Gündeme dair en aykırı yazı
Kenan Evren düşmanları
Bugün büyük günmüş. Medya öncülüğünde 12 Eylül ile hesaplaşılacakmış. Beş yüzden fazla kişi müdahillik talebinde bulunmuş.
12 Eylül referandumuna hayır diyenler, o referandumun sunduğu fırsatlarla bugün müdahil oluyorlar.
Solcuların tek derdi 12 Eylül darbesidir. Diğer darbeler onların umurunda değildir. Zira diğer darbelerin içlerinde ya kendileri bizzat vardır ya da düşünceleri eylemdedir.
12 Eylül 1980 darbesini değil makul karşılamak onun hakkında katı tenkitler savurmayanların bile darbeci ilan edileceği gerçeğinden hareketle 12 Eylül’ün varsa olumlu taraflarını ifade etmek gibi bir riske, damgalanma endişesinden dolayı, kimse girmez. Ben böyle bir risk alarak durumu kısaca değerlendirme niyetindeyim.
Öncelikle şunu ifade edelim ki 1980 yılından önce ve sonra onlarca darbe olmuş bir ülkede sadece 12 Eylül’ü diline dolayanların çoğunluğu sol cereyanlardır.
Hiçbir solcu 27 Mayıs darbesinin yargılanmasını istemez. O 27 Mayıs ki, Başbakanı ve iki bakanı ipe götürmüştü. Hiçbir solcu 28 Şubat’ın yargılanmasını istemez. O 28 Şubat ki, sol kesime özlediği iktidarı sunmuştu.
Tamam, 12 Eylül semboldür. Yargılanan darbelerdir. Eyvallah. Hâl böyle iken kronolojik davranılacaksa 27 Mayıs’ın, sondan başlanacaksa 28 Şubat’ın öncelikle yargılanması gerekirken solun istikameti doğrultusunda 12 Eylül ile işe başlamanın hikmetini bir türlü anlayabilmiş değilim.
12 Eylül’de en büyük darbeyi sosyalistler, solcular yedi. Ülkücülerden de zulme uğrayanlar oldu elbette. Ama asıl darbe sola idi. Dolayısıyla yıllardır solun tek derdi kendilerine kırılma noktası yaratan 12 Eylül ile hesaplaşmaktı.
Peki, 12 Eylül darbesi (Darbe şartlarının olgunlaşması, ABD’nin “bizim çocuklar” repliği, Mamak, Diyarbakır vs. gibi konulara girmiyorum.) olmasaydı ülkede darbe yine olacaktı. Bu darbe de 12 Eylül’ün kırptığı sosyalistlerden gelecekti. Sosyalist-Baas-Marksist bir darbeydi söz konusu olan. ABD (veya Kenan Evren ve şürekası),12 Eylül ile buna dur dedi.
Aslında şimdiki eski tüfek sosyalistlerin 12 Eylül hıncı, darbelerini (onlara göre devrim) engelleyen Kenan Evren ve arkadaşlarına duydukları öfkedir. Hülasaikelam, 12 Eylül darbesi tıpkı 1971 muhtırası gibi karşı darbedir. Muhtemel sol bir darbe 12 Eylül karşı darbesi ile önlenmiştir. Solcuların 27 Mayıs ve 28 Şubat’ı görmemelerinin sebebiâlisi de budur.
Kenan Evren darbeyi yaptıktan sonra hemen cezaevlerini doldurmuş ve darağaçları kurularak 50 kişi idam edilmişti.
Türkiye Cumhuriyeti bir anlamda darbelerle imtizaç etmiştir. Mesela 1925 yılında da Kazım Karabekir’in partisine ve hükümeti protesto eden muhaliflere darbe yapılmıştı. Sonrasında da hemen İstiklal Mahkemeleri kurularak binlerce kişi idam edilmişti. 27 Mayıs’a kadar olan darbeler genelde kültürel darbelerdi. Mesela Tevhid-i Tedrisat kanunu ile tevhidî tedrisata darbe yapılmıştı. 1928 yılında da alfabe darbesi yapılmıştı. Sol düşüncenin dünyasında 12 Eylül’den başka darbe yoktur.
Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki 12 Eylül darbesi olmasaydı bugün muhafazakârlarca arkasından ağıtlar yakılan, evliya mertebesine çıkarılan merhum Turgut Özal, Demirel ve Ecevit’ten fırsat bulup, Türkiye tarihine damga vurabilir miydi? Öyle ya merhum Cumhurbaşkanını o gün hakaret derecesinde eleştirenler bugün ona methiye düzmekte.
Son cümle olarak şunu ifade etmekte yarar var: Solcuların kurduğu kızıl orkestranın çaldığı Marks senfonisine bizim muhafazakâr-liberal medya da ritim tutuyor.
Mustafa Durdu / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.