"Eğitimin her alanında sıçrama yapmalıyız"
İSA AKAR - ÇAĞRDAŞ YILDIRIM - ARİF KAPLAN
"O yüzden mümkün olduğu kadar ileri yaşlarda mesleki yönlendirme, ama bu arada geçişleri sağlayabilecek bir esneklik önem kazanmaktadır. Bizler de bu değişimi iyi okumalı; buna uygun olarak eğitim yaklaşımlarımızı ve modellerimizi yeniden gözden geçirip düzenleyebilmeliyiz" dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Çalıştayı Antalya'nın Manavgat ilçesi Sılence Beach Otel'de başladı. Çalıştaya Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in yanı sıra Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) Balıkesir Milletvekili Ali Aydınoğlu, Siirt Milletvekili Osman Ören, Mersin Milletvekili Nebi Bozkurt, Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya, Osmaniye Milletvekili Suat Önal, kamu kurum ve kuruluşlardan temsilciler üniversitelerden uzmanlar ve bakanlık yetkilileri katıldı.
Çalıştayda konuşan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ülkenin önemli sorun alanlarından birini oluşturan mesleki ve teknik eğitimi tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirmek üzere bir araya geldiklerini söyledi. Bakan Dinçer, "Nitelikli insan gücü ihtiyacının karşılanması, dışa açılma ve uluslararası rekabet gücünü artırma çabası içinde olan ekonomi için, mesleki ve teknik eğitimin hayati önem taşıdığı noktasında hepimiz hemfikiriz. Sosyo-ekonomik gelişmenin en önemli itici gücünü, verimlilik artışının en önemli unsurunu, toplumların ve işgücünün eğitim düzeyi oluşturmaktadır. Yüksek teknolojinin kullanıldığı bilgi temelli ekonomilerde ise, iş gücünden beklenen nitelikler geçmişle kıyaslanmayacak kadar yüksek bilgi ve beceri gerektirmektedir" dedi.
"Türkiye'de çok uzun yıllar boyunca, okumasından ümit kesilen çocuklar 'Hiç olmazsa bir meslek edinsin' diye anne-babalar tarafından mesleki eğitime yönlendirilmiştir" diyen Bakan Dinçer, "Hayat ne kadar değişirse değişsin, toplumsal zihniyet ve algılar ne yazık ki bugünden yarına değişmiyor. Bu algının gençlerimizin gelecek vizyonlarını da etkileyecek kadar güçlü ve yerleşik bir geçmişi bulunmaktadır. Buna bir de çocukları mesleki ve teknik eğitimden uzaklaştıran yanlış politik kararlar ve uygulamaları eklediğimizde, belki de ilk yapılması gerekenlerden birini; mesleki eğitimin toplumdaki algısını değiştirmek gelmektedir. Kuşkusuz anne-babaların ve toplumun olduğu kadar, mesleki ve teknik eğitim alanındaki tüm paydaşların da bilgi temelli bir ekonomideki rollerini sürekli olarak gözden geçirmeleri gerekmektedir"diye konuştu. Bakan Dinçer sözlerine şöyle devam etti:
"Bunu yaparken de, tıpkı bu çalıştayda olduğu gibi tüm tarafların bir araya gelerek işbirliği içinde çalışmamız ve dinamik bir yapı içerisinde değişen şartlara uygun yeni pozisyonlar almamız hayati öneme sahiptir. Mesleki ve teknik eğitim doğası gereği çok büyük ve pahalı yatırımlar gerektirirken, bir taraftan da makine ve cihazların sürekli olarak yenilenmesi ihtiyacı, halihazırdaki sistemle sorunlarımızın çözülemeyeceğini sarih bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu mesele ne sadece bakanlığın, ne sadece özel sektörün ne de diğer kurum ve kuruluşların meselesidir.
Bu hepimiz için stratejik değeri olan bir meseledir ve çözümü de hepimizin gayreti ile olacaktır. Üretim yöntemlerinin, teknolojinin ve iş hayatındaki gelişmelerin baş döndürücü ve dinamik yapısı, sadece Bakanlığın daha esnek ve hızlı kararlar almasını değil, belki de üstlendiği kimi işlevlerin özel sektör tarafından yerine getirilmesini gerektiriyor. Bu yüzden 'iş dünyasının beklenti ve ihtiyaçlarına uygun bir eğitim verilmediği' yolundaki ezberimizi bozu, 'sürekli olarak ihtiyaç ve beklentileri değişen iş piyasasına zamanında ve hızlı çözümler üretme noktasında, mevcut eğitim modelinin yetersiz kaldığını söylemeliyiz. Bilgi temelli ekonomide çocuklarımızın bir meslek edinmekten ziyade; öğrenmeyi öğrenme becerisine sahip olmaları, analitik düşünmeleri, hayat boyu öğrenme sürecinin aktif bir öznesi haline gelmeleri, en az bir yabancı dili çok iyi öğrenmeleri, ileri teknolojiyi kullanma ve bu teknolojiyi üretebilme becerileri kazanmaları ve ekonomiye katma değer oluşturmalarına öncelik vermeliyiz. Bu da mesleki eğitimde olmasını arzu ettiğimiz öğrenci profilinde köklü bir değişiklik anlamına gelmektedir".
