Fenerbahçe destanına ne dediler?
Ziya Şengül (Star)
Alex, ikinci tura damgasını vurdu
Maça başlarken Fenerbahçe tedirgin görüntüler verdi. Zaman zaman top alışverişlerinde anlaşmazlığa düştü. Bu nedenle de top kayıplarını rakibe pas olarak kullanan oldu.
Kaleci Volkan’ı beğendim. Gökhan’ı daha çok beğendim. Selçuk, orta sahada Aurelio ile beraber iyi görüntüler sergileyen adamlardı. Semih zaman zaman yalnızlığa mahkum olurken, bir pozisyonda kale dibinden hazırlıksız yakalandığı için golü kaçırdı. Hakan Ünsal (Star)
Zico ve Alex
Ülkemizde 2 yıldır bulunan Zico bu ülkeyi ve futbolunu, kendisinden daha fazla tanıyan diğer hocalardan çok daha iyi, Avrupa’da nasıl oynanır dersi verdi. Elindeki kadro kesinlikle çok iyi bir kadro. Ama buna yakın kadrosu olup da oyuncularla sorun yaşayan veya yıldızları oynatmayan, geçmişte ve günümüzde çok hoca gördük. Böyle bir kadroyu büyük sıkıntılar yaşamadan oynatmak; saha içi performansı beklendiği derecede iyi olmasa da önemli bir iştir.
Can Bartu (Hürriyet)
Bundan sonrası zor
Fenerbahçe’nin iyi tarafı şu. Aurelio, Gökhan, Selçuk gibi oyuncular ataklara katılıp, rakip onsekize giriyor, pozisyon yaratıyorlar. Bu arada bir sürü de gol kaçtı. Bu arada işi çözen, olağanüstü bir gol atıp eşitliği sağlayan Alex’ti. İkinci golün pasını da o verdi. Bir topu direkten dönen Uğur, biri kafayla olmak üzere iki nefis golle galibiyette büyük rol oynadı.
CSKA Moskova daha iyi paslaşıyor gibi gözükse de yavaş oynuyor. Fenerbahçe ise ileriye gittiği vakit hızlı oynuyor. Ara sıra dan duna kaçılsa da, rakibi karşısında çok üstün bir oyun sergiledi. Ve hak ettiği bir galibiyet aldı.
Atlan Tanrıkulu (Hürriyet)
10 milyon Euro’luk karar
Edu’nun kendi kalesine attığı gole kadar hiç organize atak geliştirememişti CSKA.. Fenerbahçe ise büyük bir baskı kuramamasına, Kadıköy’deki İnter maçında olduğu gibi etkili bir futbol oynamamasına karşın, her an gol atabilecek görüntüdeydi.. Edu’nun kendi ağlarını bulmasının hemen ardından Alex sahneyi aldı.. Golü, verkaçları, Uğur’a attırdığı gol onu büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi’nde Haftanın En İyi Oyuncusu adayları arasına soktu..
Alex’in ardından sahanın yıldızı kuşkusuz Uğur’du.. Denizli’deki çıkışını dün de sürdürdü.. Güzel iki gol attı, nefis bir şutu direkten döndü.. Euro 2008’e gidebilecek bir görüntü çizdi.. Vederson’u kesip onu ilk onbire koyan Zico’yu haklı çıkardı..
Ömer Üründül (Sabah)
Tebrikler F. Bahçe…
Fenerbahçe ikinci yarıya kontrollu bir futbolla başladı. Daha dengeli hücuma çıkarken takım savunmasına da özen gösteriliyordu.
Bu gidişatta ilk yarıda attığı gole büyük moral depolayan Uğur Boral iki kere sahne aldı. İlkinde sol kanattan çok güzel götürdüğü topu arka direğe kesti, Semih boş kaleye golü atamadı. Ardından da nefis bir şutu direkten döndü.
Mehmet Demirkol (Milliyet)
Fenerbahçe devrimi
Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.
Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.
Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.
Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.
Rıdvan Dilmen (Milliyet)
Yola devam
Fenerbahçe'yi Avrupa maçlarında uzun süredir hep beğenirim. Ama dün akşam önceki maçlardan, hatta daha iyi futbol oynadıkları PSV Eindhoven maçından bile daha fazla beğendim. Takımın en fazla beğendiğim tarafı hiçbir şekilde ne akılları ne kulakları Hollanda'da oynanan PSV - Inter maçında değildi.
Sahaya çıktılar, sadece işlerini yaptılar. Birinci dakikadan son dakikaya kadar sürekli saldırdılar. Bu arada Inter öne geçti, fakat Fenerbahçe'nin umrunda bile olmadı. Düşünün 89. dakikada takımın maç boyunca en fazla koşan orta saha oyuncularından Mehmet Aurelio orta yapıyor, bir başka orta saha oyuncusu Uğur Boral kendisinin ikinci, takımının üçüncü golünü ceza sahası içine girerek atıyor.
Şansal Büyüka (Akşam)
Uğur’lar ola
Bu başarıda başrolün iki adamı vardı...
Biri Uğur Boral, diğeri Alex...
Uğur Boral, belki ilk yarıda çok etkili değildi...
Ama bu yarının son dakikasında attığı golle morallenmiş olacak ki, ikinci yarıda ele avuca sığmadı...
Deniz Gökçe (Akşam)
Pozisyon çok, gol az
Bu maçın yıldızı Alex’ti. Alex, 25 metreden ve golden hemen bir kaç dakika sonra öyle bir vuruş yaptı ki kalecinin seyretmekten başka yapabileceği bir şey yoktu. İlk devrenin son dakikasında ise Alex basketbol benzeri bir pasla Uğur Boral’ı gol pozisyonuna soktu ve o da nefis bir gol attı.
Alex geçmişteki maçların tersine büyük bir maçta ağırlığını koyuyordu. Bu; sık sık olan bir şey değil.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.