayacak derecede etkili ve ulaşılabilir olduğu belirtilerek, ''Bu, sanıkların bir kısmının bu sitelerin izlenirliğinin düşük olduğu yönündeki beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını göstermektedir'' denildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.