Bu yenilenmeyi ve bilgi üretimini başaran ülkelerin, bugün dünya üzerinde değişimi yönlendirme ve yeni yüzyıla istikamet verme noktasında hızla ilerlediklerini belirten Bakan Dinçer, "1957 yılında Rusya tarafından uzaya fırlatılan ilk insansız Sovyet uydusu olan Sputnik'e Amerika'nın verdiği tepki; ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında fen derslerinin ağırlığını arttırmak olmuştur. İşte Türk eğitim sisteminin de yaşanan değişim ve dönüşümlere zamanında çözümler üretecek esnek ve dinamik bir yapıya kavuşturulması ve bu sürecin sürekli olarak değerlendirilip iyileştirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu.
BAKANLIK PROJELERİ
Hükümet olarak göreve geldikleri günden beri genelde eğitimi, özelde ise mesleki ve teknik eğitimi ülkenin kalkınması ve gelişmesinin en temel unsuru olarak gördüklerini hatırlatan Bakan Dİnçer, "Bu kapsamda mesleki ve teknik eğitimin sektörün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması, öncelikli gündem maddelerimizden birini oluşturduğu gibi, sektörün ve diğer paydaşların mesleki eğitimin yönetiminde, karar alma süreçlerinde ve finansmanında ortak olmasını istiyoruz. Ana hatlarıyla özetleyeceğim birçok proje geçtiğimiz dokuz yılda; tüm kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör işbirliği içinde yürütüldü. Bu projeler; Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP) 2002-2007 yılları arasında gerçekleştirildi.
Mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması konusunda önemli kriter ve basamak oluşturulacak bir dizi politika belgesinin hazırlanması (Hayat Boyu Öğrenme) 30 pilot ilimizde mesleki eğitim ve öğretiminin SWOT analizlerinin gerçekleştirilmesi, sosyal ortakların kapasitelerinin güçlendirilmesi amacıyla yaklaşık 4 milyon Euro'luk 34 pilot projenin desteklenmesi sağlanmış oldu. Yine 2002-2007 yıllarını kapsayan Mesleki ve Teknik Eğitimin Modernizasyonu Projesi (MTEM) ile; meslek dersleri öğretmen eğitim sisteminin Avrupa Birliği'ndeki gelişmelere uyumunu desteklemek ve niteliğini yükseltme çalışmaları yapıldı. 2008-2010 yılları arasında gerçekleştirilen İnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yolu ile Geliştirilmesi Projesi (İKMEP) ile Doğu ve Güney Doğu bölgesindeki 8 ilde mesleki eğitimin kalitesini artırarak, mevcut ve geleceğe dönük işgücü kalitesinin artırılması ve o bölgedeki KOBİ'lerin gelişimine ve rekabet edebilirliliğine katkı sağlanması amaçlanmıştı.
Son olarak 2006 yılında hayata geçen ve halen sürmekte olan Orta Öğretim Projesi ile Bakanlığımıza devredilen meslek liselerinin (Adalet Meslek Lisesi, Tapu Kadastro Meslek Lisesi, Meteoroloji Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi ve Tarım Meslek Liseleri) klasik programları yerine işgücü piyasasının ihtiyaçlarına duyarlı, esnek ve yeterliliğe dayalı modüler yapıda yeni öğretim programları hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Bunun yanında havacılık tarım, sağlık adalet gibi mesleki eğitim alanlarının eğitim ortamlarının donatımı sağlanmış ve 13 yaş ve üstü tüm bireylere rehberlik etmeyi amaçlayan web tabanlı Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi (MBS) kurulmuştur.Ayrıca illerde de il istihdam ve mesleki eğitim kurulları oluşturuldu. Bu kurullar istihdam ve mesleki eğitim politikalarının oluşturulması; istihdamı koruyucu, geliştirici ve işsizliği önleyici tedbirler ile uygulanacak aktif işgücü programlarının belirlenmesi gibi bir dizi görevi yerine getirmektedir" dedi.
MESLEKİ EĞİTİMDE OKULLAŞMA ORANI
"Son dokuz yılda hem mesleki eğitimde okullaşma oranlarının arttırılması, hem de mesleki eğitimin niteliğinin yükseltilmesi gibi iki büyük hedefimize ilişkin son derece önemli adımlar atılmıştır" diyen Bakan Dinçer, "2001-2002 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla mesleki ve teknik eğitimin, ortaöğretim içerisindeki payı (açık öğretim öğrencileri hariç) yüzde 28,9 iken 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında yüzde 47,95'e çıkarılmıştır. 2010-2014 Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı'nda hedeflediğimiz yüzde 50 oranına oldukça yaklaşmış bulunuyoruz. Çok geriye gitmeden somutlaştıracak olursak; mesleki ve teknik okul yapım bütçesi 2009 yılında 57 milyon TL iken 2010 yılında 118 milyon TL'ye, 2011 yılı bütçesinde 132 milyona, 2012 yılında ise 282 milyon 900 bin'e yükseltilmiştir" dedi.
