Akit, ‘Madımak ezberi’ni bozuyor
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci’nin şüpheli ölümleri, 33 er olayı, Sivas olayları ve Başbağlar katliamı...
Gizli bir el tarafından organize edilen 1993 yılı olayları içinde belki de en çok tartışılanı, ülke içinde kamplaşmayı körükleme amacı güden Sivas olaylarıydı. Olaylarda 37 kişi öldü. Sonrasında başlatılan cadı avında ise yüzlerce kişi sorgusuz sualsiz dar ağacında sallandırılmak istendi. 28 Şubat’ı da tezgahlayan aynı medyanın linci, onlarca kişiye idam cezası verilmesine neden olurken, birçok kişinin de yurtlarından kaçıp gurbette hayata gözlerini yummasına sebep oldu. Olaylardan 19 yıl sonra aynı kesimler eskisi kadar etkili olmayan darbe medyası aracılığı ile bu defa da zaman aşımına engel olmaya çalışıyor. Akit, ölülere dahi tahammül edemeyip ‘bir defa yetmez, tekrar tekrar mezar açalım, DNA alalım’ diyen kesimlerin 19 yıldır sakladığı, görmezden geldiği, mahkemeden kaçırdığı gerçekleri deşifre ediyor.
Provokasyonu gerici kalkışma olarak lanse etmeye çalışan kesimlerin sözde ‘saldırgan’ olarak tanımladığı üniversite öğrencisi Ahmet Alan’ın olay yerinden 3 blok ötede, sahibi olduğu terzi dükkanının önünde resmi kıyafetli bir polis tarafından öldürüldüğü, cesedin Madımak Oteli’nde ölmüş gibi gösterildiği ortaya çıktı. ‘Cesetler taşınıp kurşun yaraları dikildi’ şeklindeki duyumların ise iddia olmaktan öteye, bire bir gerçek olduğu öğrenildi. Ahmet Alan’ın vücudundan kurşunların çıkartıldığı, yaraların dikilerek kapatıldığı vurgulanıyor. Cesetlerden kurşun çıkartma operasyonuyla ‘hepsi yanarak öldü’ izlenimi verilmeye çalışıldığı söyleniyor.
YANMA İZLENİMİ UYANDIRMAK İÇİN OTOPSİ YAPIP KURŞUN YARALARINI DİKMİŞLER
Sivas’ta yaptığı hayır faaliyetleri ile halkın sevgisini kazanan Dört Eylül Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Elvan Cantemur, yeğeni Ahmet Alan ve Sivas olaylarını Akit’e en ince ayrıntısına kadar anlattı. Laikçi güruhun katil yaftası yapıştırdığı, ismini Madımak Müzesi’nde dahi görmeye tahammül edemediği 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Ahmet Alan’ın ölümü ile ilgili hiç bilinmeyenleri aktaran Cantemur, Alan’ı öldüren kişiyi bulduklarını, fakat dönemin Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayı örtmeye çalıştığını ifade etti.
“POLİS DİZLERİ ÜZERİNE ÇÖKTÜ VE AHMET’E ATEŞ ETTİ”
“Ahmet yeğenimdir. 20 yaşında gencecik bir üniversite öğrencisiydi. Dersi olmadığı zamanlarda babasıyla birlikte terzi atölyesinde çalışırdı. Olay günü de dükkanındaydı. Akşam 5’e kadar da dükkanda olduğunu biliyoruz, fakat o saatten sonra irtibat kesildi. 3 gün sonra oğlumuzu hastane morgunda bulduk ve bizim için hayat durdu. Annesi ve babası kahroldu. Babası çok geçmedi kahrından öldü. En acısı da çocuğumuza sahip çıkmamıza izin vermediler. Biz burada saygın, kendi halinde bir aileyken bir anda susan, gizlenen, korkan bir duruma geldik. Ahmet’i katil gibi gösterdiler, saldırgan diye yaftaladılar oysa ölümü provokasyonun en önemli ayaklarından biri” diyen Cantemur, yeğenini öldüren kişinin göstericilerin içinden biri olmadığını ifade etti.
Cantemur “Yeğenimin olayla hiçbir alakası yok. Açıklamaların aksine Madımak Oteli’nden 3 blok ötede dükkanın önünde öldürüldüğünü biliyoruz. Akşam saat 5’te dükkanın kepengini kapatmış, asma kilidi takmış fakat kilitleyemeden vurulmuş. Karşı binada oturan komşumuzun aynen ifadesi Ahmet kepengi çekti, kapıyı kilitlerken köşede duran iri yarı, esmer, resmi kıyafetli bir polis dizi üzerine çöküp ateş etti. İlk kurşun topuğuna isabet edince Ahmet sendeledi, topallayarak yolun karşı tarafına koşmaya çalıştı ama o polisten kaçamadı. Polis ateş etmeye devam etti” şeklinde konuştu.
YANMA İZLENİMİ UYANDIRMAK İÇİN OTOPSİ YAPIP KURŞUN YARALARINI DİKMİŞLER
Yeğeni Ahmet Alan’ın cesedine 3 gün sonra ulaşabildiklerini söyleyen Elvan Cantemur, ceset üzerinde apar topar otopsi yapıldığını ve yeğeninin vücudunda bulunan kurşunların çıkartılıp kurşun yaralarının dikildiğini vurguladı. Cantemur, “Numune Hastanesi’nde bir şeyler döndüğü aşikar. Bunun herkes farkındaydı fakat kimse söyleyemiyordu. Cesetlerdeki kurşun yaralarının dikilmesi de manidar bir durum. Mermilerin hangi silahtan çıktığını gizlemenin, ölen kişilerin vurularak değil, yanarak öldüğünü duyurmak için yapılan bir operasyon olduğu anlaşılıyor” dedi.
OTOPSİYİ KİM, NEREDE YAPTI?
“Ahmet’in otopsi raporunda ensesinden vurulduğu yönünde tek satır yok. Raporda, ‘Ayağı ve göğsündeki yaralar sonucu hayatını kaybetmiştir’ deniliyor. Kurşun çekirdeklerinin ne yapıldığı belirtilmiyor. Yaralarının neden gizlendiği, niye dikildiği, operasyonu kimin yaptığı belirtilmiyor. Acele ne? Bizden bir şeyler gizlemek istedikleri aşikar” şeklinde konuşan Cantemur, olayı araştırmalarına da engel olunduğunu söyledi.
SAVCILIK OLAYIN ÜSTÜNÜ ÖRTTÜ
Elvan Cantemur “Polis-hastane-yargı üçgeninde delil gizlendi. Olayın üzerine gitmemize engel oldular. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğumuzda bize ‘Bu iş bizi aşar, konuya Ankara bakıyor, dava DGM’de görülüyor. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok’ denilerek olayın üstü örtüldü’ dedi.
YARIN: CHP İl Başkanı’nı susturan gerçek neydi?Yaygaracıların istediği olduYargıtay 9. Ceza Dairesi, Sivas davasında müebbet hapse çarptırılan Bülent Düvenci ile ilgili kararı dün onadı. ‘Zaman aşımı olmasın’ yaygarası tüm hızıyla sürerken Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin verdiği kararda, ''sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik vahamet arz eden olaylar gerçekleştirdiği” iddia edildi. Yüksek mahkeme, Düvenci aleyhine verilen müebbet hapis cezasını onayladı.
MURAT ALAN / AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.