Evren yargı karşısına çıkıyor
Yayınlanma:
Türkiye bugün tarihi bir gün yaşıyor. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren 5’li cuntanın hayatta kalan iki üyesi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya darbeden 32 yıl sonra nihayet yargılanmak üzere Ankara 12. Ağır Ceza M
12 Eylül darbesini gerçekleştiren cuntanın hayatta kalan üyeleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya 32 yıl sonra bugün nihayet yargılanmak üzere Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarılıyor. İki yıl önce yapılan kısmi Anayasa referandumu ile 12 Eylül cuntasının yargılanmasına imkân sağlanmasının ardından ilk defa, gerçekleştirilmiş bir darbenin failleri de yargılanmış olacak.
Davaya, başta darbenin mağdurları olmak üzere çeşitli partiler, kurum ve kuruluşlardan 500’ün üzerinde müdahil olma talebi geldi. Darbeye uygun ortam hazırlamak için binlerce gencin hayatını karartan darbeciler, Türkiye’nin bugün de karşı karşıya bulunduğu PKK terörünün temellerini kendi elleriyle atmışlardı.
Davaya, başta darbenin mağdurları olmak üzere çeşitli partiler, kurum ve kuruluşlardan 500’ün üzerinde müdahil olma talebi geldi. Darbeye uygun ortam hazırlamak için binlerce gencin hayatını karartan darbeciler, Türkiye’nin bugün de karşı karşıya bulunduğu PKK terörünün temellerini kendi elleriyle atmışlardı.
DAVAYA MÜDAHİL PATLAMASI
12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek 12 Eylül Davası’nda, 5’li cuntanın hayatta kalan üyeleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya yargılanacak. Tarihi davaya hem sağdan hem de soldan çok sayıda simge isim müdahil oldu. Bu isimler arasında yaşı küçültülerek idam edilen Erdal Eren’in ağabeyi, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ın aileleri, 6,5 yıl hapis yatan ve işkencelere maruz kalan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ gibi isimler müdahil oldu. Şahısların yanı sıra çeşitli dernekler ve MHP, CHP, BBP, HAS Parti, EDP gibi çok sayıda parti de müdahil olma talebinde bulundu. Hatırlanacağı üzere CHP 12 Eylül referandumunda “hayır” oyu kullanılması çağrısı yapmıştı.
TBMM DE MÜDAHİL
TBMM de davaya müdahillik başvurusunda bulundu. TBMM Başkanı Cemil Çiçek başvuruyu doğrularken başvuru dilekçesinde şöyle denildi: “Askeri müdahalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1961 Anayasası'na göre, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir. Bu yetki devredilemez hükmünü içermektedir. TBMM’ye ait olan bu yetki, mutlak ve münhasır bir yetkidir. Sanıkların gerçekleştirdiği askeri müdahale ile kaynağını anayasadan olmayan yetkiler kullanılarak TBMM’ye ait yasama yetkisi, zor ve güç kullanılarak elinden alınmış, Anayasal görevi yapması engellenmiştir. Bu nedenle TBMM, sanıklara isnat edilen suçun birinci derece mağdurudur. Davaya müdahil olarak katılınması gerekmektedir. Bu yönde talep yazısı ilgili mahkemeye verilmiştir.”
MÜEBBETLE YARGILANACAKLAR
50 gencin idam edildiği, yüzlerce kişinin gözaltında kaybedildiği, öldürüldüğü veya işkenceye uğradığı darbe ile ilgili ilk duruşmaya Evren ve Şahinkaya’nın sağlık durumlarının elverişli olup olmadığı gerekçesiyle katılması beklenmiyor. Evren ve Şahinkaya ile ilgili, Anayasa’nın geçici 15. maddesinin, 12 Eylül 2010'da yapılan referandumla kaldırılmasının ardından yargı yolu açılınca soruşturma başlatılmış ve iddianame hazırlanmıştı. Suç yerinin Ankara, tarihinin de 2 Ocak 1980 ile 12 Eylül 1980-6 Aralık 1983 arası gösterildiği iddianamede, Evren ve Şahinkaya'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler”e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına” çarptırılmaları isteniyor. İddianamede, ayrıca, sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.
YURT DIŞI YASAĞI KONDU
Davayı görecek Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Evren ve Şahinkaya’ya, 18 Ocak 2012’de yurt dışına çıkış yasağı getirmiş, Evren ve Şahinkaya'nın avukatı bu karara itiraz etmişti. Ancak mahkeme bu itirazın reddine karar vermişti.
CARTER’İN ÇOCUKLARI YARGILANACAK
Yıllardır yapılan 12 Darbesi ile ilgili tartışmalarda cuntacıların darbeye ortam hazırlamak için nasıl ülkede sağ - sol çatışmasını bilerek körükledikleri, darbe öncesi terör olaylarında aynı silahla hem sağ görüşlülerin hem de sol görüşlülerin öldürüldüğü delilleriyle ortaya kondu. Darbenin dış güçlerle bağlantılı gerçekleştirildiği konusunda ise, darbe sonrası dönemin ABD Başkan Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar işi bitirdi” şeklinde bir mesajla bildirildiğinin ortaya çıkması, 12 Eylül darbesi ile ilgili anlatılan en çarpıcı anekdotlardan bir olarak tarihe geçti.
DARBENİN BİLANÇOSU
Darbenin ardından 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam hükmü verildi. Bunlardan 50’si asıldı. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi. 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
TERÖR BELASI 12 EYLÜL’ÜN ESERİ
12 Eylül darbesinin en önemli miraslarından biri de terör belası oldu. Darbe sonrasında oluşturulan yeni Anayasa’nın ardından 2932 sayılı yasa ile Türkiye, daha önce olmayan “Kürtçe yasağı” ile tanıştı. Bu yasakla adeta PKK terör örgütünün de temelleri atılmış oldu. Evren daha da ileri giderek meydanlarda,”Kürt diye bir millet yok, dağ Türkleri var” dedi. Böylece 1974’te sol bir örgüt olarak kurulan PKK, darbe sonrası hızla etnik bir temele kaydı. Kürtçe yasağı 12 Nisan 1991’de kaldırıldı ancak artık iş işten geçmişti.
HEM DARBECİ HEM DE BÖLÜCÜ
Ancak en ilginç olan ise, sözde ülkenin çıkarları için darbe yapıp Kürtçeyi yasaklatan; hatta Kürtlerin varlığını inkar eden Kenan Evren, 2007’de verdiği bir mülakatta Türkiye’nin 8 eyalete bölünmesini savunarak Kürdistan eyaleti kurulmasını savundu. O günlerde terör örgütünün siyasi uzantısı DTP’nin bile dillendirmediği sözlerinde Evren, bunu niçin “bölge valilikleri” projesini getirdiklerini, ancak dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın buna engel olduğunu söyledi.
Ertuğrul Cesur / Yeni Akit
Güncel
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.