Başbakan Rekabet Kurumu'nda konuştu

Başbakan Rekabet Kurumu'nda konuştu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldığı Rekabet Kurumu'nda düzenlenen '2012 Rekabet Raporu' toplantısında katılımcılara seslendi.

Başbakan Erdoğan Rekabet Kurumu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada şunları söyledi; Sınırsız bir batı hayranlığı içinde ilerlemeyi savunanlar oldu, batıyı taklit ederek modernleşme modelleri sunanlar oldu. Merhum Mehmet Akif'in dediği gibi; Batı'nın davranışlarını reddetmeyi kabul edenler oldu. Gerçekten sancılı bir iki yüz yıl yaşadık, toplumsal dokumuzla bağdaşmayan bütün bu konularda bugün bile ciddi rahatsızlıklar yaşıyoruz. Öte yandan medeniyetimizden neşet ettiği gibi temel hak ve hürriyetler konusunda belli kesimler tarafından ihlassondakika direnç sergilenebiliyor, iki yüz yıllık direnç bize şunu gösterdi; değişimin kalıcı şekilde değiştirilmesi toplumsal yapıyla mümkündür. Sadece taklit ederek, kopyalayarak başarıyı yakalamamız mümkün değildir. Mukallit, yani taklitçi her zaman aslının gerisindedir, kanunları birebir kopyalayıp topluma dayattığınızda orada başarı sağlanamıyor.

"EKONOMİNİN TEMELİNE AHLÂKI KOYMUŞ BİR MEDENİYETİZ"

Biz değişimi çok yakından takip etmek, hızlı şekilde uyarlamak, değişimi aynı zamanda kendimiz için uygulayarak yönetmek zorundayız. Geçmişten utanarak bir değişimi asla gerçekleştiremeyiz, üstad Cemil Meriç; Ağaç kökleriyle yaşar ama insanlarla' diyor. Geçmişi reddetmek külliyen silmek, unutmak, unutturmak bu ülkeye çok büyük acılar yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor. Oysa biz geçmişten ilham alarak geleceği inşaa etmek zorundayız. Söylemek istediğim şudur; dünyada bugün hüküm süren menfaat odaklı sistem ne yazık ki insanı öteleyen, yabancılaştıran, insana insan olarak değil sadece bir tüketici olarak değer veren anlayışı dayatıyor. Biz buna karşı çıkan bir medeniyetin mensuplarıyız ihlassondakika her koyun kendi bacağından asılır, bu bizim anlayışımız değildir. İnsan insanın kurdudur gibi anlayışlar bizim lügatımızda bulunamaz. Bizim savunacağımız değerler bunlar asla olamaz, biz bütün bir toplum olarak, kadim bir medeniyet olarak hırsın, aç gözlülüğün, sınırsız tüketmenin karşısında şükretmeyi, kardeşini kollamayı ve gözetmeyi koymuş bir milletiz. Bizim tarihimizde günlük kazanacağını kazanıp dükkanını kapatan anlayış vardır. Biz ekonomi ile ahlâkı birbirinden ayıran değil, ekonominin temeline ahlâkı koymuş bir medeniyetin mensuplarıyız.

"FRANSA ARTIK DAYANAMIYOR VE..."

2008 ekonomik krizinin temel nedeni sınırsız tüketme hırsıdır, böyle bir rekabetin, böyle bir acımasız tüketimin çok daha vahim sonuçlar doğuracağını ifade ettik ve ediyoruz. Önce indirimler sonra yükselen fiyatlar bunları hep görüyoruz ama bu oyunlara gelen yokmu? Var, dünyanın bir yanında ultralüks AVM'lerde sınırsızcasına tüketirken, patlarcasına yerken dünyanın diğer yerinde günlük 1 dolarlık bile yemek yiyemeyen bir kitle var. Bugün her evde her ailenin ikişer cep telefonu varken, hayatında hiç alo diyememiş hatırı sayılır bir kitle var. 4 bin, 5 bin hacim motorlu araçlara sahip olan kişiler var, bu sürdürülebilir değildir arkadaşlar, dünya böyle bir çılgınlığı daha uzun süre devam ettiremez. Nitekim bununda bugün öncü sarsıntılarını Yunanistan'da, İspanya'da, Portekiz'de, Amerika'da bunun öncü şoklarını yaşadı ve yaşıyor. Enerjiyi, gıdayı, suyu, yeraltı kaynaklarını daha fazla tüketme hırsının, terörün, göçün, çevre felaketinin sebebi olduğunu da artık görmek zorundayız. İşte Fransa ne diyor? 'Göçmenleri dışarı atacağım' diyor halbuki mensubu olduğu AB'de tam aksine böyle bir fırsat, böyle bir imkan yok. Ama şuanda geldiği nokta nedir? Dayanamıyor, altından kalkamıyor ve bahaneyi orada buluyor.

