TÜSİAD’ın 1990 raporu İHL’ye bakışını gösteriyor
Fransa Anayasa Konseyi’nin Ermeni soykırımı iddialarını reddetmeyi suç sayan yasayı iptal etmesini değerlendiren Bozdağ, “Karar hem yol gösterici hem de emsal olacak. Keşke Türkiye’deki Anayasa Mahkemesi de verdiği kararlarda özgürlüklerin önünü açıcı kararlar vermiş olsaydı, ifade hürriyetinin önünü açan kararın altında da Türkiye Anayasa Mahkemesi’nin imzası olmuş olsaydı” dedi. 4+4+4 teklifine yönelik eleştirileri de cevaplayan Bozdağ, “İmam Hatip Okullarının orta kısmını kapatmak adına ülkenin bütün mesleki eğitimini öldürmeye, ülkenin geleceğini öldürmeye kimsenin hakkı yoktur. O yüzden bu adaletsizlikleri de ortadan kaldırmak, Türkiye’nin ihtiyacı olan ara eleman ihtiyacını tam karşılamak için atılmış bir adımdır, doğru bir adımdır. Bu eleştirilerin sebebi, kesinlikle kız çocuklarının eğitime katılmasında doğacak sıkıntılar veya bu işin ülkenin aleyhine doğuracak sonuçlar falan değil, kesinlikle ideolojik bir duruştur” dedi.
“TÜSİAD İSTEDİĞİ ZAMAN TARAF OLABİLİYORMUŞ”
Yasa teklifine ilişkin TÜSİAD’ın, BDP’nin eleştirilerini değerlendirmesi istenen Bozdağ, kız çocuklarının eğitime katılma oranının kendi dönemlerinde arttığını belirtti.
Bozdağ, “12 yılı zorunlu hale getirdiğimizde kız çocukların bir kısmı örgün eğitime devam edecek, diğerleri ise açık liseye devam edecek. Sistemin içerisinde girmiş olacak. Otomatik olarak daha fazla kız çocuğu devreye girmiş olacaktır” diye konuştu. Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:
“Bu eleştirilerin sebebi, kesinlikle kız çocuklarının eğitime katılmasında doğacak sıkıntılar veya bu işin ülkenin aleyhine doğuracak sonuçlar falan değil, kesinlikle ideolojik bir duruştur. Bu esnek yapının kendi hesapladıkları konseptin dışında başka şeyler ortaya çıkaracağına ilişkin kendi yaptıkları yanlış hesaplardan kaynaklanıyor.”
TÜSİAD’ın 1990 yılında hazırladığı rapora bakılması gerektiğini belirten Bozdağ, “Rapor İmam Hatiplere bakışını, din eğitimi alan insanlara nasıl baktığını, bunu ülke için nasıl tehlike olarak gördüğünü gösteriyor. TÜSİAD’ın duruşuna baktığınızda eğitimin kalitesiyle ilgili değil, ara elaman ihtiyacıyla ilgili değil, kendi ihtiyaçlarıyla da ilgili değil, baktığınız zaman duruşunu çok net görüyoruz. Bütün dert, İmam Hatiplerle ilgili, din eğitimi öğretimi alanıyla ilgili bir kaygı var” diye konuştu. 12 Eylül 2010’da Anayasa değişikliği için referanduma gidildiğini hatırlatan Bozdağ, “Orada TÜSİAD’a gazeteciler sordu. ‘Halk oylamasına giderken sizin görüşünüz nedir?’ diye. Görüşlerini açıklamak istemediler. Biz bu konuda taraf olmak istemiyoruz dediler. Ama gördük ki şimdi 4+4+4 ile ilgili konu geldiğinde TÜSİAD istediği zaman taraf olabiliyormuş. İşine geldiği zaman taraf olabiliyormuş. Bu ideolojik duruşun ve yaklaşımın bizim sanayici ve işadamlarımızda da hâlâ olduğunu ve bunun köklü ve derin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor” dedi.
CHP’YE TEPKİ
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “AK Parti 28 Şubat ürünü” sözlerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, “Sayın Başbakana ömür boyu siyaset yasağı konuldu. Daha sonra CHP ile anlaşarak o yasağı kaldırdık.. O zaman CHP de mi bunun bir parçası? Yasağın kalkmasında da beraber anayasa değişikliği yaptık biz 2002 yılında” dedi.
“ARKADAN DOLANMA DA ARKADAN VURMA DA YOK”
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, merhum Erbakan’a ihanet edildiğini iddia ediyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu da şu cevabı verdi: “AK Parti kurulduğundan bugüne Sayın Başbakanımızın merhum Necmettin Erbakan Hocamızın aleyhinde bugüne kadar kamuoyuna yansımış veya yansımamış bir tane olumsuz cümlesi yoktur. Konya mitinginde merhum Hocam bir cümle söyledi bütün Türkiye bilir. Ona dahi cevap verilmedi. Saygıdan, hürmetten başka Sayın Başbakanımızın merhum Necmettin Erbakan’la ilgili yaptığı bir şey yoktur. Hürmette, saygıda hiçbir zaman kusur edilmedi yok öyle bir şey. Arkadan dolanma da arkadan vurma da yok. Açık net bir mücadele var. Ondan sonra da partiden ayrılma filan yok, milletin önüne yeni bir anlayışla çıkma var. Esas hançerleme, Sayın Baykal’ı birileri kaset operasyonuyla yıkmaya çalışırken, herkesin hücum ettiği bir noktada, yüzüne gidip ‘aday olmayacağım, böyle bir düşüncem yok’ deyip arkasından aday olup, Sayın Baykal’ı tasfiye etmektir.” YENİ AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.