NİTELİKLİ ELEMAN SORUNU
Ülkenin en önemli ve öncelikli gündem maddesi olan işsizliğin azaltılması ve nitelikli eleman ihtiyacının karşılanması adına Hükümet olarak tüm imkanların seferber edildiğinin altını çizen Bakan Dinçer, "Bu kapsamda, 2011 yılında başlatılan Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) Projesi, Bakanlığımız ile TOBB ve İŞKUR işbirliğinde genel bütçeden finanse edilen 119,3 milyon TL kaynakla, onbinlerce gencimizin 5 yıl süreyle mesleki eğitim almasını amaçlamaktadır. Bir taraftan yeni nesillere daha nitelikli eğitim sunmanın imkanlarını çoğaltırken, bir taraftan da halen işgücü piyasasına katılmış olanların niteliklerini yükseltmek gibi bir görevimiz bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
İŞ GÜCÜNÜN YÜZDE 57'Sİ LİSE ALTI
Bugün iş piyasasında olan kişilerin çoğunluğunun eğitim düzeylerinin düşük olduğuna vurgu yapan Bakan Dinçer, şunları söyledi:
"2009-2010 yılı verilerine göre, iş gücünün yüzde 57,1'inin eğitim düzeyleri lise altıdır. Ama öte yandan bilgiye ulaşmanın, yeni beceriler edinmenin fırsatlarının da bilişim teknolojileri ve uzaktan eğitim gibi yöntemlerle insanlara sayısız alternatifler sunduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Süreçlerden çok, insanların sahip olduğu kazanımların daha çok kabul gördüğü bir dünya oluşmaya başladı. Dolayısıyla çok katı, çok statik öğrenme süreçlerinin, çok belirli ve tanımlanmış müfredatın dışına çıkarak meseleye bakacak olursak, önümüzdeki farklı ve belki de maliyeti daha düşük çözüm yollarını görebileceğimizi belirtmeliyim. Eğitim sistemimizin böyle bir paradigma değişikliğine ihtiyacı var. Yönetim anlayışımızı değiştirmeden, bakış açımızı değiştirmeden mevcut uygulamalarda bir takım teşvikler ve tedbirlerle sonuç alabileceğimizi düşünüyorsak, yanılmış oluruz" şeklinde konuştu.
MESLEKİ EĞİTİM MODELLERİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Bakan Dinçer konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün dünya üzerindeki iki genel eğilimden biri eğitime başlama yaşının küçülmesi ise, bir diğeri de mesleki eğitimin daha ileri yaşlara doğru ötelenmesidir. Bu vesileyle okulöncesi eğitim alanında 2013 yılında 5 yaşta ülke genelinde yüzde 100 okullaşmayı sağlayacak şekilde planlama yaptığımızı belirtmeliyim. İkinci genel eğilime baktığımızda ise, mesleklerden ziyade, öğrencilere kazandırılması gereken temel beceri ve kabiliyetlerin öne çıktığını görmekteyiz.
Çocukların farklılığını kabul eden, bireysel tercihlerini ön plana çıkartan, kabiliyetlerine uygun seçimlerin olduğu dersleri veren, ama yönlendirmede zorlama yapmayan bir eğitim yaklaşımı günümüz dünyasında egemen olmaya başlamıştır. O yüzden mümkün olduğu kadar ileri yaşlarda mesleki yönlendirme, ama bu arada geçişleri sağlayabilecek bir esneklik önem kazanmaktadır. Bu eğilimin nedeni, bilgi, teknoloji ve meslekler konusunda yaşanan hızlı değişimdir. Bizler de bu değişimi iyi okumalı; buna uygun olarak eğitim yaklaşımlarımızı ve modellerimizi yeniden gözden geçirip düzenleyebilmeliyiz".
EĞİTİMİN HER ALANINDA SIÇRAMA YAPILMALI
'2023 yılında dünyanın ilk on ekonomisinden biri olmak istiyorsak, doğrusal bir büyümeyle yetinmeyip eğitimin her basamağında bir sıçrama yapmak zorundayız' diyen Bakan Dinçer, "Bugün çok değerli katılımcılarımızla beraber, bu sıçramayı gerçekleştirecek nüfusumuzu girişimci, yenilikçi, yaratıcı işgücüne dönüştürmenin yol ve yöntemlerini tartışacağız. Nitelikli bir mesleki ve teknik eğitim için kurumlara ne tür sorumluluklar düşüyor, sektörün bizden beklentileri kadar, bizim de Bakanlık olarak sektörden beklentilerimiz nelerdir?
Sürecin hangi aşamalarında sıkıntılar yaşıyoruz ve bu sıkıntıların aşılması noktasında ne tür işbirliklerine gidebiliriz gibi birçok sorunun bu çalıştayda tartışılıp bizlere yol gösterici olacak kararlara dönüşmesi en büyük arzumuz" dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.