"DÜNYA YAŞANMAZ BİR HALE GELMEDEN"

Dünya yaşanamaz bir hale gelmeden bütün insanlığın paranın yenilebilen birşey olmadığını bilmesi ve buna göre tedbirler alması gerekiyor. Biz rekabeti hoş gören hatta teşvik eden bir kültürden geliyoruz, modern ekonomideki rekabeti de ihlassondakika işte böyle bir anlayışla kaynaştırmak zorundayız. Gelişmiş ülkelerden yasaları alıp ülkemizde birebir uygulamak çözüm üretmeyeceği gibi kalıcı da olmayacaktır. Adalet, hür teşebbüs, bağımsız ve adil yargı, bunlar bizim taklit etmemiz değil kendi özümüzden üretmemiz gereken kavramlardır. Biz küresel sistem bunu dayattı diye değil, adalet adına, insanlık adına bunu yapmalıyız.

ESENYURT'TA YAŞANAN YANGIN FACİASI

Bir inşaatta yaşanan felaket yaşadık, 11 işçimiz kaldıkları çadırda yanarak hayatını kaybetti. Salı günü partimin grup toplantısında da ifade ettim. Milyarlarca lira yatırım yapanların insan hayatını bu kadar ucuz görmeleri insanlıkla bağdaşmaz. Elbette hadisenin çok boyutu var ama bugün bu yıl dönümü vesilesiyle bu acı hadisenin bir haksız rekabet olduğunu da hatırlatmak zorundayım. Düşünün bir firma yatırım yaparken her yatırımı yapıyor, güvenlik tedbirine kadar alıyor. Bir firmada bütün bunları yapıyor ama sigorta yapmıyor, sigortasız kaçak işçi çalıştırıyor. Burada aleni bir hırsızlık olduğunu görmeniz için sadece yasalara bakmanıza gerek yok, tedbir almayan firma haksız rekabete kaçmıştır. Ortada sadece cinayet değil birde hile var, hırsızlık var, dolandırıcılık var. Haksız rekabet yasaların çiğnenmesinden önce bizi biz yapan değerlerin çiğnenmesidir ki buna göz yummak mümkün değildir. Temelinde acı olan, temelinde kan, gözyaşı olan her yapı er yada geç büyük bir enkaz haline gelmiştir, gelmeye devam edecektir. Rekabeti kendi tarihimizin, kendi değerlerimizin üzerinde inşaa etmek zorundayız. Özgürlük, adalet, hak, hukuk gibi kavramlar batılı kavramlar değildir bizim yücellttiğimiz kendi kavramlarımızdır.

"BU SÜREÇ KARARLILIKLA SÜRECEK"

Özgürlüklerin gelişmesi, yatırım fırsatlarının arttırılması için reformlarımızı sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. Bizim hükümet olarak ekonomideki sorumluluğumuz bellidir, biz ihlassondakika yatırım ortamını zenginleştiriyoruz. Biz aktif dış politikayla, hukukla yatırımın önünü açıyoruz. Türkiye'nin 2002-2010 arasında ortalama yıllık yüzde 5 büyümesi 2010 yılında ve 2011 yılında dünya rekorlarını elde etmesi bizim bu hassasiyetimizin bir sonucudur. İhracatımızın 36 milyar dolardan 137 milyar dolara ihlassondakika yükselmesi bunu göstermiştir. Bu süreci kararlı şekilde sürdüreceğiz, ülke içinde rekabet ortamını hassas şekilde dengeleyerek Türkiye'nin rekabet gücünü arttırarak Türkiye'nin gücünü büyütmeye devam edeceğiz.

