CHP germek için müdahil olmuş!
Farklı görüşteki müdahiller arasındaki sert tartışmalar, tarihî 12 Eylül davasına gölge düşürdü. 80 darbesinden zarar görenler, kendilerini mağdur eden cuntacılardan hesap sormak yerine, birbirlerine düştü. Bu istenmeyen tablo, GATA’ya sığınan darbeci başlarını adeta sevindirdi.
CHP YANDAŞI AVUKATTAN ERDOĞAN’A AĞIR HAKARET
12 Eylül darbesine ilişkin davanın ikinci duruşması dün yapıldı. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanık sandalyeleri yine boş kaldı. Mahkeme heyeti, emekli Orgeneraller Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı davaya müdahil olarak katılmak isteyenlere söz hakkı verdi. Ancak “Darbenin en büyük mağduru biziz” diyerek tarihî davaya müdahillik talebinde bulunan CHP yandaşları, duruşma salonunda siyasî şov yaptı. Başbakan Erdoğan için çirkin ifadeler kullanıldı. Müdahil avukatlardan Sabri Kuşkonmaz, taleplerini dile getirmek için söz aldığı sırada, Erdoğan’a hakaret etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi Başbakan’ı “hukuk cahili” olmakla suçlayan Kuşkonmaz, “Başbakan bu davayı kirli politikasına alet etmektedir. Başbakan hukuk bilmemektedir. Hukukla arasında mesafe vardır. Bu mesafeyi bugünkü beyanlarında da dile getirmiştir. Çünkü davaya müdahale için anayasa değişikliğine ‘evet’ oyu vermek bir ön şart değildir. Ancak hukuk tahrip edilerek, bu şekilde yalan beyanda bulunulmuştur” dedi.
SALONDA TANSİYON YÜKSELDİ
Avukat Kuşkonmaz’ın Erdoğan’a yönelik bu ağır ithamları salondaki tansiyonu bir anda yükseltti. Salonda bulunan müdahiller arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı. Devrimci 78’liler Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Cumhur Yavuz, Kuşkonmaz’ın sözlerine itiraz eden BBP Kahramanmaraş eski Milletvekili Ökkeş Şendiller’e “Katil” diyerek bağırdı. Şendiller, bu ifadenin kayıtlara geçmesini istedi.
BAŞBAKANLIK AVUKATINDAN SERT TEPKİ
Davaya müdahil olan Başbakanlığı temsilen duruşmayı takip eden avukat Sami Arslan, Başbakan Erdoğan’a yapılan hakaretlere sert tepki gösterdi. CHP avukatı Celal Çelik’in hükümete yönelik “Darbe sayesinde şu an iktidardalar” sözlerini de hatırlatan Arslan, “Bazı siyasi partilerin temsilcileri, hukuki nitelikten çok siyasi beyanatlarda bulunuyorlar. Burası siyaset meydanı değil. Hiç kimsenin bu ülkenin Başbakanına hakaret etmeye, iftira atmaya hakkı yoktur. Bunu kabul etmeyiz” diye konuştu.
“DAVANIN YOLUNU BU HÜKÜMET AÇTI”
Meclis’te çoğunluğu elinde bulunduran Başbakan sayesinde 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına giden yolun açıldığını belirten Arslan, “Başbakan’ın başında bulunduğu hükümet sayesinde bugün burada bu yargılama yapılmaktadır. TBMM’de kabul edilen ve ardından referanduma götürülen geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla bu davanın yolu açıldı. Ayrıca Başbakanlık soyut bir kurumdur. Şu anki idarecileri de bağlamaz. Müdahil olmamızın önünde herhangi bir engel yok” ifadelerini kullandı.
YALÇINER: SAĞ-SOL AYRIMI DOĞRU DEĞİL
Ayrıca davaya bireysel olarak müdahil olan 12 Eylül mağdurları, o kanlı sürece ilişkin mahkeme heyetine çok çarpıcı bilgiler verdi. 12 Eylül sürecinde Türkiye Devrimci Komünist Partisi yöneticisi olan Mehmet Mustafa Yalçıner, duruşmadaki gerginliğe değinerek, “Ben cezaevinde işkence gördüm, dayak yedim. Sosyalist olduğum için zarar gördüm. Ama sağ-sol diye bir ayrım yapmak doğru olmaz. Darbeden tüm kesimler zarar gördü. Onun için tartışmaya gerek yok. 12 Eylül’de halka yönelik bir faşist suç işlendi” değerlendirmesini yaptı.
“EVREN, MİT’İ KONTROL ALTINDA TUTTU”
Cuntanın çok önceden devleti ele geçirme planları yaptığını kaydeden Yalçıner, MİT’in sivil iktidarın yanında yer almamasına dikkat çekerek, “Maraş ve diğer olaylara müdahale edilmedi. MİT, Kenan Evren tarafından kontrol altında tutulmuş ve planlı bir şekilde darbeye gidilmiştir. Darbeciler ABD’ye hizmet ettikleri için vatan hainliğiyle suçlanmalarını istiyorum. Evren vatan hainliğinden ve halk düşmanlığından yargılanmalıdır” şeklinde konuştu.
