'O kadın' için şok uzman yorumu!
Uzun yıllar ateistliğini ve marksist oluşunu her yerde açıklayan, üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin çarpık tarih anlayışını en son senaristliğini yaptığı "Muhteşem Yüzyıl" dizisine taşıyan Meral Okay ve sözkonusu diziyle ilgili tarih uzmanı Beyazıt Akman çarpıcı görüşlerini sosyal medyada dile getiriyor.
“KANUNİ HEP YATAKTA VE BEYLİK LAFLAR EDEN BİR SULTAN”
Akit’ten Furkan Altınok’un haberine göre, Beyazıt Akman, aynı isimle facebook sitesinde açtığı sayfasında, “harem takıntılı” Osmanlı romanlarına alternatif oluşturmak için beş yılda kaleme aldığı 700 sayfalık Fatih ve Fethi anlatan "Dünyanın İlk Günü" isimli romanını tanıtırken, Muhteşem Yüzyıl ve benzeri yapımlara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunuyor. Akman, şu görüşleri dile getiriyor: "Osmanlı mirasının çok daha doğru anlaşılmaya başlandığı bir dönemde Muhteşem Yüzyıl dizisinin Hollywood’u gölgede bırakan harem fantezilerine yer vermesi kasıtlıdır, bu, kendi tarihiyle barışan halka bir misillemedir. Kılıçla başlayan, hayvan muamelesi gören kölelerle devam eden, çıplak cariyelerle biten dizi, ‘Barbar Türkler’ kavramının tüm klişelerine haiz. Kasım kasım kasılarak her akşam farklı bir cariyeyi yatağında bekleyen, beylik laflarla ahkâm kesen,dedikodunun bin türlüsünde uzmanlaşmış vasıfsız vezirleriyle poz kesen bu dizinin Süleyman’ının, tarihteki Kanuni ile uzaktan yakından alakası yok.
“SEKS İLE OSMANLI’YI PAZARLAYIP, REYTİNG YAPMAK İSTİYOR”
Bu bir Hollywood geleneği. Durduk yerde bu geleneğin niçin tekrar hortlatıldığına bir anlam veremiyorum. Cumhuriyet dönemi ile Osmanlı tarihinin barışmaya başladığı, tarihimizin çok daha iyi anlaşıldığı bir dönemde, Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasındaki etkisinin Wikileaks’te bile görüldüğü bir süreçte bu Oryantalist imgelerin kendi kendimize yeniden hortlatılmasının tek bir cevabı olabilir: Seks ile Osmanlı tarihi pazarlamak ve reyting yapmak. Daha da acısı, burada, son yıllarda Osmanlı tarihi üzerine oluşan sempatiyi kırma çabası da söz konusu olabilir. Aşk elbette olacak, ama Batı’nın harem fantezileri ile değil.
UCUZ YAZAR DAİMA BEL ALTINA VURUR
Ucuz yazarlık, araştırma ve derinlik olmadan işe koyulduğunda herzaman bel altına vurur. Elbette Doğu medeniyetleri kusursuzluktan münezzeh değildir. Ancak 15-16. yüzyıl gibi İslam Medeniyeti’nin altın çağlarından olan bir dönemi, Halil İnalcık hocanın deyimiyle Klasik Osmanlı Çağı’nı resmediyorsak insanın elini vicdanına koyması, kılı kırk yararak iş görmesi gerekir.‘Asmalı Konak’ın mutfak dedikodularıyla Osmanlı Sarayı senaryolaştırılamaz. Demokratik bir ülkede elbette isteyen istediği diziyi yapar, burada meydanı boş bırakmamak, gerekli kişilerin inisiyatif alarak daha sağlam yapımlara imza atmaları önemlidir. Bir de şu var: Kasıntıyla edebiyat karakteri olmaz.Sultanın lakabı ‘Muhteşem’ diye hikâye de kendiliğinden muhteşem oluvermez. Kimse yanılmasın, bu, bir Müslüman Osmanlı Sultanı Süleyman’ın değil, Hıristiyan bir köle kızın Osmanlı’yı sözde dize getirmesinin gerçek-dışı hikâyesidir.”
AKMAN'IN PARLAK BİR KARİYERİ VAR
Altı yıldır Amerika’da yaşayan 1981 Kastamonu doğumlu Beyazıt akman, Illinois State Üniversitesi’nde "Batı edebiyatında İslam algısı ve Türkler" üzerine doktorasına devam ediyor. İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bitiren Akman,üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle mezun oldu. Fulbright Bursiyeri olarak Amerika’ya giden Akman, 2006’da İngiliz edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı. Aynı üniversitede halen İngiliz edebiyatı ve İslam üzerine ders veriyor. Shakespeare ve Daniel Defoe’da Türk imgesi ve Osmanlılar hakkında uluslararası akademik dergilerde makaleleri bulunan yazar Amerika’da pekçok konferansta bildirilerde sundu. Varlık, Kitap-lık, ve Adam Öykü gibi dergilerde öyküleri, Vatan, Radikal ve Sabah gazetelerinde yazıları yayınladı, 2003 Yaşar Nabi Yanır Gençlik Ödülleri’nde Dikkate Değer Öykücü olarak değerlendirildi. "Dünyanın İlk Günü" isimli romanı da kaleme alan Akman, Washington'daki dünyaca ünlü, kütüphaneler ve müzeler kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü'ne "Batı'daki Türk ve İslam algısı" adlı araştırmasıyla özel araştırmacı olarak kabul edildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.