Seyid Mehmet Çavuş’tan mektup
AGD bu mektupla Çanakkale’de verilen mücadeledeki şuurun bugünün gençliğine daha iyi yansıması ve tazeliğini korumasını amaçlıyor. Çanakkale şehidinden gerçek yaşantıların konu edinildiği bu temsili mektup okuyanları oldukça duygulandırıyor. AGD Genel Merkez Ortaöğretim Komisyonu’nun ortaöğretim gençliğine tarih şuuru kazandırmak amacıyla hazırladığı bu sembolik mektupta, savaşın büyük kahramanlarından Mehmet Çavuş, gençlere sesleniyor. Tarihi bilgiler ışığında kaleme alınan mektupta, gerçek yaşantılardan kesitlerin yer aldığı bölümler okuyanları adeta o günlere götürüyor. Mektup, Türkiye’nin dört bir yanındaki ortaöğretim gençliğine gönderiliyor.
“ÖLÜRSEN ŞEHİT, GELİRSEN GAZİ OLACAKSIN”
Mehmet Çavuş’un annesinin, “Evladım baban ve ağabeyin görevleri başında şehit oldular, senden başka kimsem kalmadı. Ama ne yapayım, kaderde seni de cepheye göndermek varmış. Madem ki vatanımız ve kitabımız tehlikedeymiş, senin burada durman artık haramdır. Babana nasıl sabrettiysem, ağabeyinin acısına nasıl dayandıysam, senin yokluğuna da öyle dayanacağım artık. Ben seni bu günler için yetiştirdim! Haydi evladım, güle güle git ve görevlerini tam olarak yap! Ölürsen şehit, gelirsen gazi olacaksın!” sözleriyle başlayan mektupta Seyid Mehmet Çavuş, gençlere şöyle sesleniyor: “Evlatlarım! Çanakkale, dünden bugüne eskimeyen bir ders, kendi içinde apayrı bir okuldur. Çanakkale, toplu vuran yüreklerin, birbirine kenetlenmiş gönüllerin zaferidir. Çanakkale, silahla iman gücünün çarpışmasıdır. Ve bu çarpışmada Allah’ın yardımıyla imanlı yürekler galip gelmişlerdir. Düşmanın askeri gücü, kocaman topları ve kan kusan armadaları, henüz sakalı bitmemiş, bıyığı terlememiş Mehmetçiğin gözünü korkutmamış, siper ederek gövdelerini bu hayasızca akına dur demişlerdir. Mehmetçiğin bu azmi, cihat şuuru ve şehadet özleminden başka bir şeyle açıklanamaz. Evlatlarım! Dün Çanakkale’yi kazanan ruh maalesef bugün sinelerden sökülmeye çalışılmaktadır. Sayıca ve teknolojik bakımdan üstün olan düşman bizi bu şekilde yenemeyeceğini acı bir tecrübe ile öğrenmiştir. Bu nedenle yöntem değiştirerek bedenleri değil ruhları öldürme mücadelesine girişmiştir. Ve dün kendine geçit vermeyen 15’lilerin genç torunlarını yani sizleri hedef olarak almıştır. Dün vatan elden gidiyor diyerek kalemini sırasının üzerinde, topunu oynadığı bahçesinde bırakıp cephelere Allah Allah nidalarıyla koşan ecdadınız sizden gayret beklemektedir. Düşmanın ifsadından kendinizi koruyun. Zira siz geleceksiniz, gelecek sizlersiniz. Sizi milli ve manevi değerlerinize, aslınıza ve köklerinize sahip çıkmaya çağırıyorum. Çünkü istikbal köklerdedir.”
“RABBİNE SECDE EDEMEYEN BAŞ, DÜŞMAN POSTALINA EDER”
Mehmet Çavuş’un dilinden hazırlanan mektup, şu ifadelerle son buluyor: “Evlatlarım! Dün sıra bizdeydi. İmanımızı, imkanımızı, canımızı ortaya koyduk. Kimimiz şehit, kimimiz gazi olduk ve üstümüze üşüşen haçlı sürülerine hak ettikleri cevabı verdik. Silah ve sayı üstünlüğümüzle değil, iman gücüyle ve Allah’ın yardımıyla bunu başardık. Çünkü biz o zor şartlarda bile bir an olsun ibadetimizden geri kalmadık. Biliyorduk ki Rabbine secde edemeyen baş, düşman postalına secde eder. Bir halkı ayağa kaldırmak için ferdi ayağa kaldırmak gerekir. Bu da namazdaki dirilişle başlar. Bugün senin de aynı hassasiyeti göstererek beş vakit namazını kılman gerekir. Unutma ki Rabbine kul olamayan; dinine, milletine, vatanına kısaca davasına er olamaz. Evlatlarım! Şehitlerinize, gazilerinize ve uğrunda mücadele ettikleri değerlere sahip çıkma görevi bugün sizdedir! Çünkü siz kahraman bir ecdadın torunusunuz. Vakit televizyona, internete kapılma, oyunlarla yorulma devri değildir. Tıpkı ecdadınızın Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda yaptığı kahramanlıkları yapmak sizin de üzerinize vazifedir. O zaman ne duruyorsun haydi! Bak kollarını açmış bekliyor Peygamber (sav). Muvaffak olacağınıza canı gönülden inanıyorum. Allah (cc) yar ve yardımcınız olsun.”
YENİ AKİT/ANKARA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.