KOMUTAN, BAŞBAKAN ECEVİT’İ TAKMAMIŞ
Eski Maraş Milletvekili Hüseyin Doğan ise Sivas, Maraş, Çorum ve Malatya olaylarının darbeye giden kilometre taşları olduğunu belirtirken, bilinçli olarak bu olaylara müdahale edilmediğini vurguladı. Mahkemede bizzat şahit olduğu bir olayı da anlatan Doğan, “Maraş’taki olayların 23 Aralık’taki en vahim gününde, müdahale için Başbakan Bülent Ecevit’e gittik. Başbakanlık’tayken o sırada kardeşim telefon açtı. ‘Abi yardım edin. İnsanlar vekil olduğun için bizim evimizde toplandı. Ama bizim ev de kurşunlanıyor’ diye feryat etti. Ecevit hemen emrindeki komutanı arayarak, olaylara müdahale etmesini istedi. Komutan Ecevit’e olumlu bir cevap vermedi. Ecevit çaresiz ve kızgınlıkla telefonu kapattı” dedi. Evren’den emir alan dönemin jandarma komutanları, emniyet müdürleri ve valilerin de yargılanması gerektiğini ifade eden Doğan, “12 Eylül’de gerekli tedbirler alınsaydı darbe olmayacaktı. 12 Eylül bilerek, isteyerek ve hazırlanarak olmuştur” ifadelerini kullandı.
ŞENDİLLER, O CIA AJANINA DİKKAT ÇEKTİ
Mahkeme Başkanı Süleyman İnce’ye müdahillik talebini ileten Ökkeş Şendiller de, 12 Eylül anayasasına ret oyu kullandığı için gözaltına alındığı ve ailesine işkence yapıldığını anlattı. Darbeye zemin hazırlayan olayların perde arkasının aydınlatılamadığını vurgulayan Şendiller, CIA ajanlarının rolüne dikkat çekerek, “CIA ajanı Alexander Peck, Maraş olaylarında tahrikçilik yaptı. O günlerde Kıbrıs’tan 26 milli piyangocu getirildi. Bu kişiler Alexander Peck’in ekibiydi. Bunlar Çorum ve Malatya’da da görüldü. Bunlar devletin kayıtlarında var” diye konuştu.
EVREN VE ŞAHİNKAYA ZORLA GETİRİLSİN
Bir kısım müdahil vekili Ural Gündoğan, sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın, bir sonraki duruşmaya zorla getirilmelerine karar verilmesini talep etti.
Milliyetçi Türkiye Partisi Genel Başkanı Ahmet Yılmaz Büyükekmekçi ise davanın, gecikmiş ve siyasi bir dava olduğunu ve insanlığa karşı işlenen suçlarla yüzleşme niteliği taşıdığını söyledi.
Bütün darbeler ve darbe teşebbüslerinin yargılanmasını isteyen Büyükekmekçi, sanıkların tutuklu olarak yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını talep etti.
12 Eylül darbesinin ardından, “Asmayalım da besleyelim mi?” mantığı ile pek çok kişinin idam edildiğini hatırlatan Büyükekmekçi, idam cezası tekrar getirildiği takdirde sanıkların idama mahkum edilmelerini istedi.
Müdahil avukatlarından Müşir Deliduman sanıkların mal varlıklarına tedbir konulmasını talep etti.
BERFO ANA: KENAN EVREN SENİN OCAĞIN SÖNE
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde de Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, müdahil taleplerini dinlemeye devam etti.
Oğlu Cemil Kırbayır’ı işkence sonucu kaybettiğini belirten ‘Ana’ lakaplı Berfo Kırbayır da duruşma salonuna geldi. Oğlunun 12 Eylül sonrası gözaltına alındığını, daha sonra ise cesedinin dahi verilmediğini ve hâlâ nerede olduğunu bilmediklerini anlatan Kırbayır, Evren’i burada görmek ve dertlerini anlatmak istediğini ifade etti. “Kenan Evren senin evin yıkılsın, ocağın yıkılsın. Senin ocağın söne. Benim ocağımı söndürdün” dedi.
Müdahillik konusunda konuşan Orhan Miroğlu ise darbe davasının demokrasinin bir kazancı olduğunu söyledi. Referandumda ‘evet’ deyip bu yolu açanlara teşekkür eden Miroğlu, cezaevinde ağır işkenceler gördüğünü ifade etti.