"PUTİN 3 ÇOCUK FİKRİMİ KULLANDI"

İthal ettiğimiz enerji nedeniyle rekabet gücümüz doğrudan etkileniyor, biz enerji kaynakları konusunda, yeraltı kaynakları konusunda zengin bir ülke değiliz. Ama biz başka ülkelerde olmayan uluslararası rekabet gücümüzü etkileyen genç, dinamik bir nüfusa sahipiz. Bugün dünya nüfusu hızla yaşlanırken biz genç ve dinamik nüfusumuzla çok önemli bir potansiyeli elimizde tutuyoruz. Bu genç nüfus ne iş olursa yaparım derse bu hiç bir anlam ifade etmez, biz eğitimli, donanımlı, çağın ihtiyaçlarına cevap veren genç bir nesil yetiştirmeliyiz. Bunu gördüğümüz için Türkiye'nin rekabet gücünü eğitimin yükselteceği alan olarak gördüğümüz için en büyük yatırımları da bu alanda yapıyoruz. Ben hep en az 3 çocuk diyorum, bunu şuanda ki ekonomik tablomuza göre söylüyorum biz bunu yakalayamazsak 2038 yılında yaşlı bir nüfusa sahip olacağız ki bu ekonomik alanda sarsacaktır. Rusya G-20 toplantısında sayın Medvedevle konuşurken ben bunları anlattım baktım döndüğümde orada da en az 3 çocuk kampanyasını başlattılar, seçim kampanyasında da Putin bunu kullandı.

4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ

Biz bu ülkede malesef eğitimi yapamadık, hep öğretimde kaldık. Şimdi bunu eğitime çevirmenin bir mücadelesini milletçe, devletçe, hükümetçe vermemiz lazım. Bu oran önce yüzde 95'e düşüyor 2002'de biz görevi devraldığımızda bu oran yüzde 32,6'ya düşüyor. Bizim iktidar dönemimizde meslek liseleri konusunda öğrenci sayısını şuan yüzde 48'e çıkartmış durumdayız yüzde 32 küsürlük oran buralara ihlassondakika yükseldi. Birden yüze kadar saymayı bilen herkes kesintisiz eğitimin meslek liselerini adeta katlettiğini görür, 20 yıldır Milli Eğitim Şûra'larında yüzde 35 genel lise olması ve yüzde 65 meslek lisesi olması savunulur ama yapılan hiçbirşey yoktur. Kesintisiz eğitim Türkiye ekonomisine olduğu kadar Türkiye'nin rekabet gücüne de ağır darbe vurmuştur. Kesintisiz eğitimi getirenler nasıl bu ülkeye yazık ettilerse bugün kademeli eğitime karşı çıkanlar da aynı mantıkla hareket ediyorlar. Zorbalıkla gelen bir düzenlemeyi biz demokrasiyle ortadan kaldırıyoruz olay budur. Topla, tankla gelen bir uygulamayı biz millet iradesiyle, Meclis'te düzeltiyoruz.

Hükümet olarak üzerimize düşeni yerine getirmeye devam edeceğiz, biz yolları açacağız. Üretim, yatırım, istihdam, ihracat için güvenli zemin inşaa edeceğiz. Bu zeminde bizi 2023 hedeflerimize inşallah dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına ulaştıracaktır. Biz ahlâkla, tarihimizden miras aldığımız kendi öz değerlerimizle büyüyecek ve bugün olduğu gibi dünya için yine model tescil edeceğiz. Büyük balık küçük balığı yutmayacak, küçük balığa kol kanat gererek onuda büyütecek. Bunuda inşallah başaracağız' diyerek konuşmalarını sonlandırdı.



HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.