Diyarbakır Cezaevi’nde 5 nolu yerde kaldıklarını ancak kendisinin burayı ‘5 nolu bellek’ olarak nitelendirdiğini anlatan Miroğlu, Diyarbakır Cezaevi’nin Türkiye’de Kürtlerin eşit muamele gördüğü bir mekân olduğunu söyledi. Cezaevinde Kürtçe konuşmanın yasak olduğunu kaydeden Miroğlu, görüşme yerlerinde ‘Türkçe konuş, çok konuş’ yazıldığını ifade etti. 32 yıl öncesine gidip neler yaşandığının görülmesi gerektiğini belirten Miroğlu, ‘nefret etmekten kurtulmak ve beraber yaşamanın koşullarını oluşturmak’ gerektiğini kaydetti. Müdahillik konusunda konuşan Gül Erdost, Mamak Cezaevi’nde dövülerek öldürülen İlhan Erdost’un eşi olduğunu ifade etti. Yapılan otopsi ile eşinin beyin kanamasından öldüğünün tespit edildiğini anlatan Erdost, 32 yıldır bu davanın peşinde olduklarını, ancak kin gütmediklerini söyledi. Dört er, bir astsubayın yargılandığını ve cezalar aldıklarını dile getiren Erdost, ancak bunun mağduriyetlerini gidermediğini ifade etti. Dönemin tüm sorumlularının yargılanmasını talep ettiklerini belirten Erdost, yargılamanın iki sanıklı bir dava olarak kalması halinde ölü bir dava olacağını savundu. Kendisinin devlet memuru olduğunu ve Hakkari’ye sürüldüğünü anlatan Erdost, geçmişle yüzleşilmediği sürece mağduriyetlerinin giderilemeyeceğini savundu. Raci Tetik başta olmak üzere dönemin sorumlularının hesap vermesi gerektiğini vurgulayan Erdost, eşinin yayıncı olması sebebiyle kendilerine “İçerisi sizin zehirlediklerinizle dolu” şeklinde hakaretler edildiğini belirtti.
“MEHMET AĞAR VE İBRAHİM ŞAHİN SORUMLU”
Müdahillik talebinde bulunan Ahmet Cihan ise darbelerden bu toplumun çok çektiğinin altını çizdi. Hiçbir kininin bulunmadığını dile getiren Cihan, Evren ve Şahinkaya’nın burada olmalarını ve adım adım erimelerini istediğini belirtti. Ahmet Cihan, ağabeyi Süleyman Cihan’ın öldürülmesinden Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in sorumlu olduklarını ve tutanaklarda bu iki ismin imzasının bulunduğunu ileri sürdü. 7 yaşındaki kızı ve eşinin bir ay evde tutulduğunu anlatan Cihan, canına kıyması için abisinin eşinin bir şekilde yönlendirildiğini dile getirdi.
“KADINLARA TECAVÜZ EDİLDİ”
Müdahillik talebinde bulunan Nimet Tanrıkulu da 32 yıldır darbecilerin yargılanmasını bıkmadan usanmadan söyleyen bir kadın olduğunu söyledi. İnsanlık suçlarından zaman aşımını ağzına alan herkesin utanması gerektiğini vurgulayan Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları anlattı ve kadınların uğradığı tecavüzün asla unutulmadığını ve affedilmeyeceğini belirtti.
ADLİYE ÖNÜNDE BEKLEYİŞ SÜRDÜ
Bu arada adliye önünde toplanan bazı mağdurlar, bekleyişlerini dün de sürdürdü. Adalet Sarayı önünde bekleyenlerden Elif Torun Öneren, 32 yıl önce kardeşini kaybettiğini belirtti. Onun fotoğrafını taşıyarak hak aradığını dile getiren Öneren, Evren ve Şahinkaya’nın yargılanmasıyla 12 Eylül’ün “aklanamayacağını” ileri sürdü.
Öneren, duruşmalar bitene kadar Ankara Adalet Sarayı önündeki bekleyişini sürdüreceğini söyledi.
Atilla Güven isimli vatandaş da darbe döneminde cezaevine girdiğini ve işkence gördüğünü belirtti. Yaşanan acılarla hesaplaşılması gerektiğini ifade eden Güven, “Türkiye’de bir daha böyle acılar yaşanmasını istemiyorum. Bunlara neden olanlara örnek cezalar verilmelidir” diye konuştu.
Bu arada, duruşmaya verilen aranın ardından müdahillik talebinde bulunan Semih Özay’ın avukatı Müşir Deliduman, gazetecilere yaptığı açıklamada 12 Eylül darbesini “insanlığa karşı işlenen bir suç” olarak nitelendirdi. Bu suçu işleyenlerin mutlaka yargılanması gerektiğini belirten Deliduman, “Onlar insanlığa karşı suç işleyerek bu ülkenin insanlarına çok ağır bedeller ödettiler. Yaptıkları eziyet ve işkenceler yanlarına kâr kalmasın ki onları takip edecek darbe heveslileri bir daha cesaret bulmasın” dedi.
EROL METİN/AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.